Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/16726 E. 2012/24296 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/16726
Karar No
2012/24296
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2009/603-2012/136 Davacı, davalı şirket nezdinde 03.03.2007-03.01.2009 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile bu sürelerinin sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle; davanın kabulü ile davacının davalı şirkete ait "tescilsiz" işyerinde 03/03/2007-02/08/2007 tarihleri arasında 150 gün, 05/01/2008-04/10/2008 tarihleri arasında 270 gün, 14/10/2008-03/01/2009 tarihleri arasında 80 gün olmak üzere aylık brüt 2.000,00 TL ücretle toplam 500 gün çalıştığının, 500 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin, tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-506 sayılı Yasanın 4. maddesi ile “işveren; ...sigortalıları çalıştıran ... kişiler...” olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır. Davalı şirket vekilinin, şirketin, davacının bahsettiği gibi ...’ta iş yapmadığı, dinlenen tanıkların da davalı şirketin ortağı olan ...’e ait işyerinde çalıştıklarını beyan etmeleri, ayrıca davacının hizmet bildirimlerinin ...’e ait işyerinden yapılması karşısında, tespite konu dönemde gerçek işveren saptanarak bu kişiye usulüne uygun husumet yöneltilmesi ile davaya katılımı sağlanmalıdır. 2-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu kapsamda hizmet tespitine yönelik davalarda davacı işçinin ücretinin ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’na davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288.(6100 Sayılı HMK 200) maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı HUMK 288.(6100 sayılı HMK 200) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür. Yazılı delille, ispat sınırın altında kalan miktar için tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar, sınırı aşıyor olsa bile, varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa, tanık dinletilmesi mümkündür. Aksi halde ise, günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücretin esas alınması gerekir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar çerçevesinde gerekli araştırma ve inceleme yapılmaksızın, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan ... İnş. Taah. Isı Sis. Mak. Turz. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye iadesine, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16726, K. 2012/24296, T. 03.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-16726-e-2012-24296-k-d3cfa1e31761