Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13390 E. 2024/12919 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13390
- Karar No
- 2024/12919
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1140 E., 2024/1676 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/327 E., 2021/293 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, yurt dışı borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, yapılan Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2021 tarihli ve 2021/327 E., 2021/293K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli ve 2021/2231 E., 2023/853K. sayılı kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemiz bozma ilamında, "talep tarihi itibariyle geçerli bir yurt dışı borçlanmasının bulunmadığı gözetilerek, davacının da talep etmesi halinde, dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 17.06.2021 tarihinde geçerli ve yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden ve 3201 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereği yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayılarının esas alınacağı gözetilerek borçlanabileceğinin tespitine" dair bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. B.Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ile esas ve karar numarası belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davaya Kurumun sebebiyet vermediğini, Kurum aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yurtdışı borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Bozmaya Uyma veya Direnme başlığı altında 373. maddesinin birinci fıkrasında ''Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilir'' hükmü, ikinci fıkrasında ise ''Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359. maddesinde Bölge Adliye Mahkemesince verilecek kararın unsurları belirtilmiştir. Buna göre (1) karar aşağıdaki hususları içerir: a) Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları. b) Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti. ç) İlk derece mahkemesi kararının özeti. d) İleri sürülen istinaf sebepleri. e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep. f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi. g) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları. ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. (3) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir. (4) Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise Bölge Adliye Mahkemesi tarafından re'sen tebliğe çıkarılır. Yukarıda belirtilen hükümlere göre bölge adliye mahkemesince davanın esasına ilişkin olarak verilen iki tür kararı Yargıtay'ın temyiz incelemesine konu olabilir. Birincisi, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararlarıdır. Bu durumda Yargıtayın bozma kararı vermesi halinde dosya karar vermek üzere ilk derece mahkemesine gönderilir. İkincisi ise bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararlarıdır. Bu durumda Yargıtayın bozma kararı vermesi halinde dosya karar vermek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilir. Zira bozulan karar, ilk derece mahkemesi kararı değil dosyanın esasına girerek dosyanın esası hakkında yeniden verilen bölge adliye mahkemesi kararıdır. Bölge adliye mahkemesince Yargıtayın bozma kararına uyulması halinde bozma ilamındaki açıklamaları dikkate alarak ve HMK’nın 359. maddesi hükümlerine göre ve 360. maddesinde yer alan, “(1) bu bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.” hükmü gereğince, bozma ilamında belirtilen eksiklikler tamamlanarak işin esası hakkında ve uyuşmazlığı bitirecek şekilde bir karar verilmek üzere yargılama yapılması gerekecektir. Bölge adliye mahkemesi tarafından özel daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama artık İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde olmayıp hüküm mahkemesi sıfatıyla yapılan bir yargılamadır. Eldeki dosyada ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine dair kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18.04.2024 günlü ilamı ile kararın bozulduğu ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verildiği ancak uyuşmazlığın esası hakkında HMK’nın 359. maddesi hükümlerine ve bozmaya uygun şekilde bir karar verilmesi gerekirken istinaf incelemesi yönünden ayrıca yargılama giderlerine hükmedilmesine dair yazılı şeklinde karar verilmesi hatalı olmuştur. (Nitekim YHGK'nın 04.03.2021 tarih, 2021/2-96 Esas, 2021/205 Karar; 18.11.2021 tarihli ve 2021/10-675 Esas, 2021/1458 Karar; 2021/(21)10-298 Esas, 2021/1456 Karar; 2021/(21)10-227 Esas, 2021/1455 Karar; 2021/10-643 Esas, 2021/1457 Karar ile 22.06.2022 tarihli ve 2021/11-334 Esas, 2022/1021 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.) Ayrıca davacının talebinin kısmen kabul kısmen reddedilmiş olması karşısında yargılama giderinin de buna göre hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 3- Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün 1/e bendinin tamamen silinerek yerine "Davacı tarafından yapılan 189,00 TL yargılama giderinin takdiren 94,5 TL 'sinin davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına," cümlesinin yazılmasına, Bölge Adliye Mahkemesi hükmüne 1/f bendi eklenerek "Davalı tarafından yapılan 62,00 TL yargılama giderinin takdiren 31,00 TL 'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı Kurum üzerinde bırakılmasına," cümlesinin yazılmasına, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün 2 numaralı bendinin tamamen silinmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.