Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3819 E. 2024/10064 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3819
- Karar No
- 2024/10064
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1485 E., 2021/1061 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/21 E., 2019/567 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkilinin murisi sigortalının meydana gelen iş kazasında vefat ettiğinden bahisle 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili ile davalı ... Özel Güv. Koruma ve Eğ. Hizm. Ltd. Şti. vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Davalı ... Fiziki Güv. Hizm. A.Ş. davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olayın meydana geliş şekli itibariyle hayatın olağan akışı içinde, işyeri dışında, evde, iş yerinde veya değişik yer ve saatte yaşanabilecek bir vakıa olması nedeniyle kusura ilişkin illiyet bağı bulunmadığının anlaşıldığı ve dolayısıyla davalı tarafın kusurunun ispatlanamadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, olayın bir iş kazası olduğunun sabit olduğunu, temyiz incelemesi yapılmasını istedikleri hususun işverenler pozisyonundaki davalıların kusurlarının tespiti ve müvekkili açısından yoksun kaldığı desteğin tazmin edilmesi olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda olayın iş kazası olarak kabul edildiğini, davalıların bir kastının bulunmadığı belirtilmiş ise de; işverenlerin kusursuz sorumluluk ilkesi dışında cezai sorumluluğunun bulunmadığının da belirtildiğini, öncelikli olarak davanın bir hukuk davası olduğunu, dolayısıyla bilirkişilerden, davalıların cezai sorumluluklarının bulunup bulunmadığına dair bir araştırma yapmalarının talep edilmediğini, ayrıca davalıların cezai sorumluluklarının bulunmamasının hukuki sorumluluklarının da bulunmadığı anlamına gelmediğini, bilirkişi raporunun bu açıdan talepleri ile uyuşmadığını, dosya konusuna çözüm mahiyetinde bir katkıda bulunmadığını, Mahkemece davalıların, yaşanan iş kazasından kusursuz sorumlu olduklarının göz ardı edilerek davanın reddine dair karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, yaşanan olay bir kalp krizi olduğunu, her ne kadar iş dışında başkaca bir ortamda da meydana gelme ihtimali var olsa da sonuç olarak dosyaya konu olayda müteveffanın mesai saati içerisinde ve iş yerinde kalp krizi geçirdiğini, şartlar böyle iken yaşanan olayın nedenlerinin araştırılması yerine bu olayın başkaca bir yerde de olma ihtimaline binaen davalıları sorumluluktan kurtarmanın hakkaniyete aykırı bir karar olduğunu, ... açısından da kazayı tetikleyici nedenlerin işle bir alakası olup olmadığının araştırılması yerine yaşanan olayın başkaca bir yerde de yaşanabileceğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesinin yanlış olduğunu, müteveffanın başına gelen iş kazasının tamamen çalışma şartları ile alakalı olduğunu, müteveffanın Balıkesir Üniversitesi gibi kalabalık öğrenci potansiyeli bulunan bir Kurumda güvenlik amiri olarak çalıştığını, kendisine bağlı 120 personel bulunduğu gibi müteveffanın sadece bir binadan değil Balıkesir’in farklı yerlerinde bulunan tüm yerleşkelerden en üst düzeyde amir olarak tek başına sorumlu olduğunu, zor, riskli ve buna bağlı stres düzeyi yüksek bir iş yaptığını, müteveffanın çalışma şartlarında ki zorlukların bunlarla da sınırlı olmayıp, dosya kapsamında dinlenilen tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere işyerinde müteveffaya bağlı birçok kimsenin aylık maaşlarının ödenmediğini, yapılan işin stersinin yanı sıra müteveffanın ücretleri ödenmeyen birçok personelinin kendisini aramaları, ısrarla ücretlerini sormaları nedeniyle sürekli olarak işveren davalılar ile çalışanları arasında kaldığını, yaşanan bu durumlara bağlı stres artışı neticesinde müteveffanın kalbinin daha fazla dayanamadığını ve davaya konu iş kazasının meydana geldiğini, Mahkemenin yapmış olduğu yargılamada kalp krizi neticesinde vefat eden müteveffanın bu krizine neden olan hususlar hakkında hiçbir araştırma yapılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin bu hususta araştırma yapılmasının gerekip gerekmediğine dair bir karar vermediğini, en azından müteveffanın bu stresli ve yoğun iş temposunun kalp krizine sebebiyet verip vermeyeceğinin araştırılması gerektiğini, ayrıca davalıların iş yerine girişte ve sonrasında çalışanlarını sağlık kontrolüne tabi tutmasının da onları sorumluluktan kurtarmayacağını, zira yaptırılan bu kontrollerin müteveffanın kalbiyle ilgili bir sorununun bulunup bulunmadığına dair araştırma yapıldığı, şayet böyle bir sorun varsa müteveffanın çalışma şartlarının bu risk nedeniyle iyileştirildiğine dair de dosyaya yansıyan hiçbir husus bulunmadığını, çalışanların sadece genel geçer manada bir sağlık kontrolünden geçmiş olmasının davalılar açısından sorumluluktan kurtulma nedeni olamayacağını, Mahkeme tarafından böylesi bir araştırma dahi yapılmadığını, kaldı ki dosya kapsamında çalışanlara iş sağlığı hakkında eğitim verilmediğinin açık olduğunu, tüm bu sebeplerle yaşanan iş kazasının meydana geldiği yer ve meydana geliş şekli hep birlikte değerlendirildiğinde açıkça müteveffanın ölümünden davalı işverenlerinin sorumlu olduğu ortadayken davanın reddine dair karar verilmesinin hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davacıdan alınması gereken karar ve ilam harcı hesaplanırken maktu karar harcından davacı tarafça dava açılırken yatırılan peşin harcın mahsubu esnasında hesaplamanın hatalı yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının karar ve ilam harcına ilişkin ikinci bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "Alınması gereken 54,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, ibarelerinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.