Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2977 E. 2023/5693 K. – Haczin Kaldırıl

Konu: Haczin Kaldırılması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2977
Karar No
2023/5693
Karar Tarihi
Konu
Haczin Kaldırılması

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/546 E., 2022/3075 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/250 E., 2021/490 K. Taraflar arasındaki haczin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.06.2021 tarihli ve 26838183 nolu kurum işleminin iptalini, davacının mal varlığı üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini, davacının %10 haksız çıkma tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hacizlerin kaynağı olan ödeme emirlerinin davacıya 27.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından, kuruma 29.05.2019 tarihinde başvurularak mal beyanında bulunulduğu, SGK tarafından davacı adına tescilli davaya konu -Zeytinli Mahallesi 1834 ada 13 parsel Edremit/Balıkesir'de- bulunan taşınmaza 20.05.2019 tarihinde haciz konulduğu, 6183 sayılı Kanun'un tahsil zaman aşımını düzenleyen 103 üncü maddesi de göz önünde bulundurulduğunda zamanaşımının mal bildirimi ve haciz ile kesildiği ancak kesilmeden itibaren dava tarihine kadar işleyen süre göz önünde bulundurulduğunda 15 günlük hak düşürücü sürenin geçirildiği, davacının itirazının esasa girilmeden usulden reddi sebebiyle davalı Kurum lehine %10 tazminata hükmedilmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, ödeme emri tebliğ olmadan haciz konulduğunu, davanın süresi içerisinde açıldığını, davanın konusunun ödeme emrinin iptali olmayıp ödeme emri gönderilmeden davacının malvarlığına konulan haczin kaldırılmasından ibaret olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı Kurum vekili; 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereği kurum lehine %10 haksız çıkma tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6183 sayılı Kanun'un tahsil zaman aşımını düzenleyen 103 üncü maddesi de göz önünde bulundurulduğunda zamanaşımının mal bildirimi ve haciz ile kesildiği ancak kesilmeden itibaren dava tarihine kadar işleyen süre göz önünde bulundurulduğunda 15 günlük hak düşürücü sürenin geçirildiği, davacı talebinin 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesine göre yapıldığının belirgin bulunmasına, 6183 sayılı Kanun'un 58/5 inci maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğine göre İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin ve davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, ödeme emri tebliğ edilmeden haciz konulduğunu, 20.05.2019 tarihinde davacının malvarlığına haciz konulduktan sonra 27.05.2019 tarihinde ödeme emri tebliğ edilerek ödeme emrine karşı dava açma hakkı tanınmadan malvarlığına haciz konulduğunu, dava konusu işlemin ödeme emrinin iptali olmayıp davacının malvarlığı üzerindeki hacizlerin kaldırılmasından ibaret olduğunu, asıl borçlunun Çengelköy Eğitim Hizmetleri Anonim Şirketi olduğu, söz konusu şirketin KHK kapsamında ticaret sicil kaydının re'sen terkin edilerek malvarlığının hazineye devredildiğini, kurumca alacağın tahsili için hazineye başvuru yapılması gerektiğinden davacının sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı SGK vekili, davalı kurum lehine %10 haksız çıkma tazminatına hükmedilmemesi nedeniyle temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haczin kaldırılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6183 sayılı Kanun'un “Ödeme Emri” başlıklı 55 inci maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme Emrine İtiraz” başlığını taşıyan 58 inci maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde (7061 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ile on beş gün olarak değiştirilmiştir.) itirazda bulunabileceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur. 6183 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi hükmü uyarınca da süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. Bu bağlamda, borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanun'un 55 inci maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının “ödeme emri”nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırıdır. 3. Değerlendirme Somut olayda, 24.06.2021 tarihli ve 8183 sayılı Kurum yazısında, şirkete ödeme emri tebliğ edildiği, ancak malvarlığının tespit edilemediği, borcun şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından yönetim kurulu başkanı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin 27.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve davacının Balıkesir 1834 ada 13 parsel taşınmazına haciz konulduğu, şirketin borcu 24.06.2021 tarihi itibariyle de ödenmediğinden haczin kaldırılmayacağı, haczin kaldırılması talebinin reddedildiği bildirilmiştir. 17.05.2019 düzenleme tarihli davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin davacıya 27.05.2019 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, 17.05.2019 tarihli haciz yazısına (SGK tarafından Edremit Tapu Müdürlüğüne 2015/7-2016/8 arası prim +İSP 110.224,25 TL dayanak: 2016/94502-03-04 takip nolu ödeme emirleri) istinaden davacı ... 'a ait gayrimenkul üzerinde kamu haczi tesisi işleminin 20.05.2019 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Davanın haczin kaldırılması istemine ilişkin olduğu anlaşıldığından, davacı hakkında başlatılmış bir takibin varlığı ile haciz bildirisine konu edilen ödeme emrinin/emirlerinin ya da başkaca ödeme emirlerinin varlığı ve usulüne uygun tebliği ile kesinleşme olgusunun araştırılması ile kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulmasının kanuna aykırı olduğu hususu dikkate alınarak yapılacak irdeleme sonucuna göre işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hak düşürücü süreden bahsedilerek davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2977, K. 2023/5693, T. 22.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2977-e-2023-5693-k-ee39750f53cb