Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2426 E. 2023/2375 K. – Ödeme Emrinin
Konu: Ödeme Emrinin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2426
- Karar No
- 2023/2375
- Karar Tarihi
- Konu
- Ödeme Emrinin İptali
... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3737 E., 2022/3813 K. ... ... KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/234 E., 2022/186 K. Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı SGK Başkanlığı tarafından davacılara 2009/31524, 2009/31525, 2013/49753, 2013/49754, 2015/16929, 2015/16928 takip numaralı icra emirlerinin usulsüz olarak 20.08.2019 günü ... ve ... adına 18 yaşından küçük ...’a tebliğ edildiğini yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, davacıların takiplerden tesadüfen haberdar olduğunu, borçtan davacıların sorumluluğunun olmadığını, icra emrine konu borcun ... Yapı Mal. Ltd. Şti.’nin ... Parseldeki ... İnşaatında taşeron olarak yer alan ...’in inşaatında çalışmayan işçileri çalışmış gibi göstermesinden kaynaklandığını, bu nedenle ... 3. Ticaret Mahkemesinin 2012/40 E. sayılı dosyasından dava açıldığını, ... 5. İş Mahkemesi 2012/662 E. sayılı dosyasından ise ... tarafından inşaatta haksız işçi bildirimi yapıldığı tespit edilerek SGK’nın işleminin iptaline karar verildiğini, ayrıca limited şirket ortaklarına şirket aleyhine takip yapıp borca batık durumu tespit edilmeden takip yapılamayacağını, ... ve ... aleyhine yapılan takibin bu nedenle iptalinin gerekeceğini belirterek 2009/31524, 2009/31525, 2013/49753, 2013/49754, 2015/16929, 2015/16928 takip numaralı amme alacağı ödeme emri ve ödeme emrine konu alacağın gerçek olmaması nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptalini, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava şartı yokluğundan süre yönünden reddinin gerektiğini, davanın esası yönünden ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... Yapı Ltd. Şti. 2 no.lu taşeronu ...’in ödenmeyen borçlarından dolayı 2009/31524-31525, 2013/49753-49754 2015/16929-16928 takip nolu dosyalar ile 5510 sayılı Kanun'un 12, 88 ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35 inci maddesi uyarınca icra takibine geçilerek davacılara ödeme emri gönderildiğini, ödeme emirlerinin 20.08.2019 tarihinde tebliğ edilip 15 günlük süresi içerisinde davanın açılmadığını, ... Yapı Ltd. Şti. tarafından ... 5. İş Mahkemesinin 2012/662 E. sayılı dosyasından başlatılan (bozma sonrası 2018/2 E., 2019/28 K.) davada davacının SGK’ya borçlu olduğuna karar verildiğini dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, şirketin borca batık hali tespit edilmeden şahıslar adına takip yapılamayacağı şeklindeki değerlendirmenin hukuki olmadığını, mevzuat gereği şirket yönetim kurulu üyeleri üst düzey yönetici yetkilisi ile kanuni temsilcilerin kuruma karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... Yapı Ltd. Şti. ile dava dışı ... arasında alt-üst işverenlik ilişkisinin devam ettiği 2009/3-2011/1 dönemindeki 2009/31524-31525, 2013/49753-49754, 2015/16929-16928 no.lu dosyalara konu edilen prim ve İSP borçları yönünden davacı ... Yapı Ltd. Şti.’nin kuruma borçlu olduğu, ayrıca ... Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen 24.09.2019 tarihli yazı ve eklerinden davacı ...’ın (ödeme emirlerinin konusu olan dönem dikkate alındığında) 05.12.2008-10.12.2012 tarihleri arasında ... Yapı Ltd. Şti.’nin 25 hisse ile ortak olduğu, ...'ın ise bu dönemde şirketin hissedarı ve temsil ve ilzama yetkili olduğu, bu bağlamda davacıların kurum borcundan sorumlu oldukları anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, ... 2. İş Mahkemesi 2019/234 Esas 2022/186 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacılar adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 5510 sayılı Kanun'un 88/20 nci maddesi “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür. 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde ise "Limited şirket ortaklan şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar” hükmü öngörülmüş iken, öngörülen istisnaları dışında 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 04.06.2008 tarih 5766 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile, 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde yer alan “Şirketten tahsil imkanı bulunmayan” ibaresi şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı maddeye, “Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden, birinci fıkra hükmüne göre, müteselsilen sommlu olurlar. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda, pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde, bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olurlar.” şeklinde fıkralar eklenmiştir. 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35 inci maddesinde de “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kuramların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” hükmü düzenlenmiştir. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılardan ... ve ... Yapı Malz. Tur. İnş Paz. ve Tic. Ltd. Şti. vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı ... yönünden eldeki dava dosyası incelendiğinde, ödeme emirlerine konu Kurum borcunun 2009/4-2011/1 inci ay dönemleri arasına ilişkin olduğu, davacı ... asıl Kurum borçlusu olan diğer davacı limited şirkette 30.12.2003 tarihinden itibaren ortak olup, ödeme emirlerinin konusu olan dönem dikkate alındığında 05.12.2008-10.12.2012 tarihleri arasında 25 hisse ile şirket ortaklık payının bulunduğu, temsil ve ilzam yetkisinin ise bulunmadığı anlaşılmaktadır. 3. Davacı ...'ın Kurum borçlusu limited şirketten tahsili mümkün olmayacağı anlaşılan Kurum alacakları bakımından ortak olduğu dönemle ilgili olarak, hissesi oranında sorumlu olması doğal ve yasal gerekliliktir. 4. Davaya konu somut olayda ise Mahkemece davacı ...'ın şirket ortaklığı dönemindeki borçlarından dolayı hissesi oranında sorumlu olduğu gözetilmeksizin borçların tamamından sorumlu olacak şekilde bir karar verilmesi hatalı olup, eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen karar davacılardan ... yönünden bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...