Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1012 E. 2023/7628 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1012
- Karar No
- 2023/7628
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/716 E., 2022/1719 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/27 E., 2019/264 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada aksine Kurum işlemlerin iptali ile yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren bağlanması ve yersiz aylık borcu olmadığının tespiti birleşen 2 nci davada ilamsız icra takiplerine itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın 5510 sayılı Kanun gereği yaşlılık aylığını alabilmek için yaş ve sigortalılık sürelerini de sağlayarak buna ilişkin edimlerini yerine getirdikten sonra emekli maaşı bağlanması talebinde bulunduğunu, müvekkilinin işbu talebini SGK'nın kabul ettiğini ve yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak SGK'nın yazısı ile aylığın haksız ve hukuka aykırı olarak kesildiğini belirterek, dava konusu, davacının emekli aylığının durdurulması işleminin iptalini, aldığı maaş ödemesinin durdurulduğu tarihten itibaren tahakkuk eden kısmının yeniden bağlanmasını ve birikmiş/birikecek aylık maaşlarının da yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 33. İş Mahkemesinin 2017/221 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.12.2007 - 03.02.2009 dönemine ait 423 günlük çalışma süresinin kurum tarafından iptal edilmesi üzerine kurum işleminin iptali için Ankara 3.İş Mahkemesinin 2017/27 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, kendilerine iptal edilen sigortalılığının tespiti için süre verildiğini belirterek davacının, davalı Hasçelik Nak. Gıda ve Or. Ür. İş. Mal. Otom. San. Tic. Ltd. Şti.'nde iptal edilen çalışmasının gerçek çalışmaya dayalı olduğunun tespitini, dosyanın Ankara 3.İş Mahkemesinin 2017/27 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini istemiştir. Düzce 2. İş Mahkemesinin 2018/17 Esas sayılı dava dosyasında davacı kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nın müvekkili kurumdan 2105198907 tahsis numarası ile emekli maaşı almakta iken, müvekkili kurumun Düzce İl Müdürlüğü denetmenlerince düzenlenen rapor ile Hasçelik Nak..Şti. Ünvanlı işyerindeki çalışmalarının fiili olmaması sebebiyle emekliliği hak etmediğinin tespit edildiğini, bunun üzerine emeklilik şartları oluşmadığından yaşlılık maaşı kesildiğini, davalıya yersiz ödenen aylıkların ve sağlanan sağlık giderlerinin tahsili için işlem başlatıldığını, davalı aleyhine 113.353,86 TL yersiz maaş ödemesinin yasal faizi ile tahsili için Düzce 5.İcra Müdürlüğü'nün 2017/2669 Esas sayılı dosyası ile (113.353,86 TL üzerinden) icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, ayrıca yine sağlık giderlerinin tahsili için Düzce 5.İcra Müdürlüğü'nün 2017/7207 esas sayılı dosyası ile (7.082,46 TL üzerinden) icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yapılan itirazlar sonucu takiplerin durduğunu belirterek, itirazların iptaline, takiplerin devamına, ayrıca %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Birleşen Düzce 2. İş Mahkemesinin 2018/604 Esas sayılı dosyasında davalı ... cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden davaya itiraz ettiğini, davacı Kurumun haksız olarak emekli maaşını kestiğini, fiili çalışmasının olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı SGK vekili cevabında özetle; davanın reddini, kendi davalarının kabulünü istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, "...Asıl ve birleşen 33. İş mahkemesinin 2017/221 Esas sayılı davaların reddine; Birleşen Düzce 2. İş Mahkemesinin 2018/604 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile Düzce 5. İcra müdürlüğünün 2017/7207 Esas sayılı dosyasında davalının yaptığı itirazın iptaline yönelik talebin reddine, Düzce 5. İcra müdürlüğünün 2017/2669 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine... " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı ... vekili, müvekkili davacının davalı şirkette 01.12.2007-03.02.2009 tarihleri arasında 423 günlük fiili çalışmasının olduğunu, sigortalılığının tespiti ile sigorta hizmetlerinden faydalandırılmasını, davalı SGK tarafından tesis edilen emeklilik aylığının durdurulması işleminin iptalini, müvekkilinin davalı kurumdan aldığı maaş ödemesinin durdurulduğu tarihten itibaren tahakkuk eden kısmının yeniden bağlanmasını, birikmiş/birikecek aylık maaşlarının da yasal faiziyle birlikte tahsil edilmesini belirterek, birleşen Düzce 2. İş Mahkemesi'nin 2018/604 Esas sayılı dosyası bakımından verilen karara karşı davalı yanın(Birleşen Düzce 2. İş Mahkemesi'nde görülen davanın davacısı) istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı SGK vekili, kabul edilen itirazın iptali davasında icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesince yerel Mahkeme kararının usul ve kanun uygun olduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen dava davacısı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Birleşen dava davacısı Kurum vekili, ilamsız icra takiplerine itirazın iptali için açılan davada Mahkemece itirazın iptaline karar verildiği halde takip konusu alacak miktarı belli ve sabit olmasına rağmen %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasının usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada Kurum işlemlerin iptali ile yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren bağlanması ve yersiz aylık borcu olmadığının tespiti birleşen 2 nci davada ilamsız icra takiplerine itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Davalıya yersiz ödendiği ileri sürülen yersiz aylık ve sağlık giderinin yasal faiziyle birlikte tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında, davanın yasal dayanaklarından olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, hüküm altına alınan tutarın % 40’ından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği yönünde düzenleme öngörülmüştür. (02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'un 11 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yüzde kırkından” ibaresi “yüzde yirmisinden” şeklinde değiştirilmiştir.) İtirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gereklidir. Buna göre, alacağın likit nitelikte olduğunun kabulü için borçlu tarafından tutarın araştırılarak belirlenmesi olanağının varlığı yeterlidir. 2. Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, asıl alacak niteliğindeki yersiz ödenen ve icra takibine konu yapılan sağlık giderinin ve yersiz aylığın, takip ve dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli ve sabit, dolayısıyla, likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, takibe haksız itiraz eden davalının, davacı alacaklı Kurum yararına hüküm altına alınan tutarın % 20’ı oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, anılan istemin reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 3. O halde, temyiz eden davalı- birleşen dava davacısı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369 uncu maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. 6. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu kısımlarının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Davalı- birleşen dava davacısı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 nci bendinin alt bendi olarak yazılan "Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine," cümlesinin silinerek yerine “Hüküm altına alınan tutar üzerinden %20 oranına göre hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacı Kuruma verilmesine,” sözcüklerinin yazılarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.