Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/12986 E. 2021/16713 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/12986
Karar No
2021/16713
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, 01.09.1986 tarihinde 1 gün süreyle çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına uyularak ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ..., ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 28.12.2021 gününde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “bildirgedeki kimlik bilgilerinin davacıya ait olduğu ve davacıya verilen sigorta sicil numarasının aynı yılın serilerinden olup sonraki dönemde davacı tarafından gerçekleşen hizmetlerinde kullanıldığı sabit olan ve kuruma da bildirilen işe giriş bildirgesinin sigortalılık başlangıcına esas olması için aranan fiili çalışmanın bordro ve komşu işyerleri tanıkları dışında başka tanıkların beyanı ile ispat edilip edilmeyeceği” noktasındadır. 2.Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Ancak bu belge çalışmanın başlangıcı için bir karinedir. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8.maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını resen belirlemelidir. Belirtmek gerekir ki fiili çalışmanın varlığı için aynı dönemde çalışan bordrolu tanıklar, bordrolu tanıklar yoksa komşu işyerinde belirlenecek tanıklar dinlenmelidir. Ancak bu tür tanık bulunmaması halinde ise işyerinin kapsamda olup olmadığı, faaliyeti ve işin niteliği gereği işçi çalıştırması esas ise o zaman fiili çalışmayı doğrulayan tanık beyanları da değerlendirilmelidir. 3.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 21/03/1967 doğumlu, davacının bildirgedeki işe giriş tarihi olan 01/09/1986 tarihinde 19 yaşında olduğu, işe giriş bildirgesinin, 148915 sicil numaralı, ... ... ünvanlı, ... adresindeki inşaat işyerinden 05/11/1986 tarihinde Kuruma verildiği, işyerinin tescil bilgilerinin dosyada olmadığı, işyerinden 1986/3. dönem bordrosu verilmediği, dönem bordolarının incelenmesinde işyerinde 1986 yılı Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında 1 sigortalının, Ağustos ayında ise 2 sigortalının çalıştığı kuruma bildirildiği, davacının hizmet cetvelinde 1998/1. dönemde 4/a çalışmasının başladığı, 1987-1989 yılları arasında askerlik yaptığı, bozma sonrası yapılan araştırmada davacının işe giriş bildirgesi veren dava dışı işverenin çalışıldığı iddia edilen inşaatın başlangıcının 25.02.1986 bitişinin ise 31.12.1986 tarihi olduğu, inşaata 19.01.1987 tarihinde yapı kullanma izni verildiği, kısaca davacının işe giriş bildirgesi verilen tarihte bu yapı inşaatının devam ettiği, işyerinin kapsamda olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarihte bildirilen bordro tanıklarından biri hiç inşaatta çalışmadığını, öğrenci olduğunu, diğer ise davacıyı hatırlamadığını, iddia edilen ve bildirim yapılan inşaatta çalışmasının olmadığını, işverene ait başka inşaatlarda çalıştığını beyan ettiği, dinlenen iki davacı tanığının da iddiayı doğruladığı, tanıklardan birinin dosyasında aynı tarihli işe giriş bildirgesi olduğu, diğerinin ise işyeriyle ilgili hiç bir kaydı olmadığı saptanmıştır. Komşu işyeri tanıklarının bilgi ve görgüye dayalı beyanları bulunmamaktadır. Dava tarihine göre 30 yıldan fazla geçen süreden dolayı işyerinde davacının fiili çalışmasının hatırlanmaması doğaldır. Ancak birlikte çalıştığını iddia eden tanıklardan biri için işe giriş bildirgesi verilmiş, diğer tanık ise işyerinde çalıştığını ve inşaatta davacı dahil 6 işçinin çalıştığını beyan etmiştir. 4. Somut uyuşmazlıkta işe giriş bildirgesi aynı yıl serilerinden olup, davacı tarafından daha sonra da kullanılmıştır. Davacının çalıştığını iddia ettiği işyeri inşaat işyeri olup, bu inşaatta bildirilen dönem bordrolarında bazı aylar bir işçinin, bir ay ise iki işçinin çalışmasının bildirilmesi, işin niteliği ve asgari işçilik dikkate alındığında, hayatın olağan akışına uygun değildir. Kaldı ki bildirilen bu işçiler bu işyerinde de çalışmamışlardır. İşe giriş bildirgesinin tanzim edildiği tarihte işyeri kapsamdadır ve faaliyetine devam etmektedir. Bildirilen bordro tanıkları bu işyerinde çalışmadıklarına göre artık davacının bildirdiği ve fiili çalışmayı doğrulayan davacı tanık anlatımlarına itibar edilmesi gerekir. Zira belirtildiği gibi işin niteliği, işyerinin kapsamda olması tanık beyanı ile birleştiğinde fiili çalışma olgusu ortaya çıkmaktadır. Kararın bozulması gerektiğinden çoğunluğun onama görüşüne katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/12986, K. 2021/16713, T. 28.12.2021, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2021-12986-e-2021-16713-k-e15b8e7af929