Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/5452 E. 2013/24329 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/5452
Karar No
2013/24329
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2012/262-2012/781 Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, dava dışı ...'a ait dinlenme tesisi olarak faaliyet gösteren işyerinde muhasebeci olarak görev yaptığını, dava dışı şirketin Kuruma olan prim borçları nedeniyle “işveren vekili” olarak kendisine ödeme emri tebliğ edildiğini, işveren vekili olmadığından bahisle için söz konusu ödeme emrinin iptali isteminde bulunmuş olup mahkemece 26.01.2010 tarihinde ... tarafından verilen vekaletnameye dayanılarak davacının işveren vekili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu somut olayda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık davacının işveren vekili olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un işveren vekilini tanımlayan 12. maddesinin; 2. fıkrasında; İşveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimse, işveren vekilidir. Bu Kanunda geçen işveren deyimi, işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili ve 4857 sayılı İş Kanununda tanımlanan geçici iş ilişkisi kurulan işveren, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.'' denilmektedir. Buna göre, işyerinin kuruma olan prim borçlarından dolayı işveren vekilinin de işveren gibi sorumlu olacağı açıktır. Ancak bir kişinin işveren vekili olarak kabul edilmesi için işin veya görülen hizmetinin bütününü yönetme görevinin kendisine devredilmiş olması gerekmekte olup işyerinin sadece bir birimini yöneten kimse işveren vekili olarak değerlendirilemez. Mahkemece hükme esas alınan 26.01.2010 tarihli vekaletname incelendiğinde dava dışı ... tarafından davacının “ ticari mal almaya, satmaya, siparişler vermeye, siparişleri kabule, yazılı ve sözlü anlaşmalar yapmaya, taahhütlerde bulunmaya” yetkili kılındığı anlaşılmakta ise de aynı tarihli taraflar arasında yapılmış bulunan “ süresiz iş sözleşmesi” incelendiğinde davacının işyerinde “muhasebeci” olarak görevlendirildiği, sözleşmenin 6. maddesi uyarınca her ne kadar matbu vekaletnamede yazılmış olsa da yukarıda bahsedilen işlemleri yapabilmesi için işveren tarafından yetkili kılınmadığı belirtilmektedir. Ayrıca dava dışı işyeri tarafından kuruma verilmiş bulunan işe giriş bildirgeleri, beyannameler, personel listeleri incelendiğinde davacının “muhasebeci” olarak gözüktüğü, vekaletnamede gösterilen işlemlerde davacının imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacının işveren vekili olması halinde prim borçlarından sorumluluğunun olacağı ancak dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu işveren vekili olarak kabul edilmesini gerektirecek koşulların davacının şahsında bulunmadığı göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/5452, K. 2013/24329, T. 13.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-5452-e-2013-24329-k-435a96da094c