Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/780 E. 2012/22014 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/780
- Karar No
- 2012/22014
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :171-715 Dava, davacı murisinin 05.03.2009-27.03.2009 tarihleri arasında 4/1-a kapsamında olduğunun tespiti, çakışan sürede 4/1-b sigortalılığının iptali ve murisin 27.03.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle ölüm aylığı ve ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davaya konu çakışan sigortalılık süresinin tarihi dikkate alındığında, davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanunun sigortalılık hallerinin birleşmesine dair 53. maddesidir. Anılan düzenlemenin ilk fıkrası gereğince, sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa, ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır. 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Kanunun 33. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası, anılan düzenleme, “Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde, öncelikle, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise, aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır..." şeklinde değiştirilmiş ise de; 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe dair 215/b. maddesindeki, "...33... maddesi yayımı (25.02.2011) takip eden ayın birinci günü (01.3.2011) yürürlüğe girer." düzenlemesi ile, "Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz." şeklindeki aynı yasanın geçici 33. maddesi gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümünde, 5510 sayılı Kanunun 53. maddesinin, 6111 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki halinin esas alınacağı anlaşılmaktadır. Davacı murisinin, davalı Kurum tarafından 01.07.2006 tarihinde 2926 sayılı Kanun kapsamında başlayan sigortalılığının, 27.03.2009 tarihine dek sürdüğünün kabul edildiği, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a. maddesi kapsamında başlayan sigortalılığının ise, 05.03.2009-27.03.2009 tarihine kadar devam ettiği, sigortalının 27.03.2009 tarihinde 4/1-a kapsamında çalışması nedeniyle iş kazası geçirdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, 53. maddede 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik hükme esas alınarak; çakışan sürede 4/1-a sigortalılığının geçerli sayılacağı, 05.03.2009-27.03.2009 tarihleri arasında 4/1-b (2926 sayılı Kanun kapsamındaki) sigortalılığın iptalinin gerekeceği ve hak sahiplerine 27.03.2009 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır. Her yasanın, yürürlükte olduğu dönemdeki uyuşmazlıklara uygulanacağı gözetildiğinde, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan 05.03.2009-27.03.2009 tarihleri arası dönemde yürürlükte olmayan 5510 sayılı Yasanın 53'üncü maddesinin birinci fıkrasındaki değiştirilen yasal düzenlemenin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığı gibi; Kanun koyucu, bu yönde tartışmaya yer vermeyerek, Resmi Gazetenin yayınlandığı 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 6111 sayılı Kanunun 52'nci maddesi ile, 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 33'üncü maddesinde, Kanunun 53'üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişikliklerin, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmayacağını açıkça belirtmiş olup; buna göre, uyuşmazlık konusu dönem için 53'üncü maddenin birinci fıkrasının ilk halindeki düzenlemenin uygulanması gerekeceğinden, Mahkemece, 4/1 -a sigortalılığının geçerli sayılacağına ilişkin hükmü eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. Mahkemece, 2926 sigortalılığının sona erip ermediği araştırılmalı; bu kapsamda, 5510 sayılı Kanunun sigortalı sayılmayanlara dair 6. maddesinin "ı" bendi hükmünde, "...tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler..."in, aynı Kanunun 4. maddesi kapsamında sigortalı sayılmayacakları belirtildiği de dikkate alınarak, davacı murisinin 5510 sayılı Kanunun 6/ı hükmü kapsamında, talebe konu dönemde tarım Bağ-Kur sigortalılığının sona erme durumunun var olup olmadığı değerlendirilmelidir. Mahkemece, yapılacak değerlendirme sonucu tarım Bağ-Kur sigortalılığının sona erme durumu var ise, aynı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamındaki çalışmasına geçerlilik tanıması gereği gözetilmelidir. İş kazası nedeniyle ölüm geliri bağlanıp bağlanamayacağı konusunda ise; 5510 sayılı Kanunun 13 (b) maddesinde; iş kazası “Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle , sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay” olarak tanımlanmıştır. Murisin geçirdiği kaza, hizmet akdine tabi çalışması sırasında meydana geldiğinden, murisin 4/1-a kapsamındaki çalışmasına geçerlilik tanındığı takdirde ölüm geliri bağlanabileceği hususu dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, dava dilekçesinde ölüm aylığı bağlanması konusunda talepte bulunulduğu anlaşılmakta olup, Mahkemece ölüm aylığı konusunda da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de isabetli görülmemiştir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.