Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/19289 E. 2012/23378 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/19289
Karar No
2012/23378
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :75-1003

Trafik iş kazısı sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tahsili davasının yapılan yargılama sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalılardan ... Sigorta A.Ş. avukatlarınca istenilmesi ve davalılardan ... Sigorta A.Ş. avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.11.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalılar adlarına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 1-Dava, 05.01.2006 tarihli trafik-iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir. Sigorta şirketleri, sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tespit edilmişse araç malikinin kusurlarıyla ve poliçe limitleriyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu tutulabilirler. Kurumun kanundan doğan basit rücu hakkı nedeniyle, tazmin sorumlularının sigortalı ya da hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rücu alacağından düşülmemesi gerekmekte ise de; sigorta şirketlerinin 2918 Sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktarın sigortalı ya da hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; sigorta şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödedikleri miktar oranında sorumlu tutulmaması, yargılama giderleriyle vekalet ücretinden sorumluluğun da, poliçe limiti kapsamındaki ödeme yükümlülüğüyle orantılı olarak belirlenmesi gerekir. Ne var ki, Sigorta Şirketi tarafından poliçeye dayalı olarak sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemenin; kurumun rücu hakkının sigortalı ya da hak sahiplerine tanınan haktan bağımsız olarak kullanılması, başka bir anlatımla halefiyet ilkesine dayanmaması nedeniyle, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi kapsamındaki diğer tazmin sorumlularının tavan sınırlamasına tabi olmayan sadece sigortalı ya da hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin değeri ve buna uygulanan kusur payı ile sınırlı bulunan sorumluluklarında rücu alacağından düşülemeyeceği de unutulmamalıdır. Davada somutlaşan olayda, davalı ... zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde öngörülen poliçe limitini dava açılmadan önce 08.03.2006 tarihinde hak sahiplerine tazminat olarak ödediğini savunmuş olup, buna dair ödeme belgelerini sunmuş olmasına göre, Mahkemece; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kime yapıldığı ve poliçedeki hangi teminat yönünden ödeme yapıldığı, tarih ve miktarı dayanağı belgeler de getirtilerek, gerektiğinde sigorta şirketi kayıtları üzerinde inceleme yapılarak yöntemince araştırıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur. 2- Kabule göre de ; -2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98 ve 99 maddeleri ile Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği’nin 12,13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde bir başvurunun varlığına karşın gerekli ödemenin yapılmaması halinde, davalı ... şirketinin anılan düzenlemede öngörülen 8 iş günlük yasal sürenin sonunda temerrüde düşeceği, gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvurulması ya da hiç müracaatın bulunmaması halinde ise sigorta şirketinin temerrüdü söz konusu olmayacağından, faiz başlangıcının icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul edilmesi gereği gözetilmeksizin, sigorta şirketi yönünden faize onay, sarf tediyeden itibaren karar verilmiş olması, -Kararın yazımında, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddelerinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” yönündeki hükümleri dikkate alınarak, sigorta şirketinin poliçe limit kapsamında sorumlu olduğu alacak miktarın açıkça hükümde gösterilmesi, bu limit kapsamında sorumlu olacağı avukatlık ücreti, yargılama gideri, karar ve ilam harcının açıkça belirlenmesi gereğinin gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı ile davalı ... Sig. AŞ avukatlarının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan ... Sigorta A.Ş.'ye iadesine, davacı avukatı yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan ... Sigorta A.Ş.'ye yükletilmesine, 27.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/19289, K. 2012/23378, T. 27.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-19289-e-2012-23378-k-d4fe3181e661