Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/18540 E. 2012/21157 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/18540
- Karar No
- 2012/21157
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :554-608
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 02.01.1981 tarihi olduğunun tespiti ile 18.01.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitini istemiştir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun ve giderek 79. maddesi olduğu kabul edilmelidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılmaz ve feragat edilemez” olması, sosyal güvenliğin Anayasal haklardan bulunması itibariyle, bu tür davaların “kamu düzeni” ile ilgili olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla yürütülmesi ve kanıtların re’sen toplanması gereği vardır. Dava; sigortalılık başlangıcının tespiti istemini içerir nitelikte olup, davacının, 02.01.1981 tarihli işe giriş bildirgesi Kuruma verilmiş ise de, 506 sayılı Kanunun 108. maddesi uyarınca sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti yönünde, salt işe giriş bildirgesinin verilmiş olması yeterli olmayıp, ayrıca, aynı Kanunun 2 ve 6. maddelerinde öngörüldüğü şekilde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın da varlığı gerekir. Başka bir anlatımla; yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi kişinin işe girdiğini gösteren yazılı delil niteliğinde ise de, fiili çalışmanın ortaya konması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-575 Esas 2011/697 Karar sayılı hükmüne göre davacının çalıştığını ileri sürdüğü, işe giriş bildirgesini kuruma veren iş yerinin kurum dosyasından bildirilen adresinin sağlıklı biçimde araştırılması; iş yerinde tutulması gerekli dosyalardan, belge ve kanıtlardan yararlanılması; davalı Kurum nezdindeki çalışma dönemine ilişkin kayıtlar celp edilerek işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerinin ve imzanın davacıya ait olup olmadığı, müfettiş raporlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi; işe giriş bildirgesi üzerinde yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre bildirgedeki imza ve varsa fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğunun belirlenmesi; ücret bordrolarının sağlıklı biçimde temin edilmesi; sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığının ve aynı dönemde iş yerinde çalışanların bulunup bulunmadığının saptanması; gerektiğinde komşu işyerlerinden o tarihte faaliyette bulunanlar ile bunların çalışanlarının, davacının birlikte çalıştığı kişilerin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulması; böylece gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya konulması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gereklidir. Mahkemece; davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerinin davacıya ait olup olmadığı, nüfus kaydı celbedilmek suretiyle saptanmalı, yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı,davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu saptanmaldır. Diğer taraftan, 1981/1. dönem bordro tanığı 2 tanık davacıyı hatırlayamadıklarını bildirmişler, diğer 2 bordro tanığına ise, ulaşılamamış, emniyet araştırması sonucu komuşu işyerinin saptanamadığı belirtilmiş, davacı tanıklarından birinin, komşu işyerinde çalıştığını beyan ettiği, davalı işverenin ise, cevap vermediği gibi yargılamaya da katılmadığı görülmüştür. Davaya konu çalışma süresinin kısalığı ve aradan uzunca bir süre geçmiş olması nedeniyle, öncelikle bordroda yer alıp da, adresi bulunamayan tanığın adresinin yeniden araştırılması, komşu işyerinde çalıştığını beyan eden davacı tanığının çalıştığını iddia ettiği işyerinin komşu işyeri olup olmadığının belirlenmesi, iddia edilen çalışma süresini bilebilecek durumda olan tanıkların bulunup bulunmadığı davacıdan sorulup, varsa beyanlarına başvurulması, diğer yandan, tarafların da beyanları alınarak, söz konusu çalışmayı bilebilecek durumda olan komşu işyeri çalışanları ile, komşu işyeri işverenleri, gerekirse resen belirlenip beyan ve ifadelerinin tespit edilmesi, bağlayıcı olmamakla birlikte bu yönde bizzat işveren ifadesine de başvurularak davaya konu çalışma iddiasının fiili ve gerçek olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.