Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/16723 E. 2012/24282 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/16723
Karar No
2012/24282
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/821-2012/409 Davacı, davalıya ait mobilya imalatı işyerinde 15.02.1992-25.11.1999 ve 01.06.2001-15.08.2003 tarihleri arasında bir kısmı da çıraklık eğitim merkezinde olmak üzere aralıksız çalıştığını iddia ile işveren ve diğer davalı Kaymakamlık tarafından eksik gösterilen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi 1-Husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın, kendiliğinden, göz önünde tutulur. Öte yandan, taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, Medeni Hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Medeni Kanuna göre belirlenir (HUMK m.38, TMK m.8 ve m.48). Buna göre, medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m.8) ve tüzel (TMK m.48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.2007 tarih ve 2007/5-972 Esas, 2007/972 Karar sayılı ilamı) Bu yönde, ilçede Hükümetin temsilcisi olan kaymakamlık, Devlet tüzel kişiliğine (içişleri Bakanlığına) bağlı olup, ayrı tüzel kişiliği bulunmadığı için davada taraf ehliyetine sahip değildir. Hal böyle olunca, kaymakamlığa karşı açılacak davaların kaymakamlığın bağlı bulunduğu İçişleri Bakanlığına karşı açılması gerekir. Bu yasal gerekliliğe karşın, kaymakamlığa karşı dava açılırsa; dava, kaymakamlığın taraf ehliyeti (tüzel kişiliği) olmaması nedeniyle reddedilemez. Çünkü, davacının amacı, Devlet tüzel kişiliğini (İçişleri Bakanlığını) dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruma yöneltmekle, hasımda değil, temsilcide yanılmış olmaktadır. Bu durumda, temsilcide yanılgıya ilişkin yanlışlık düzeltilerek davaya İçişleri Bakanlığına karşı devam edilmesi gerekir. Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde; temsilcide yanılma sonucu tüzel kişiliği bulunmayan Altındağ Kaymakamlığına husumet yöneltilerek açılan eldeki davada; Mahkemece, husumet yöneltilmesi sağlanacak olan İçişleri Bakanlığına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek; bu davalının göstereceği deliller de gözetilerek, karar verilmelidir. 2-)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Davaya konu somut olayda; Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, dosyadan davacı adına 17.02.1995 tarihli ve 21.02.1995 varideli işe giriş bildirgesi, 19.04.1995 tarihli müfettiş raporu ve 29.05.1995 Kurum varide tarihli bordroda davacı adına kesilen primlerin bulunduğunun anlaşılmasına göre, hak düşürücü sürenin davada söz konusu olmayacağı dikkate alınarak ve esasa girilerek karar verilmesi gerektiği açıktır. Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde; öncelikle HMK’nun 124. maddesi gereğince husumetin doğru tarafa yöneltilmesi için davacıya mehil verilerek, İçişleri Bakanlığına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip davaya iştirakleri sağlanmalı, sonrasında ise, davacının çıraklık döneminde hizmet akdinin askıda olduğu hatırda tutularak ve esasa girilerek kanıtlar toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir. O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16723, K. 2012/24282, T. 03.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-16723-e-2012-24282-k-c53fd6d3b436