Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/16167 E. 2012/25393 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/16167
Karar No
2012/25393
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :130-339 Dava, Kuruma bildirilen ücretin gerçeği yansıtmamış olması nedeniyle aylık gelirinin hesaplanması ve eksik ödenen prim miktarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı ve davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davalıların temyizine gelince; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesidir. Bu kapsamda hizmet tespitine yönelik davalarda davacı işçinin çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ...’na davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287). Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde (HMK mad. 200) belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Ücretin mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan kimi durumlarda, yapılan iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler belirtilmek suretiyle ilgili meslek örgütlerinden sorulmak suretiyle de belirlenebilir. Ancak, hatırda tutulmalıdır ki meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp, diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmeleri gerekir. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar içinse anılan ilkeler ışığında tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür . Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalılardan işverene ait dershanede matematik öğretmeni olarak 05/09/2006-20/06/2009 tarihleri arasında son ay 5000,00 TL karşılığı çalışmasına rağmen Kuruma bildirilen ücretinin gerçeği yansıtmadığından bahisle gerçek ücret üzerinden yapılacak hesaplama ile eksik ödenen primlerinin tespiti ve işveren tarafından tamamlattırılmasını talep etmiş , mahkemece emsal ücret araştırmasına itibar edilerek davacının 2009 yılı ücretinin aylık net 4000,00 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir. Yerel mahkemece; tespitine karar verilen sürede aldığı aylığın hesabında dinlenen tanık anlatımlarıyla dahi desteklenemeyen emsal ücret araştırması ortalaması esas alınması suretiyle karar verilmiştir. Bu hükme varılırken eksik ödenen ücret alacağının tahsili için açılan alacak dosyasındaki belgeler bu dosya içine alınmadığı gibi dosyanın akibeti araştırılmamış, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen davacıya ait sicil dosyasında yer alan ve taraflar arasında imzalanan sözleşmeler değerlendirilmemiştir. Mahkemece, öncelikle, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında davacının imzasını taşıyan sözleşmelerden imzasının aidiyeti çekişmesiz olanlar ile, imzasının irade fesadı haline dayalı olduğu kanıtlanamayanların içeriklerinin aksinin, eşdeğer yazılı belgelerle kanıtlanması gereği üzerinde durulmalı, yazılı sözleşmelerle belirlenen ücretin aksinin ancak yazılı belgelerle ispat edilebileceği, tanık beyanlarına ise itibar edilemeyeceği de gözetilerek davacıya ait tüm delilleri sorularak ve tamamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'e iadesine, 11.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16167, K. 2012/25393, T. 11.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-16167-e-2012-25393-k-9dd6bd091e7d