Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/14007 E. 2012/13879 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/14007
- Karar No
- 2012/13879
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :58-10
Dava, 1479 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davaya İş Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yönünde tensip tutanağı düzenlenmeyip ara karar oluşturulmaması isabetsiz ise de, tüm dosya içeriğinden davanın iş mahkemesi sıfatıyla görüldüğü belirgin bulunduğundan, anılan yanlışlık sonuca etkili olmamakla bozma nedeni yapılmamıştır. 2-) Vergi kaydı 04.04.2003 tarihinden itibaren başlayan, Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğu’na 08.02.2005, Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na 07.12.2006 gününden itibaren kayıtlı olan davacının 18.04.2011 tarihinde gerçekleştirdiği başvuru üzerine davalı Kurumca 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında zorunlu sigortalı olarak 01.10.2008 günü itibarıyla tescilinin gerçekleştirildiği, davacının başvuru tarihi öncesinde prim ödemesinde bulunmadığı anlaşılmakta olup, sonucu itibarıyla dava, 04.04.2003 – 01.10.2008 döneminde 1479 sayılı Kanun hükümleri kapsamında zorunlu sigortalı olunduğunun tespitine ilişkindir. Davanın yasal dayanaklarından olan ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 47. maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 18. maddede; bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin 04.10.2000 gününden itibaren başlayacağı, ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren (6) ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları, 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemeleri, belgelenen bu sürelere ilişkin olarak hesaplanacak prim borçlarını, tebliğ tarihinden itibaren (1) yıl içinde ödemeleri kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği açıklanmış olup, maddede öngörülen başvuru süresi 02.02.2004 günü mesai bitimi itibarıyla sona ermiştir. Diğer taraftan, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “1479 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlığını taşıyan geçici 8. maddesinde ise, bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğünün bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlayacağı, ancak, 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanunun yürürlük tarihi (01.10.2008) ile 04.10.2000 tarihi arasında geçen vergi yükümlülük süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren (6) ay içinde istemde bulunması durumunda, vergi yükümlülük sürelerinin tamamı için borçlanma tutarı hesaplanıp sigortalıya tebliğ edileceği, sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tümünü tebliğ tarihinden itibaren (6) ay içinde ödemesi halinde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği, sigortalıya tebliğ edilen borç tutarı bu süre içerisinde tam olarak ödenmediği takdirde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği ve ödenen tutarın geri verileceği açıklanmış olmakla, anılan maddede yazılı başvuru süresi de 01.04.2009 tarihi mesai bitimi itibarıyla sona ermiştir. Yukarıdaki açıklama ve yasal düzenlemeler karşısında; 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihine kadar kayıt ve tescili yapılmayan davacı hakkında 1479 sayılı Kanunun geçici 18. maddesinin uygulanması olanaksız olduğu gibi, davacının 5510 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde öngörülen vergi kaydı borçlanması hakkından faydalanmak için yasal süresinde başvurmadığı da belirgin olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.