Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/18807 E. 2012/18063 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/18807
Karar No
2012/18063
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :82-251 Davacı, davalı...Köyü Çiftçi Mallarını Koruma Başkanlığı nezdinde koruma bekçisi olarak 02.01.1992-18.09.1998 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile davalı tarafından bu sürede kuruma bildirilmeyen sürelerinin sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, davacının davalı işyerinde 02.01.1992 - 01.04.1993 tarihleri arasında 455 gün ve 30.01.1997 -18.09.1998 tarihleri arasında 597 gün olmak üzere toplam 1052 günlük sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-)Mahkemece, verilen hüküm başlığında, davalı Kurumun adresinin Ankara olarak belirtildikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu Balıkesir İl Müdürlüğü Merkez/ Balıkesir ibaresinin de hükme yazımına ilişkin maddi hatanın, HMK. 304. maddesi uyarınca mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu gözetilerek bozma sebebi yapılmamıştır. 2-)Sıfat konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, Mahkemece, re'sen göz önüne alınması gereken bir usul kuralıdır. Dosyadaki belgelerden, davacının Hizmet döküm cetvelinde yer alan bildirimler incelendiğinde 01.04.1993 tarihinden sonraki bildirimlerinin yapıldığı 43871 sicil numaralı işyerinin...Köyü Muhtarlığına, 01.02.1997 tarihinden itibaren bildirimlerin yapıldığı işyerinin ise, 88... sicil numarası ile, davalı ... adına kayıtlı olduğunun anlaşılmasına ve davacının talebine göre davacının Çiftçi Malları Koruma Bekçisi olarak mı, yoksa, Köy Muhtarlığına bağlı Köy Bekçisi olarak mı çalıştığının tespti edilmesi ve sonucuna göre işverene husumetin yöneltilmesi ile, davaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırıdır. 3-)İşin esası bakımından ise ; -5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Yukarıda sayılan belgelerin ve bu kapsamda işe giriş bildirgesinin süresi içerisinde kuruma verilmesinden önceki döneme ilişkin dönemler hak düşürücü süreye tabi olur ise de, sonraki süreler bakımından hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır. Davaya konu, somut olay bakımından, davacının, çalışmasının 1998 tarihinde sona erdiğinin anlaşılmasına göre, davacı adına 43871 sicil numaralı işyerinden ilk bildirimin yapıldığı 01.04.1993 tarihinden öncesi sürelerdeki çalışma iddiası bakımından yukarıda sayılan ve hak düşürücü süreyi kesecek mahiyette herhangi bir belgenin bulunmaması dikkate alınarak, hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde, mahkemece, herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu tarih sonrası bakımından ise, mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme yetersiz görülmüştür. Bu tür davalarda; Mahkemece, davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; çalışmaları ile ilgili tüm belgelerin aslının davalı kurumdan ve Çiftçi Malları Koruma Başkanlığından getirtilmesi, Koruma Başkanlığı Karar defterlerinin incelenerek, bu konuda davacıya yapılan kayıtlı ödemelerin olup olmadığının araştırılması, iş bu belgelerden, davacının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine, davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için, davacıya delillerinin sorulması, koruma bekçisi olduğu iddiası karşısında, davacıya silah ve mermi verilip verilmediğinin İlçe Jandarma Komutanlığı ve Kaymakamlıktan sorulması, bu kapsamda bekçilik kayıtlarının Köy tüzel kişiliğinde ve muhtarlıkta bulunup bulunmadığının araştırılması, dava konusu dönemde davacı ile birlikte köyde başka çalışan kayıtlı kişiler ile köy imamları ve köyde görev yapan öğretmenler ile ihtiyar heyeti üyelerinin saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulması, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, çelişkileri olursa, usulünce giderilmesi, böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu hususun, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 4-) Kabule göre de, öncelikle, davacının hizmet döküm cetvelinde bildirim olan sürelerin tespitinde davacının hukuki yararının olmadığı, bu nedenle bu sürelerin dışlanması gerektiğinin gözetilmemesi ve 506 sayılı Yasanın 77. Maddesinde sigortalılar için Prime esas ücretler belirlenirken günlük kazancın, sigortalının, bir ay için prime esas tutulan kazancının otuzda birinin esas alınacağı, bu suretle bir ayın 30 gün, bir yılın ise 360 gün olarak hesap edileceği belirtilmiş iken, yanılgılı değerlendirme ile, bir yıl 365 gün üzerinden hesap edilerek ilk dönemde 449 gün olmasına rağmen, 455 gün, ikinci dönemde, 588 gün olmasına rağmen, 597 gün üzerinden hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılardan Kurum avukatının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/18807, K. 2012/18063, T. 08.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-18807-e-2012-18063-k-02cc5b9d2bfa