Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/17859 E. 2012/17230 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/17859
- Karar No
- 2012/17230
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :774-535
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmda belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- HUMK' nun 381. maddesi gereğince, mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi; en az, aynı Kanunun 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK' nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine, aynı Kanun'un 389. maddesinde de; hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de, zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde HUMK' nun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile, daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile, HUMK' nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir görevdir. Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları yönünden; kısa kararda davalı Kurum aleyhine yargılama giderlerine hükmedildiği belirtilmediği, gerekçeli kararda ise davalı Kurum aleyhine yargılama giderlerine hükmedildiği, gerekçeli kararın davalı Kuruma tebliğ edilmediği gözetildiğinde; davalı Kurum vekilinin 19.09.2011 Hakim havale tarihli temyiz talebinin yasal süresi içerisinde yapıldığının kabulü gerektiğinden, davalı Kurumun temyiz başvurusunun reddine ilişkin 23.09.2011 tarihli ek kararın, 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2- Hükmün esasına yönelik davalı Kurum ve davalı işveren avukatlarının temyiz itirazlarına gelince; somut olayda; davacı, davalı işveren nezdinde 02.02.2008 tarihinden itibaren 21 ay süresince kesintisiz çalışmasının tespitini istemiştir. Mahkeme, davacının hizmet akdiyle çalıştığını beyanla davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeniyle ilgili olup, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekeceği yönündeki ilke gereğince, öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği saptanmalı, bu anlamda davaya konu çalışmaların hizmet aktine mi, yoksa kendi nam ve hesabına dayalı bağımsız çalışma şeklinde mi geçtiği belirlenmeli; davacının vergi-oda-sicil kaydının ve bu çerçevede 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık halinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı; dava dönemine ilişkin tüm işyeri kayıtları davalı işverenden re’sen celbedilerek incelenip davalı işverenin iş yaptığı kişi ve kurumlar tespit edilerek davacının davalı işveren nezdinde çalışması olup olmadığı belirlenmeli; aynı çevrede iş yapan başka işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler re’sen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; çalışmanın varlığı ve niteliği yöntemince araştırılmalı, böylece, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'ya iadesine, 02.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.