Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/17298 E. 2012/24924 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/17298
- Karar No
- 2012/24924
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 2010/138-2011/247
Dava, davalılardan işverenlere ait işyerinde geçen sigortalı çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın, ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalıların Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- Davacı, 2004 yılı başından 2009 yılı Eylül ayına kadar, ...’na bağlı yeşil kart bürosunda, büro elemanı olarak hizmet sözleşmesine dayalı çalıştığını, çalışmalarının SGK Başkanlığı’na bildirilmediğini ve tespitini istemiş; Mahkemece, işverenliğin ücretleri ödeyen ...’na ait olduğunu belirterek, 15.03.2004 – 31.08.2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Dava dilekçesinde davalı olarak, SGK Başkanlığı’na izafeten Kurum Diyarbakır İl Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı’na izafeten ... yazılmış, sonradan vakıf da davaya katılmış olup; buna göre husumetin SGK Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve ...’na yöneltilmiş olduğu; SGK Başkanlığı’nı Kurum avukatı temsil ettiğinden bu hususun sonuca etkili olmadığı; dava dilekçesinin İçişleri Bakanlığı’na tebliği ile sunacağı delillerin değerlendirilmesi; karar başlığına da anılan Kurumların yazılması gerektiği gözetilmelidir. 2- 506 sayılı Kanunun 2. (5510 S.K. md. 4) maddesinde bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılmışlardır. Hizmet akdi, öğretide de kabul edildiği gibi; iş görme, bağımlılık ve ücret unsurlarından oluşmaktadır. Burada söz konusu olan iş, ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışmayı ifade etmektedir. Tüm dosya kapsamından davacının Silvan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yardım alarak kamu kurumunda çalıştığı, yaptığı çalışmaların iş görme ve bağımlılık unsurlarını içerdiği, zira davacının bu kuruluşlarda iş gördüğü ve bunu söz konusu müdürlükler bünyesinde aldığı talimatlar doğrultusunda yani bağımlılık ilişkisi içinde gerçekleştirdiği, bu sırada vakfın, yapmış olduğu yardım karşılığında davacıyı çalışmaya sevk ettiği görülmektedir. Gerçekte vakfın anılan yardımı bir sosyal yardım olup karşılıksız olması gerekirken dava konusu olayda bu ödeme için bir karşılık mevcuttur. Bu halde anılan ödemenin sosyal yardım niteliği ortadan kalkmakta ve davacının söz konusu çalışmalarının karşılığını oluşturmaktadır ki bu durumda bahse konu ödemeyi ücret olarak nitelendirmek mümkün olur. 4857 sayılı İş Kanununun 7. maddesinde düzenlenen geçici iş ilişkisi kavramı içerisinde, davacı sigortalının, davalılardan vakıf tarafından başka bir işyerine iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devredilmesi durumundaki ilişkilerde üç kişinin yani işçi, onun iş akdiyle bağlı olduğu işveren ve bu işverenle geçici işçi sağlama sözleşmesi yapan diğer (geçici) işverenin iradeleriyle oluşan üçlü bir ilişki bulunup; bu ilişkiye dayanılarak işçi, yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devredilebilir. Bu durum, işverenlik ilişkisinin kurulduğu vakfın işveren olarak sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İşin görüldüğü yerin vakfa ait olmamasının bu durumu değiştirmeyeceği; anılan düzenlemede yer alan, “…Geçici iş ilişkisi altı ayı geçmemek üzere yazılı olarak yapılır, gerektiğinde en fazla iki defa yenilenebilir…” hükmü ile aynı maddede yer alan geçici iş ilişkisinin kurulabilmesi için işçinin "devir sırasında yazılı rızasını alma” koşullarının bulunmamasının vakıf ile sigortalı arasında devam eden varsayımsal (farazi) bağımlılık sebebiyle sigortalılık haklarını etkilemeyeceği düşünülmelidir. Ne ki, davacının iş görme edimini başkasına sunmasının anılan bağımlılık ilişkisine zarar verebilecek yoğunluğa ulaşıp ulaşmadığı incelenmeli, geçici iş ilişkisini aşan bağımlılığın gerçekleşmesi durumunda, iş ilişkisinin kurulduğu kaymakamlık vs. işverenlerin de, vakıfla birlikte işveren olarak çalışmalardan sorumlu olacağı gözetilmelidir. Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar gözetilip, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.