Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/15813 E. 2012/16963 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/15813
- Karar No
- 2012/16963
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :312-412 Davacı, davalılardan işveren nezdinde 12.01.2002-16.05.2009 tarihleri arasında aralıksız geçen çalışmaların sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle; Davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı işveren yanında 12.01.2004-16.05.2009 tarihleri arasında 1280 gün çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıda belirtilen ilke ışığında, davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan getirtilmeli, kuruma bildirim yapılmayan dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında olabildiğince talep konusu dönemin tamamında çalışmış kayıtlı kişiler seçilerek, gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler kurumdan veya emniyet araştırması ile saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı; Mahkemece, davacının, yaşı itibari ile mayıs 2005 celbinde askere gittiği şeklinde varsayıma dayalı olarak karar vermek yerine, askerlik hizmetini hangi tarihlerde yaptığının tespiti için askerlik şubesinden askerlik belgesi celbedilmeli, askere gidiş tarihinden önce ve askerden döndükten sonra hayatın olağan akışı içerisinde makul sürelerde çalışmayacağı hususu gözetilmeli, davacının talebine göre, bir kısım süre yönünden 18 yaşını doldurmadığı da hatırda tutularak, davanın kabulü halinde 506 sayılı Yasanın 60/G maddesi dikkate alınmalı, böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 3-) Kabule göre de; Karar tarihi itibariyle geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesine aykırı olarak, davanın ortak gerekçeyle bir kısım süreler bakımından reddedildiği gözetilmeksizin, davalılar lehine tek yerine, ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmiştir. Yine, 6100 Sayılı HMK.'nun 312 ve 323. maddelerine aykırı şekilde, davalı kurumun 5502 sayılı yasanın 36. Maddesi gereği harçtan bağışık olduğu,ancak yargılama giderinden sorumlu olduğu hususu gözetilmeksizin tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderleri paylaştırılarak karar verilmesi gerekirken sadece davalı işverenden alınması hukuka aykırıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.