Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/13689 E. 2012/22622 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/13689
Karar No
2012/22622
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :392-231 Davacı, 16.12.2009 tarihli kazanın, iş kazası olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 5510 sayılı Kanunun 4/a bendi; hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağını, 12. maddesi; 4.maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşların işveren olduğunu düzenlemiştir. Anılan yasanın 13. maddesinde ise; iş kazasının tanımına ve koşullarına yer verilerek, b bendinde, “İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle" meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen veya ruhen özüre uğratan olayın iş kazası olduğu belirtilmiştir. Davaya konu kaza olayının, davacı şirkete ait ... Otelin su tesisatının tamiri için 16.12.2009 tarihinde otele gelen ...'ın asansör boşluğuna düşerek vefat etmesi şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. 29.04.2010 tarih ve AE/17 nolu müfettiş raporunda, olayın iş kazası olduğu, olayda işveren konumundaki davacı şirketin % 50, vefat eden ...'ın % 50 kusurlu oldukları belirtilmiştir. Mahkemece, 5510 sayılı Kanunun 13/1-b maddesi gereğince 16.12.2009 tarihli kazanın iş kazası olması sebebi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta olup; iş bu dava, kaza sonucu vefat eden ...'ın hak sahiplerinin de hak alanını ilgilendirmektedir. 16.12.2009 tarihli kazanın iş kazası olduğu kabul edildiğinde, bu karar ile vefat eden sigortalının hak sahiplerine ölüm geliri bağlanacak, yine hak sahiplerine, işveren aleyhine ileride açacakları tazminat davasını, bu davada değerlendirme fırsatı vermek için, kazada vefat eden ...'ın hak sahipleri tespit edilerek, HMK’nın 124. maddesi gereğince husumetin hak sahiplerine yöneltilmesi için davacıya mehil verilerek, hak sahiplerinin davaya iştirakleri sağlanmalıdır. Kabule göre de, davacı şirket, 5510 sayılı Kanunun 13/1-b maddesi gereğince "işveren" olduğu takdirde, verilecek karar işverenin hukuki sorumluluğunu etkileyeceği için, kazada vefat eden ...'ın hukuki durumu yönünden yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı sonucuna varılmaktadır. Öncelikle, ...'ın kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışıp çalışmadığı, bu yönde asansör, su tesisatı gibi piyasada bakım ve tamirat işleri ile uğraşan kişilerin bağlı bulunduğu bir oda (Sıhhi Tesisatçılar Esnaf Odası vs. gibi) veya dernek varsa kaydı olup olmadığı buralardan sorulmalı, 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilinin bulunup bulunmadığı varsa süreleri belirtir şekilde Bağ-Kur’dan şahsi sicil dosyası celp olunmalı, kendi nam ve hesabına bir çalışmanın varlığı saptanamadığı takdirde, ölenin eşi ...'ın 28.12.2009 tarihli kolluk ifadesinde, ...'ın ölmeden önce 6 yıldır davacı şirkete ait ... Otel'de teknik servis elemanı olarak çalıştığını beyan etmesi de dikkate alınmak suretiyle, kime bağlı çalıştığı ve kimden talimat aldığı belirlenmeli, davacı şirketin yapmış olduğu işin niteliği, kapasitesi ve kapsam durumu da araştırılarak, ... ile davacı şirket arasında zaman ve bağımlılık unsurunu içerecek biçimde hizmet akdinin mevcut olup olmadığı araştırılıp belirlenmeli, davacı işyerine ait dönem bordroları ve varsa ücret bordroları birlikte değerlendirilerek tespit edilecek bordro tanıklarının, çalışmanın varlığına, başlangıcına ve süresine ilişkin bilgi ve beyanları tespit edilmeli, ...'ın fiili çalışmalarının varlığı ve süresi hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenip, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre davaya konu talep hakkında bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/13689, K. 2012/22622, T. 21.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-13689-e-2012-22622-k-7fd1e3bcf487