Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/20941 E. 2025/5319 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2020/20941
Karar No
2025/5319
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/135 E., 2016/5 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : 1. Mahkûmiyet (sanıklar . ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında) 2. Beraat (sanıklar ... ve ...) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : 1. Onama (sanıklar ..., ..., ... ..., ...,, ..., ..., ..., ..., , ... yönünden) 2. Düzeltilerek onama (sanıklar ... ve ... yönünden) 3. Ret (sanık ...)

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden; Sanık ... hakkında 08.07.2010 tarihli iddianame ile açılan ve alıcısı ... ve ... olan 19.02.2010 tarihli olay yönünden hüküm kurulmadığı anlaşılmakla dava zamanaşımı süresi içinde bu suç yönünden hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafileri ile sanıklar ... ve ...ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, Tebliğnameye uygun olarak hükümlerin ONANMASINA,

2. Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan beraat hükmünün vekalet ücretine hasren incelenmesinde; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedileceği öngörülmüş olup, temyiz eden sanık müdafiine sanık tarafından verilmiş vekaletnamenin bulunmadığı anlaşıldığından, müdafii olarak duruşmalara katılan avukatın vekaletname ibraz etmemesi nedeniyle, beraatine karar verilen sanık lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında bir aykırılık bulunmadığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

3. Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan beraat hükmünün vekalet ücretine hasren incelenmesinde; 1136 sayılı Kanun'un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün ilgi fıkrasına "Sanık ...'ın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 3.600,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanık ...'a verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; 7201 sayılı Kanun'un 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen kararın sanığın MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereği tebliğ edildiği, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, sanığın temyiz isteğinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

Sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı TCK’nın 188/3. maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırına göre zorunlu müdafii tayini gerekmemekte ise de, hükmün verildiği tarihten önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile TCK’nın 188/3. maddesinde düzenlenen suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırının “on yıl” olarak değiştirildiği, bu itibarla sanığa 5271 sayılı CMK’nın 150. maddesi uyarınca zorunlu müdafii

tayini gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurularak sanığın savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün, Tebliğnameye aykırı şekilde, BOZULMASINA,

5.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden; Sanıkların üzerilerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı TCK’nın 188/3. maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırına göre zorunlu müdafii tayini gerekmemekte ise de, hükmün verildiği tarihten önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile TCK’nın 188/3 maddesinde düzenlenen suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırının “on yıl” olarak değiştirildiği, bu itibarla sanıklara 5271 sayılı CMK’nın 150. maddesi uyarınca zorunlu müdafii tayini gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurularak sanıkların savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin, Tebliğnameye aykırı şekilde, BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/20941, K. 2025/5319, T. 07.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2020-20941-e-2025-5319-k-0a6bcf49b4a3