Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/20420 E. 2025/5109 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/20420
- Karar No
- 2025/5109
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/135 E., 2016/111 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Sanıklar .... ve ... yönünden onama Sanık ... yönünden bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanıklar yönünden ayrım yapılmaksızın "2013-2014" yılları şeklinde yazılması,
2. Hükme esas alınan olaylara ilişkin arama kararları, olay tutanakları, ekspertiz raporları ve ifade tutanakları ile Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Memurluğu'nun 2014/138 sırasında kayıtlı bulunan iletişim tespit tutanaklarının aslı veya onaylı örneklerinin denetime imkan verecek şekilde dosya arasına alınması gerektiği gözetilmeden, fotokopi olay tutanakları ve ekspertiz raporları ile hukuki geçerliliği bulunmayan imzasız iletişim dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin tutanaklara dayanılarak karar verilmesi,
3. Usulüne uygun şekilde ve denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınacak olay tutanakları, ekpsetiz raporları ile iletişim tespit çözüm tutanaklarının duruşmada ilgili sanıklara okunup diyeceklerinin sorulması, sanıkların telefon konuşmalarına ilişkin tutanakları kabul etmemesi halinde sanıklardan ses örnekleri aldırılarak, ses kayıtlarının sanıklara ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması, ses kayıtlarının ilgili sanıklara ait olduğunun belirlenmesi halinde, iletişim tutanaklarının somut olay ve olgularla örtüşüp örtüşmediğinin ayrı ayrı irdelenip değerlendirilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmemesi,
4. 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi ve sanıklar ..., ... ve ...'in savunmalarının alındığı 06.06.2014 tarihinde üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafii tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesinde yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği ve sanıklar ..., ... ve ...'in savunmasının alındığı celseden sonraki celselerde ve hüküm tarihinde, 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği gözetilmeden ve “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçu için hüküm tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırı 5 yılın üzerinde olup, sanığın 5271 sayılı Kanunun 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müdafii ile temsil zorunluluğu bulunduğu ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan aynı Kanunun 188 inci maddesinin birinci fıkrasında, “hükmün kurulduğu celsede, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin hazır bulunması” emredici düzenlemesi uyarınca duruşmaya katılımı sağlanmadan, 5271 sayılı Kanunun 150/3. ve 188/1. maddelerine aykırı biçimde hüküm kurularak, sanıklar ..., ... ve ...'in savunma haklarının kısıtlanması,
5. 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanıklar ... ve ...'ın üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafii tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesinde yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, sanık ...'nın savunmasının alındığı 04.07.2014 tarihinde ve sanık ...'ın savunmasının alındığı 23.07.2014 tarihinde 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafii tayinini gerektirdiği ve sanıklar ... ve ...'ın savunmalarının müdafii tayin edilmeden alınması ve “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçu için hüküm tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırı 5 yılın üzerinde olup, sanığın 5271 sayılı Kanunun 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müdafii ile temsil zorunluluğu bulunduğu ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan aynı Kanunun 188 inci maddesinin birinci fıkrasında, “hükmün kurulduğu celsede, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin hazır bulunması” emredici düzenlemesi uyarınca duruşmaya katılımı sağlanmadan, 5271 sayılı Kanunun 150/3. ve 188/1. maddelerine aykırı biçimde hüküm kurularak, sanıklar ... ve ...'ın savunma haklarının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,
6. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren mahkemelere ihbarda bulunulmasına karar verilirken, sanık ... hakkında ihbarda bulunulan mahkemenin Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2012 tarihli ve 2012/505 Esas, 2012/701 Karar sayılı ilamı yerine sanık ile ilgisi bulunmayan Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.06.2012 tarihli ve 2012/284 Esas, 2012/1210 Karar sayılı ilamın yazılması,
7. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren mahkemelere ihbarda bulunulmasına karar verilirken, sanık ... hakkında ihbarda bulunulan mahkemenin İstanbul(Kapatılan) 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.06.2012 tarihli ve 2012/284 Esas, 2012/1210 Karar sayılı ilamı yerine sanık ile ilgisi bulunmayan İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.12.2012 tarihli ve 2012/505 Esas, 2012/701 Karar sayılı ilamın yazılması,
Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanıklar ..., ..., ... ve ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeksizin, Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak hükümlerin BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.