İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/494 E. 2018/326 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/494
Karar No
2018/326
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2016/494 Esas - 2018/326 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/494 Esas KARAR NO : 2018/326 HAKİM : ... KATİP :... DAVACI : ... VEKİLLERİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVALI :... VEKİLLERİ : ... İHBAR OLUNAN :... VEKİLİ : ... İHBAR OLUNAN : ... VEKİLİ : ... DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/05/2016 KARAR TARİHİ : 08/05/2018 KARAR YAZ. TARİHİ : Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda: İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ilinde faaliyet gösteren ticari işletme olduğunu, davalı şirketler tarafından geriye dönük 10 yıllık süreçte müvekkilinden tahsil edilen kayıp-kaçak bedeli, dağıtım bedeli, sayaç okuma, iletim bedeli, perakende hizmet bedeli ve bu bedeller üzerinden alınan KDV gibi elektrik tüketim bedeline yansıtılarak haksız olarak tahsil edilen tüm alacak kalemlerinin müvekkil şirketin abone dosyaları ve yıllık tüketim cetvelleri celbedilip alacak miktarının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle davalı şirketlerden müşterek ve müteselsilen tahsil edilmesi gerektiğini, davalı şirketin abonelerin faturalarına yansıtarak aldıkları, kayıp-kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmet, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin elektrik enerjisi kullananlara aktif tüketim bedeli dışında ek bir mali yük ve külfet getirdiğinin izahtan vareste olduğu, bundan ayrı olarak elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevinin de bizzat enerjinin sahibi bulunan dağıtım şirketlerinin sorumluluğunda olduğunu, nihai tükeciti olan abonenin kayıp-kaçak bedeli gibi davalı dağıtım şirketi tarafından faturalara yansıtılan, dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin hangi miktarda olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesinin şeffaf bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından olduğunu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca kanunun verdiği genel ve soyut yetkiye dayanarak çıkarılan yönetmelik, kurul kararları ve tebliğlerinin de, Elektrik Piyasası Kanununun temel amaçları ve ilkelerinden olan şeffaflık ve düşük maliyetli enerji temini unsarlarını taşıdığının kabulünün de mümkün olmadığını, müvekkile ait abone dosyası, tüketime dair tüm belgeler, yıllık tüketim cetvellerinin davalı şirketlerden celbi ile geriye dönük 10 yıllık süreçte haksız ve hukuksuz olarak alınmış kayıp-kaçak bedeli, dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli, parekende satış hizmet bedeli ve iletim bedelinin ve bu bedeller üzerinden faturaya yansıtılan KDV bedelinin iadesi davalılar tarafından fuzulen tahsil edilen bedeller bilirkişi raporuyla sabit oluncuya kadar ... tesisat nolu abone için kayıp kaçak bedeli 5.000 TL, dağıtım bedeli için 2.000 TL, iletim bedeli için 2.000 TL, PSH bedeli için 800 TL, fuzulen tahsil edilen KDV bedeli için 200 TL olmak üzere toplam 10.000 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile müvekkil şirkete iadesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yapılan ve iadesi talep edilen bedeller/fatura unsurlarının kurumun düzenleme yapma yetkisine dayanarak belirlediği ve kurul kararıyla uygulanan bedeller olduğu, bağlayıcı olan ve uyulup uyulmaması noktasında hiçbir serbestisi bulunmayan tarifeler, EPDK kurul kararıyla belirlendiğini, EPDK tarafından tesis edilen tarifenin bir genel düzenleyici idari işlem olduğunun tartışmasız olduğunu, EPDK tarafınan tesis edilen genel düzenleyici idari işlemlerin, yargısal denetimi, 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu düzenlemesi gereği ilk derece mahkemesi olarak Danıştay 13.Daire Başkanlığı tarafından yerine getirildiği, görevli ve yetkili yargı yeri olan Danıştay'da iptal davası açılıp söz konusu idari işlem olan tarife iptali edilmedikçe tüm elektrik tüketicileri için bağlayıcı olduğunu, dava konusu ettiği bedeller yönünden tüm faturaları itirazsız olarak kabul etmiş, ödeme sırasında hiçbir ihtirazi kayıt koymadığını, bu yönde şirketlerine dava öncesinde hiçbir ihtar yada ihbarda bulunmadığını, davacı şirketin ödediği elektrik faturalarını maliyetlerine ekleyerek müşterilerine yansıttığını, dolayısıyla herhangi bir zarar etmediğini, davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi elektrik harcamalarını maliyetlerine yansıtarak müşterilerinden tahsil eden davacı şirketin bu bedeller yönünden mükerrer ve haksız olarak zenginleşmesine yol açacağını, davaya konu bedellerin 6446 sayılı EPDK Kanunun geçici 1.maddesine istinaden EPDK tarafından hazırlanarak Kurul onayıyla yürürlük kazanan Ulusal Tarife ile belirlendiğini, tarifelerin uygulanması lisans sahibi tüm elektrik dağıtım şirketleri açısından yasal bir zorunluluk olduğunu, bu bedellerin belirlenmesi için alınan Kurul kararının EPDK nun düzenleyici bir idari işlemi olarak tüm tüzel ve gerçek kişileri bağladığını, öncelikle davanın yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan incelenmeksizin reddine, mahkeme aksi düşüncede ise davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle, Enerji piyasalarında regülatör kurum olan EPDK görevlerine yerine getirmek amacıyla, Anayasa ve kanunlara aykırı olmamak kaydıyla genel ve soyut düzenlemeler yapabilme ve normlar koyabilme yetkisine sahip olduğunu, Anayasanın 124 üncü maddesine göre, kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve tüzüklerin uygulanması amacıyla yönetmelik çıkarma yetkisine sahip olduğunu, dava konusu yapılan ve iadesi talep edilen bedellerin kurumun düzenleme yapma yetkisine dayanarak belirlediği ikincil mevzuat doğrultusunda kurul kararıyla uygulama akseden ve müvekkilin de dahil olduğu lisans sahibi şirketler tarafından tahsil edilen bedeller olduğunu, davacı tacir olduğu halde hukuka ve sözleşmeye aykırı olduğunu iddia ettiği faturalara yasal süresi içinde itiraz etmemiş ve ihtirazi kayıt belirtmeksizin ödendiğini, elektriğin üretiminden nihai tüketiciyle buluştuğu ana kadarki süreçte ortaya çıkan tüm maliyet unsurlarının tüketiciye yansıtılması ilgili hizmetin sunulmasının devamını temin amacıyla birlikte, ticari hayatın cari ve vazgeçilmez bir gerçeği olduğunu, öncelikle davanın yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan incelenmeksizin reddine, hak ve menfaatleri etkilendiğinden davanın Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş'ne ihbarına, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-Elektrik fatura suretleri, 2-Sözleşme ve ödeme belgeleri, 3-20/02/2018 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; 6719 Sayılı yasa ile getirilen düzenlemelerden önceki yasal düzenlemeler ve emsal nitelikteki Yargıtay kararları dikkate alındığında, tahsil edilen kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim sistemleri kullanım bedeli, perakende hizmet bedeli, sayaç okuma-satış hizmeti fatura perakende hizmet bedeli ve haksız alınan bedeller matraha eklenerek hesaplanan fazla KDV bedellerinin davacı firmadan alınmaması gerektiği, dava konusu edilen bu tutarların toplam miktarlarının yukarıda gösterilen tabloda belirtilen miktarlar olduğu ve toplam miktarının 75758,31 TL si olduğu, davacının bu davasındaki talebi toplam 10.000,00 TL si olduğundan taleple bağlı kalınarak, 10.000,00 TL sinin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi birlikte davacıya ödenmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı görülmüştür. KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE: Dava, davalı elektrik şirketi tarafından davacıdan kayıp kaçak, enerji bedelleri gibi isimler altında tahsil edilen bedellerin davalı şirketten tahsili için açılan tazminat davasıdır. Davacı vekili mahkememize sunduğu 29.04.2016 havale tarihli dilekçesi ile davanın 6719 Sayılı Kanun ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunuda değişiklik yapılmasından önce taraflarınca ikame edilmiş dava uyarınca davalı kurumun taraflarından haksız şekilde ücret tahsili yapmış olduğu ve bu bedellerin taraflarınca geri ödenmesi iddiasıyla açmış oldukları davadan belirttikleri kanun değişikliği sebebiyle konusuz kaldığını, iş bu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı kurumlar olduğundan yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davalılar aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve 3.Hukuk Dairesinin kararları ile Anayasanın Vergi ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “...Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır..."şeklindeki düzenlemeye göre; kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesininde şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir. Ancak iş bu uyuşmazlıkla ilgili yargılama sırasında 17.06.2016 Tarih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişe de etkili 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı kanunun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır." hükmü getirilerek Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK.nun kanundaki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen geçici 19 ncu maddede "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü mevcuttur. Geçici 20.nci madde ise "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir. Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması ve tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gibi hallerde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda yargılamaya devam edilerek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunun tespit edilmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafa yargılama giderinin yükletilmesi gerekmektedir.(Y3HD 2016/16610 E 2017/1011 K örnek ilamı) Yukarıda ki açıklamalara göre dava dosyası incelendiğinde somut olayda, davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve 3.HD kararları gereği dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmıştır. Anılan yasa maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinde belirtilen hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre davanın görülmesi sırasında geçmişe yürür yasa gereğince davanın konusuz kalması dikkate alınarak davacının yargılama giderlerinden sorumlu olmamasına karşın davanın esastan kabulle sonuçlanmayıp konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmediği görülmekle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir.(Y3HD 2016/16610 E 2017/1011 K sayılı örnek ilamı) Davanın niteliğine göre adli yargıda yargılama yapılmasının doğru olduğu, tarafların tacir olmasına göre mahkememizin görevli olduğu anlaşılmış, her ne kadar 6719 sayılı yasanın iptali yönünden Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi tarafından 07/09/2016 tarihinde görüşülmesine başlanmasına rağmen bugüne kadar kararın çıkmadığı, yasal bekleme süresinin dolduğu anlaşılmakla bekletici mesele yapılmasına gerek görülmemiş olup davanın da konusuz kalmış olması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Harçlar : Alınması gerekli 35,90 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 134,88 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Yargılama giderleri : a)Davacı tarafça yapılan başlangıçta ödenen başvurma harcı 29,20 TL, peşin harç 170,88 TL, tebligat ve müzekkere gideri 261,80 TL, bilirkişi ücreti 1.500,00 TL olmak üzere toplam 1.961,88 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine. Vekalet ücretleri : Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine. Sair hususlar : a)Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. b)Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine. Dair, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere Davalı Yedaş vekili ile İhbar olunan hazine vekilinin yüzünde diğer tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı.8/05/2018 Katip ... Hakim ...

Atıf: Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/494, K. 2018/326, T. 08.05.2018, www.arakarar.com/karar/samsun-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-494-e-2018-326-k-96b2ba425ba6