İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/111 E. 2025/71 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/111
- Karar No
- 2025/71
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - : T.C. Kimlik No:... VEKİLİ : DAVALI : ... - T.C. Kimlik No: ... VEKİLİ : DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARARIN YAZILDIĞI TARİH : KARARIN MAHİYETİ : RET (Usulden)
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının kendisinin aleyhine ve dava dışı Mehmet ÖZOĞLU aleyhine olmak üzere Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası İle İcra takibi başlattığını, akabinde daha sonradan öğrendiğine göre İcra takip dosyasının borcunun tamamının diğer borçlu ... tarafından ödendiğini, borcun tamamının ... tarafından ödenmesine karşın, alacaklının tamamen kötü niyetli olarak icra dosyasına devam ettiğini ve ikinci defe olmak üzere kendisinden dosya borcunu birkez daha tahsil ettiğini, alacaklı-davalının tamamen kötü niyetli olarak bir icra dosyası borcunu iki kez tahsil ettiğini, alacağını tahsil etmesi nedeniyle dosyayı kapatması gerekirken borcu bir de kendisinden tahsil ettiğini, alacaklı-davalı hem de kendisinin evini sattırmak sureti ile alacağı olmamasına karşın ikinci kez icra takibini tahsil ettiğini, bu hali ile kötü niyetin sabit olduğunu, bu nedenlerle, alacaklının önceki tahsilatı ( diğer borçludan alacağını tahsil etmesi ) dikkate alındığından kendisinden aldığı bedelin iadesinin gerektiğini, bu itibarla öncelikle istirdat, bu talep yerinde görülmez ise sebepsiz zenginleşme ve/veya genel alacak talebinin olduğunu, ayrıca şahsına yönelik haksız hacizler, kendisinden yapılan haksız tahsilatın ikinci kez olması, oturduğu evinin ihale ile satılmasına sebebiyet vermesi, kötüniyetin sabit olması karşısında ise maddi zararlarının tespiti ile tarafına ödenmesi noktasında maddi tazminat talebinin olduğunu, İİK gereğince kötü niyetli alacaklının ödemekle yükümlü olduğu %20 tazminat talebinin olduğunu, fazlaya dair haklar vemanevi tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile davasının ve istirdat/sebepsiz zenginleşme/alacak taleplerinin kabulüne, şimdilik 100 TL bedelin tahsil tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte istirdatına, bu talebi kabul görmez ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre şimdilik 100 TL nin mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline, bu talebi de yerinde görülmez ise, genel alacak davası hükümleri gereğince şimdilik 100 TL alacağın mevduata uygulanan en yüksek falzi ile davalıdan tahsiline, davalı alacaklının kötü niyetli olması nedeniyle iş bu takip için %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, alacak olmamasına karşın evimin ihale ile satılması ve icra takip dosyasından aleyhine yapılan haksız hacizler nedeniyle uğramış olduğu zararlara ilişkin maddi tazminat talebinin kabulü ile şimdilik 100 TL maddi zararın davalıdan mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile icra takip tarihi itibariyle davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; dava konusu uyuşmazlığın; icra takibine konulan çekin cirantadan tahsil edildiği iddiasıyla, keşideciye yönelik takibe devam edilerek çek bedelinden doğan borcun mükerrer tahsil edildiği iddiasına dayandığını, somut olayda; dava konusunun çek olması, icra takibinin kambiyo senetlerine mahsus takip olması, uyuşmazlığın kambiyo hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerekli olduğundan ve bononun Türk Ticaret Kanununda düzenlenmesi karşısında tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiğini, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin bu davada görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu sebeple görev itirazlarının kabulünü talep ettiklerini, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açılan işbu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerdeki yazıların ve imzanın davalıya ait olmadığını, davalının elinden korkutularak boşa imza alınmış olup, kesin olmamakla birlikte dava dilekçesi ekinde sunulan ödeme iddiasına dayalı belgelerin, davalının elinden zorla ve korkutularak alınan boşa imzalı belgelerin rızası hilafına ve gerçeğe aykırı olarak doldurulmuş olmasının da ihtimal dahilinde olduğunu, davalının alacaklı olduğu iki adet toplam 30.000 TL tutarında borçluları ... ve ... olan bononun Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden, bir adet 82.970 TL tutarında borçluları ... , ... ve ... olan çekin ise Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe konulduğunu, bu dosyalardan borçlu ... üzerine kayıtlı araçlara haciz konulduğunu, davalı ile ... arasında icra takibine konu alacak dışında ticari ilişkiden kaynaklı takibe konulmayan başkaca alacak verecek meselelerinin de bulunduğunu, davalı ve ... gerek icra takibine konu, gerekse de takip dışı alacak verecek meseleleri üzerinde anlaşma sağladıklarını, bu bağlamda her iki dosyada ... adına kayıtlı araçlar üzerindeki hacizlerin kaldırılması ve ... Esas nolu dosyada ... yönünden feragat edilmesi hususlarında anlaştıklarını, ... esas sayılı dosyada ise ... adına kayıtlı araçlar üzerindeki hacizlerin kaldırılması konusunda anlaştıklarını, ... Esas sayılı dosyada ... yönünden takipten feragat edildiğine dair talepte bulunulduğunu ve bu borçlunun adına kayıtlı araçlar üzerindeki hacizlerin kaldırıldığını, ancak tüm bu işlemler özelinde ... tarafından ... Esas nolu dosya borcunun ödenmiş olmadığını, bu dosyadaki borcun ödenmesi hususunda anlaşılmadığını, ... tarafından ... Esas nolu dosya borcuna ilişkin olarak davalıya bir ödeme yapılmadığını, araç üzerindeki hacizlerin kaldırılmasının dosya borcunun tahsil edildiği anlamına gelmediğini, dolayısıyla davalı alacağını tahsil etmek için en doğal yasal hakkını kullanarak, ... Esas nolu dosyada diğer borçlular ... ve davacı ... yönünden icra takip işlemlerine devam ettiğini, hayatın olağan akışı içerisinde icra takibine konu edilen bir borcu ödeyen cirantanın, takip dayanağı kambiyo senedini elinde bulundurması yahut ödediği tutar için aynı icra takip dosyasında alacaklının haklarına halef olarak ödediği tutarı kendisinden önceki müracaat borçlularından talep etmesi gerektiğini, somut olayda ciranta konumundaki ... 'nun ... Esas nolu dosya borcunu davalıya ödediği ve karşılığında kendisine ibraname verildiğinin iddia edildiğini, ancak ... 'nun ödediğini iddia ettiği borcu kendisinden önceki müracaat borçlularından (çek keşidecisi davacı Mehmet Kalkar'dan) talep etmediği ve bu yönde hiçbir işlem yapmadığının anlaşıldığını, hayatın olağan akışı içerisinde müşterek ve müteselsil borç ilişkisine dayalı alacaklarda, borcu ödeyen kişi ödediği tutar için kendisinden önce başvuracağı borçlu varsa, ödediği tutarı bu kişilerden talep etmesinin gerektiğini, somut olayda bu yönde bir talebin olmaması, ... isimli cirantanın ... Esas nolu dosyaya ilişkin olarak bir ödeme yapmadığı gerçeğini ortaya koyduğunu, iddiaları ve sunulan belgeleri kabul anlamına gelmemek üzere; fotokopi belgeden açıkça anlaşıldığı üzere rıza hilafına doldurulan sahte belgenin başlangıçta tarih içermeksizin düzenlendiğini, ne zaman düzenlendiği belirsiz olan belgenin üst kısmına sonradan tarih eklendiğini, belgede "Mehmet Özoğlundan alacağımı aldım" ibaresinde takip dosyasındaki alacağını mı yoksa başkaca bir alacağını mı aldığının ve almışsa ne miktarda ödeme aldığının belirsiz olduğunu, bu haliyle dahi sunulan fotokopinin icra takip dosyası borcuna dair bir ibra niteliği taşımadığını, bu fotokopinin özenle, karşılıklı olarak düzenlenmiş bir belge niteliğinde olmadığını, dolayısıyla sunulan fotokopinin ibraname olarak kabulünün mümkün olmadığının açık olduğunu, yukarıda açıklanan olgulara göre, davacının iddialarının tutarlı olmadığını, olağan şekilde ve içerikte olmayan fotokopi belgedeki ibranın mevcut olduğunun ve icra dosyasındaki alacağın tahsilinden önce düzenlendiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, bu yönde mahkemeye kanaat bahşedecek makul ve mantıklı bir açıklama ileri sürülmediğini, davaya dayanak olarak sunulan fotokopi belgenin ibraname niteliği taşımadığı gibi her yönüyle sahih olmadığının açık olduğunu, istirdat davasının şartlarından birinin de bu davanın "İcra takibi devam ederken açılması" gerektiğini, eldeki dava bir istirdat davası olarak kabul edilecekse, davanın açıldığı tarihte derdest bir icra takibi bulunmadığı için davanın reddinin gerektiğini, davanın hukuki nitelendirmesi ister istirdat, ister sebepsiz zenginleşme, gerekse de genel hükümlere dayalı bir alacak davası olsun; bu davaların hiçbirinin yasal şartları oluşmadığı gibi, davacının tüm talepleri haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın her halükârda reddi gerektiğini, davacının kötü niyet tazminatı talebinin yasal bir dayanağı olmadığını, istirdat davası sonucunda haksız çıkan taraf aleyhine tazminata hükmedileceğine dair İcra ve İflas Kanununda bir hüküm olmadığını, dolayısıyla istirdat davasının borçlu lehine sonuçlanması durumunda, alacaklı aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğini, ancak bir dava menfi tespit davası olarak açılıp sonradan istirdat davasına dönüşürse ve kötü niyet şartları oluşmuşsa davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebileceğini, bu sebeple; davacının kötü niyet tazminatı adı altında talep ettiği tazminatın (haksız olduğu ve şartları oluşmadığı gibi) hiç bir yasal dayanağı da olmadığından reddinin gerektiğini, davacının maddi tazminat talebi de haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup reddini talep ettiklerini, iddiaları ve davayı kabul anlamına gelmemek üzere; davacının dava tarihinden öncesi için ve mevduata uygulanan en yüksek faiz talebinin de kabulü mümkün olmadığını, davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, dava açıldıktan sonra davacının dosyaya beyanda bulunarak; davadan kaynaklı tüm hak ve alacaklarını ... isimli kişiye devir ve temlik ettiğini bildirdiğini, davalının haricen edindiği bilgilere göre dosyayı temlik alan ... isimli kişinin, dava dilekçesi ekindeki fotokopi belgelerde adı geçen icra takip borçlusu ciranta ... akrabası olduğunu, bu bağlamda ... gerçekte ödemediği bir borç için düzenlediği gerçek dışı ibranameleri davacı ile birlikte davalı aleyhine kullanarak haksız menfaat temin etmeye çalıştıklarını, ... açılan davanın kazanılması ihtimaline binaen (sözde) alacağı garanti etmek için davadan doğan hak ve alacakları akrabası olan kişiye temlik ettirdiği izleniminin edinildiğini, aynı zamanda davacının şahsından kaynaklı def'ileri ileri sürmelerine engel olmak amacıyla yapılan temlike muvafakat etmediklerini, ancak her halükârda dava sonucunda doğacak yargılama giderleri, vekalet ücreti, tazminat vs. tüm borç ve fer'ilerinden davacının temlik alanla birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu olacakları hususunun mahkemece hüküm aşamasında dikkate alınmasını talep ettiklerini, davanın reddi halinde temlik alan davacı ile birlikte asıl davacının (müşterek ve müteselsil olarak) Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas nolu dosyasında tahsil edilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalıya İcra İnkar Tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ettiklerini, öncelikle usule ilişkin itirazlarının incelenerek karara bağlanmasını, görev itirazlarının kabulü ile görevsizlik kararı verilmesini, arabulucuya başvuru şartı yerine getirilmeden açılan davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini, temlik alan davacı ile birlikte asıl davacının (müşterek ve müteselsil olarak) Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas nolu dosyasında tahsil edilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalıya İcra İnkar Tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ilk davacı ve temlik alan davacıdan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır. 6102 sayılı kanunun 5/A maddesine göre; Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun Dava Şartı Olarak Arabuluculuk başlıklı 18/A-2.maddesi " Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Eldeki dava isteminin; İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) isteminden ibaret olması karşısında 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca davadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, davacı tarafça arabulucuya başvurulmadan eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının arabulucuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan harç ve yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendini vekille temsil ettiğinden, karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan A.A.Ü.T'nin 7/2 maddesine göre tayin ve taktir olunan 200 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair ; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/02/2025
Katip ... Hakim ...
Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.