İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/546 E. 2025/125 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/546
Karar No
2025/125
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : Esas KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : İFLAS İDARE MEMURLARI : 1- 2- 3- VEKİLİ : Av. DAVA : Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/08/2020 KARAR TARİHİ : 06/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davacı hakkında Kayseri 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini ancak davacının geç haberdar olması nedeniyle takibin kesinleştiğini, takip dayanağının kesin/ek maliyet taksitleri şeklinde ödeme tablosunu gösterir belge olduğunu, davacının davalı kooperatife üyeliğinin bulunmaması nedeniyle takip dayanağında belirtilen ödeme tablosundaki tutarlara ilişkin herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının davalı kooperatife hiçbir zaman üye olmadığını, davalının elinde imzalı herhangi bir sözleşme, üyelik belgesinin bulunmadığını, davacının bedelini ödeyerek daire satın aldığını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, bu nedenlerle davaya konu takip dosyasından davacının borçlu olmadığını tespitini, icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; kooperatif ana sözleşmesinin 61. Maddesine göre her ortak kendisine tahsis edilen konutları kesin maliyet ve şerefiye hesabı ile tespit edilen bedel üzerinden kabul etmek zorunda olduğunu, davalının borcu olmadığı yönündeki itirazların kabul edilemez olduğunu, 2015 yılında oluşturulan teknik heyet marifetiyle kesin hesap maliyetinin çıkarıldığını, usulüne uygun olarak üyelere tebliğ edildiğini, itiraz imkanı verildiğini yapılan itirazların cevaplandırılarak ortakların kesin maliyet hesabı borçlarının kesinleştiği, üyelerin bir kısmının bağımsız bölüm tapularını devralmalarını fırsat bilerek borçlarını ödemeye yanaşmadıklarını, kooperatifçe çıkarılan ek maliyetin ön görülen ek ödeme niteliğinde dahilinde olmadığını, kararlaştırılan ve takip konusu borca dahil olan ek maliyetin, inşaatların tamamlanması ve banka borçlarının ve diğer borçlarının ödenmesi için kararlaştırılan bir esas ödeme olduğunu, genel kurulun 11. maddesinde çıkan kesin hesap borçlarını tamamen ödeyen ortakların kooperatif ortaklığından çıkartılması karar altına alındığı ve bu kararın herhangi bir itiraza uğramadan ve dava açılmadan kesinleştiğini, kooperatif kesin hesap maliyet borcunu ödememiş her bir ortağa kök maliyete ilave olarak 16.301,89 TL ek maliyet çıkarıldığını, davalı ile aynı durumda olan bir kısım ortaklara karşı hesap şerefiye bedeli borçları için 2016 yılında takip başlatıldığını, itiraz üzerine Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile kooperatif lehine sonuçlandığını, davalılar aleyhine 9920 icra inkar tazminatına hükmedildiğini, kararın istinaf edildiğini, Ankara BAM da istinaf incelemesinin halen devamı ettiğini, davacının 1353 üye numarası ile takip tarihi itibariyle ve halen kooperatif üyesi olduğunu, davacının isminin hazirun cetvellerinde yer aldığını, davalının kooperatif ortağı olmadıklarına dair iddialarının hem yasal dayanaktan yoksun hem de kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, davalı kooperatifin genel kurullarında davacı üyelerin sabit fiyatla üye olduklarına veya kooperatif ile ilişiğinin kesildiğine dair açık veya zımnen hiçbir karar alınmadığını, davacının ortak statüsünün devam ettiğini, bu nedenlerle davanın reddine, 9820 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini mahkemeden talep etmiştir. DELİLLER: İcra dosyası, kooperatif kayıtları, ticari belgeler, tanık bilirkişi, GEREKÇE: Dava, davacının davalı kooperatif üyesi olmadığını ve kooperatif üyelik aidatından kaynaklı borcu bulunmadığının tespiti (menfi tespit) istemine ilişkindir. Mahkememiz 11/03/2021 tarihli celsesinin 4 nolu ara kararı ile davalı kooperatife ait ticari defter ve belgeler üzerinde resen seçilecek bir mali bilirkişi, bir kooperatif uzmanı bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelenen kooperatif defter ve belgelerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava ve takip konusu kooperatif aidat alacağının muaccel olup olmadığı, alacağın davalı kooperatif defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davacının davalı kooperatifi üyesi olup olmadığı, kooperatif üyesi ise ne zaman başlayıp ne zaman sona erdiği gibi hususlarda, ayrıca 6100 Sayılı HMK m.273/1 hükmü uyarınca taraf vekillerinin 2 HAFTALIK süre içerisinde dosyaya sundukları bilirkişi incelemesinin kapsamı, sınırları ile bilirkişi heyetinin yanıtlaması gereken soruların açık liste halinde özeti çerçevesinde inceleme yapılarak tarafların talep ettikleri hususlara ilişkin soruların yanıtlanması ve bu çerçevede davacının davalıdan takip tarihi itibariyle alacaklı bulunup bulunmadığı hususlarında, (asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarı ayrı ayrı hesaplanmak suretiyle) varsa miktarı gibi hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup alınan bilirkişi raporunda özetle; "Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davalı kooperatiften temin ettiğimiz belgelerin incelenmesinden ulaştığımız bulgulara göre; 1. Davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu, peşin ödemeli ortak olmadığı, 2. Tek başına kooperatif ticari defterlerinin sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği, 3. Davalının davacıdan kooperatif ana sözleşmesinin m.61-63 hükümleri gereği çıkarılmış bir kesin maliyet talep ettiği, 4. Dava konusu genel kurulda bilanço açığının kapanması ve bu doğrultuda ortağın kişisel sorumluluğunun artırılması hali söz konusu olmadığından ek ödemeden bahsedilemeyeceği, bu nedenle KK m. 31/1 ve 52/1 hükmündeki ağırlaştırılmış karar yeter sayısına gerek olmadığı, 5. Davalı kooperatifin 17.02.2015 tarihinde kesin maliyet çıkardığı, ancak bu maliyeti ana sözleşmenin 6l.maddesine göre tebliğ etmediği, arada geçen dönemde genel kurul yapmadığı, daha sonra 2018 yılında 2014-2018 yılları arasını kapsayan bir genel kurul yaptığı ve bu genel kurulda 2015 yılına ait kesin maliyetin ödeme şartlarını belirlediği, ancak bu kesin maliyetin geçen zaman içinde artan maliyetler için güncellenmesine de yine genel kurulun 9.maddesine göre karar verildiği, bu karara istinaden kesinleşmiş ve tebliğ edilmiş kesin maliyetten sonra güncellenen kesin maliyetin, ortaklara tekrar tebliğ edilip kesinleştirildiği, dolayısıyla yapılan ek güncellemenin kesin maliyetin bir parçası ve her ikisinin birlikte bir kesin maliyet oluşturduğu, 6. Ancak üyelere konutların m” büyüklüğü dikkate alınarak dağıtım yapılmayıp tüm üyelere eşit miktarda dağıtım yapıldığından nispi eşitlik ilkesine aykırı düştüğü, 7, Buna göre davalının, davacı kooperatife genel kurulda belirlenen kesin maliyet ödeme şekline göre, kök maliyet tutarı üzerinden takip tarihi itibariyle 5.332,92 TL anapara ve yıllık 96 9 faiz gereğince 74,96 TL faiz borcu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde rapor sunulmuştur. Alınan bilirkişi raporlarına taraf vekillerinin ayrı ayrı itiraz ve beyan dilekçeleri sunmuş oldukları görüldü. Mahkememiz 18/11/2021 tarihli celsesinde Dosyanın rapor veren bilirkişi heyetine tevdi ile rapora yönelik taraf vekillerince yapılan beyan ve itirazların ayrı ayrı değerlendirilmesi ve yanıtlanması bakımından ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup alınan bilirkişi ek raporunda özetle; "Davalı kooperatifin 2015 yılında yaptığı kök maliyetin 492 kişi için, ek maliyetin 378 kişi için hazırlandığı anlaşılmaktadır. İster kök maliyet ister ek maliyet olsun Koop. Kan. Md. 23 gereğince tüm üyeler için yapılması gerekir. Aksi takdirde bir kısım üyeler aleyhine sonuç doğurur ve eşitlik ilkesine aykırı olur. Bahse konu ek maliyetin ancak kök maliyette olduğu gibi 492 kişi için ve nispi eşitlik ilkesine uygun olarak yapılması ve gerekli usulü işlemlerin uygulanması durumunda talep edilebileceği düşünülmektedir. Davalının söz konusu ek maliyeti 378 kişi için yapmasının sebebi 2015 yılında çıkarılan ve tebliğ edilen maliyetleri ödeyen bir kısım üyelerin kooperatif üyeliğinden çıkarılmasından kaynaklanmaktadır. Halbuki kooperatiften daire alarak üyelikten çıkarılan kişilerce ödenen bedel -halen inşaatların devam etmesi sebebiyle- nihai kesin maliyet değildir. Bu kişilerin ileride oluşabilecek yedek akçeler üzerinde hak sahibi olamayacakları, ancak, nihai kesin maliyette inşaat finansman giderlerinden sorumlu olmaları gerektiği düşünülmektedir. Zira Kanun’un 27/son cümlesinde ortaklığın düşmesinin ortağın ana sözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca Y. 23. HD’nin 2016/6738 E, 2016/4723 E sayılı 13.11.2019 tarihi yeni bir kararında kooperatif üyesi kooperatiften edindiği taşınmazı iade etmeden istifa etmesi halinde istifadan önce veya sonra olmasına bakılmaksızın inşaat maliyetine ilişkin aidatlardan sorumlu olacağı belirtilmiştir. Sonuç olarak somut dava konusu genel kurulda 9. Gündem maddesi ile kredinin kat edilmesi ve inşaat maliyetlerinin artması ve inşaatların tamamlanması için kök maliyete ek maliyet çıkartılması kararı alınmış olup yapılan hesaplamada kök raporumuzda belirttiğimiz şekilde dairelerin m2 büyüklüğü dikkate alınması gerekir. İtiraz dilekçesinde yapılan hesaplama incelenmiş, ancak kök raporumuzda yapılan hesaplamada bir hata görülmemiş olup, davalının, davacı kooperatife genel kurulda belirlenen kesin maliyet ödeme şekline göre, kök maliyet tutarı üzerinden takip tarihi itibariyle 5.332,92 TL anapara ve yıllık % 9 faiz gereğince 74,96 TL faiz borcu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Netice itibariyle taraf itirazlarına yönelik olarak kök raporumuzda belirtmiş olduğumuz görüş ve kanaatlerimizde bir değişiklik söz konusu değildir. " şeklinde ek rapor sunulmuştur. Mahkememiz 13/07/2023 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile dosyanın önceki hesap bilirkişisine tevdi ile dava tarihi itibariyle davacının ana para ve işlemiş faiz tutarı toplamı üzerinden borç tutarının belirlenmesi bakımından ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup alınan bilirkişi raporunda özetle; " Davalının davacıdan kooperatif ana sözleşmesinin m.61-63 hükümleri gereği çıkarılmış bir kesin maliyet talep ettiği, Dava konusu genel kurulda bilanço açığının kapanması ve bu doğrultuda ortağın kişisel sorumluluğunun artırılması hali söz konusu olmadığından ek ödemeden bahsedilemeyeceği, bu nedenle KK m. 31/1 ve 52/1 hükmündeki ağırlaştırılmış karar yeter sayısına gerek olmadığı, Davalı kooperatifin 17.02.2015 tarihinde kesin maliyet çıkardığı, ancak bu maliyeti ana sözleşmenin 61.maddesine göre tebliğ etmediği, arada geçen dönemde genel kurul yapmadığı, daha sonra 2018 yılında 2014-2018 yılları arasını kapsayan bir genel kurul yaptığı ve bu genel kurulda 2015 yılına ait kesin maliyetin ödeme şartlarını belirlediği, ancak bu kesin maliyetin geçen zaman içinde artan maliyetler için güncellenmesine de yine genel kurulun 9.maddesine göre karar verildiği, bu karara istinaden kesinleşmiş ve tebliğ edilmiş kesin maliyetten sonra güncellenen kesin maliyetin, ortaklara tekrar tebliğ edilip kesinleştirildiği, dolayısıyla yapılan ek güncellemenin kesin maliyetin bir parçası ve her ikisinin birlikte bir kesin maliyet oluşturduğu, Davacının üyelik sıfatı devam ettiğinden dairesini elinde tuttuğu dönemdeki yararlandığı fayda hesaplanması şartlarının mevcut olmadığı, Buna göre davalının, davacı kooperatife genel kurulda belirlenen kesin maliyet ödeme şekline göre, kök maliyet tutarı üzerinden takip tarihi itibariyle 5.332,92 TI. Anapara ve yıllık 4 9 faiz gereğince 74,96 TL faiz borcu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır." Şeklinde ek rapor sunulmuştur. 25/04/2024 tarihli celsesinde dosyanın bilirkişiye tevdi ile taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına yönelik beyan ve itirazlarını ayrı ayrı değerlendirilmesi ve yanıtlanması bakımından ek bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiş olup 21/10/2024 tarihli alınan ek bilirkişi raporunda özetle; " itiraz dilekçesinde, bilirkişi incelemesinde nitelik incelemesi yapılmadığını belirtmiş, “inşaatların devamlılığının sağlanması ve diğer kooperatif üyelerinin tapularını alması için son kesin hesap maliyeti için “ön ödeme” “ara ödeme” olarak kabul edilmelidir” açıklamasına yer vermiştir. Ancak kök raporumuzda da zaten “…Zira kooperatifçe belirlenmiş ve genel kurulca kabul edilmiş bir kesin maliyet yoktur. Ayrıca kooperatif yönetim kurulunun genel kurulca kabul edilmemiş bir maliyeti, kabul edilmiş gibi uygulaması, üyelerin kooperatife kesin maliyeti ödedikleri anlamına gelmez. Nitekim Yargıtay 23. HD.’nin kararlarında kooperatif esas sözleşmesinin 61-63 hükümlerine aykırı bir kesin maliyetin olamayacağı, bundan önce yapılan ödemelerin ön ödeme niteliğinde olduğu kabul edilmektedir (Y.23. H.D. 19.03.2015 T., 2014/5722 E; 2015/1707 K.)… Ayrıca gerekçelerini belirtmek şartıyla kooperatif genel kurulunca kabul edilmiş bir kesin maliyet olsa bile bunun güncellenmesi mümkündür. Zira değişen durumlar, geçen zaman, kesin maliyette bir güncellemeyi zorunlu kılabilir…” açıklamalarına yer verilmiştir. Ayrıca Sayın Mahkemece davacının üye olduğu kabul edilirse, ferdileştirme ile tapusunu alan kimse, yukarıda açıkladığımız şekilde ortaklıktan çıkmadıkça, kooperatif sona erene kadar kooperatife karşı hak ve vecibelerle sorumlu olmaya devam eder. Yararlanma ortak olmayan kişinin, kooperatifin sunmuş olduğu hizmetlerden yararlanması halinde söz konusudur.Sonuç: Netice itibariyle taraf itirazlarına yönelik olarak kök raporumuzda belirtmiş olduğumuz görüş ve kanaatlerimizde bir değişiklik söz konusu değildir." şeklinde ek rapor sunmuşlardır. Davacı kooperatifin Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı ve 29/12/2017 tarihli kararı ile iflasına karar verilmiş olmakla birlikte, ikinci alacaklılar toplantısının yapılmış ve 10 günlük sürenin geçmiş olması nedeni ile yargılamaya devam edilmiş ve esas hakkında karar verilmiştir. Emsal nitelikte Kayseri BAM 6. HD'nin 24/05/2021 tarih ... sayılı kararında; "Dava itirazın iptali davası olup takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı takip dayanağı olarak olarak 2019 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait kesin ve ek maliyet taksitlerini gösterdiğine göre mahkemece kooperatife ait tüm belgeler üyeler tarafından yapılan ödemeler incelenmek suretiyle, davalının kooperatifte peşin ve sabit ücretli üye olup olmadığı, kooperatiften istifa edip etmediği, istifa etmiş ise aldığı daireyi kooperatife iade edip etmediği, kooperatifçe takipte istenen meblağın niteliğinin ne olduğu (İnşaat finansman, genel gider, aidat vs ) davacı kooperatifçe takipte istenen tutarın ne kadarının kesin maliyet ne kadarının ek maliyet olduğunun somut şekilde belirlenerek, talep edilen ek maliyetin neye ilişkin olduğu, ek maliyetin kooperatife ödenmesi gereken kesin maliyetlerin zamanında ödenmemesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ek maliyet içerisinde inşaat finansmanına yönelik bir tutarın olup olmadığı, kesin ve ek maliyetlerin üyelerin tamamından talep edilip edilmediği, kesin maliyet belirlenirken dairelerin somut özelliklerinin dikkate alınıp alınmadığı, somut olayda davalı tarafından kesin maliyet alacağının ödenip ödenmediği, takip tarihi itibariyle kesin ve ek maliyet alacağı ile alacaklara işleyen faizinin ayrı ayrı hesaplanması için dosyanın inşaat, mali müşavir ve kooperatif hukuku alanında uzman hesap bilirkişilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdi edilip rapor aldırmak suretiyle sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür." hususlarına değinilmiştir. Emsal nitelikte Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2022 tarih 2021/6008 esas 2022/1594 kararında; "Dava kooperatif genel kurulu kararı uyarınca oluşturulan komisyon tarafından yapılan kesin maliyet hesabı doğrultusunda davalıdan talep edilen alacağa ilişkindir. Yapı kooperatiflerinin amacı ortaklarının konut ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu amaçla biraraya gelen ortaklar emeklerini ve birikimlerini birleştirerek amaçlarını gerçekleştirirler. Kooperatifler Kanunu 23. maddesine göre “kooperatif ortakları bu yasanın kabul ettiği ilkeler ışığında hak ve yükümlülüklerde eşittirler. Kooperatiflerin ana sözleşmesi kooperatif ortaklarının birbiri ve ortaklarla kooperatif tüzel kişiliği arasında özel hukuk sözleşmesidir. Ana sözleşmeye Kooperatifler Kanunu’na aykırı olmamak koşulu ile sözleşme serbestisi çerçevesinde istenilen hükümler konulabilir. Somut olayda; Kooperatif Ana Sözleşmesinin kesin maliyete ilişkin 61. maddesi ve kur’a çekimine ilişkin 62. maddesinde değişiklik yapılarak kooperatifin etap etap yapılacağı, inşaat bittikçe biten binalar için kur’a çekileceği ve çıkarılan kesin maliyet hesabına göre % 10 fazla ödeyenlerin bağımsız bölümlerinin teslim edilerek kooperatiften istifa edebilecekleri ana sözleşme hükmü olarak belirlenmiştir. Bu ana sözleşme hükmü; gerek kanunla belirlenen kooperatiflerin ana ilkesine, gerekse eşitlik ilkesine aykırıdır. Her ne kadar ana sözleşme değişikliği ile ilgili iptal davası açılmamış ise de kanuna aykırı kararlar yok hükmünde olacağından her zaman göz önünde bulundurulur. Ana sözleşmenin 61 ve 62. maddelerindeki değişiklikler Kooperatifler Kanununda çerçevesi çizilen ana ilkelere ve eşitlik ilkesine aykırı olduğundan yok hükmünde oldukları eldeki davada da gözetilmelidir. Konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir. Kooperatif, inşaatlar bitmeden bağımsız bölümü teslim alıp istifa eden üyelerden bağımsız bölümü geri alma hakkına sahiptir. İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Yine somut olaya gelindiğinde kooperatif yukarıda belirlenen gerekçeyle geçersiz olan ana sözleşmenin 61 ve 62. maddesi uyarınca kesin maliyet hesabı çıkartıp bu bedeli davalıdan talep etmiş ise de henüz tüm inşaatlar bitmeden yapılacak kesin maliyet hesabı hiçbir zaman kesin maliyet sonucunu vermeyecek, her genel kurul sonrasında yapılacak hesaplamaya göre ortaklardan yeniden talepte bulunma zorunluluğu doğacaktır. Bu gerekçeler doğrultusunda kanuna aykırı olarak düzenlenen ana sözleşme uyarınca belirlenen bedelin davalıdan talep edilebilmesini kabul etmek mümkün değildir. Ancak kooperatif, inşaatlarının bitmesini müteakip yapılacak kesin hesap sonucunda belirlenen bedeli bağımsız bölüm teslim alan ortaktan kooperatiften istifa edip etmediğine bakılmaksızın talepte bulunulabilecektir. Bu durumda mahkemece eldeki davanın erken dava olduğu gerekçesiyle reddi ile masraf ve vekalet ücretinin bu doğrultuda sonuçlandırılması gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir. Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte açıklanan nedenle ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasına... " şeklindeki gerekçelere yer verilmiştir. Emsal nitelikte Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. H.D.'nin kararı ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin kararı çerçevesinde yapılan incelemede; kesin ve ek maliyet talepleri yönünden Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin yukarıda alıntılanan bozma kararı dikkate alınarak bilirkişi heyetinden ek rapor alınması yoluna gidilmiş ve bu şekilde davacının takipte talep ettiği kesin ve ek maliyet talepleri konusunda inşaatların halen devam ediyor olması ve bu şekilde takibe konu alacağın davacıdan bu şartlar altında eşitlik ilkeside dikkate alınarak talep edilemeyeceği dikkate alınmış ve böylece davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davalı tarafça takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK 67/2 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-DAVANIN KABULÜ ile; Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu 2019 yılı, Şubat - Mart - Nisan - Mayıs dönemlerine ait kesin/ek maliyet alacakları yönünden ve icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının tazminat talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından dava açılırken davacıdan alınan 141,28 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 474,12 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; ilk dava açma gideri 203,48-TL, posta ve tebligat masrafı 322,20-TL, bilirkişi ücreti 2.400,00 TL olmak üzere toplam 2.722,2‬0-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Tedbir kararı için alınan teminatın kararın kesinleşmesinden itibaren 1 ay sonra davacıya iadesine, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince taktir olunan 8.272,73-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalının yüzüne karşı, miktar itibariyle yasa yolu kapalı ve KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/02/2025 Katip ¸E-imzalıdır Hakim ¸E-imzalıdır

Atıf: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/546, K. 2025/125, T. 06.02.2025, www.arakarar.com/karar/kayseri-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-546-e-2025-125-k-0b352ad731fc