İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/535 E. 2024/586 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/535
Karar No
2024/586
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/535 Esas KARAR NO : 2024/586 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/07/2023 KARAR TARİHİ : 10/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.09.2020 tarihinde, davalı ... mülkiyetindeki ... plakalı aracın sürücüsü olan ...'in, ... üzerinden ... istikametine seyir halinde iken ... köprüsünde durarak geri geri manevra yaptığı esnada aracının arka kısımları ile aynı istikamette arkasından gelen müvekkile ait ... plakalı aracın ön kısımlarına çarpması neticesinde; ... ilçesi sınırları içerisinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde müvekkilin aracı hasar gördüğünü ve müvekkilin çocukları olan ... ve ...ın yaralandığını, kaza tespit tutanağına göre ... plakalı aracın sürücü ... kusurlu bulunduğunu, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasıyla görülen ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda ise; ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun belirtildiğini, müvekkilin ise hiçbir kusurunun bulunmadığına yer verildiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin aracının hasar gördüğünü ve buna mukabil kaza öncesindeki fiyatından satılamayacağı için de değer kaybına uğradığını, bu sebeplerle Yukarıda bahsi geçen sebeplerden dolayı, öncelikle belirsiz alacak davamızın kabulü ile, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 250,00TL hasar bedeli ve 100,00 TL değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalılardan tazminine ve her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihinin 30.09.2020, dava tarihinin de 07.07.2023 tarihi olması nedeniyle davanın, davalı müvekkili sigorta şirketi yönünden zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın, dava açmadan önce müvekkili şirkete, 2918 sayılı KTK. madde 97 uyarınca müvekkili şirkete hasar bedeli istemiyle yapmış olduğu başvuru üzerine 22.10.2020 tebliğ tarihli başvurusu üzerine, müvekkili şirket nezdinde ... nolu hasar dosyası açıldığını ve davacı yana ait araçtaki hasar ile kaza arasında uyum olmadığından davacı yanın hasar tazmin talebinin reddedildiğini, davacı yana ait aracın hangi tarihte yediemin deposuna çekildiğinin belli olmadığı gibi, 30.09.2020 tarihli kazadan sonraki hasarlı halimi olduğunun rapordan anlaşılamadığını, davacı tarafın, dava dilekçesi ekinde sunduğu haricen tek taraflı aldırdığı kusura ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, dava açılmasına sebebiyet vermemizden, temerrüddümüzden bahsedilemeyeceği için aleyhimize faiz, yargılama gideri ve ücreti vekalete hükmedilemeyeceğini, davacı yanın iddia ettiği alacağı için müvekkili şirkete sigrtalı aracın, araç ruhsatına göre hususi kullanıma ait bir araç olduğundan ticari faiz isteminin reddine karar verilmesinin gerektiğini, bu nedenlerle tüm itirazlar saklı kalmak kaydıyla hukuki dayanaktan yoksun haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulmadığını, davacının talepleri bakımından zaman aşımı süresinin dolduğunu, müvekkilin geri geri gelmesi bir durumun olmadığını, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı yargılamasında; davacı ...'ın müvekkilin, geri geri geldiğini görmediğini açıkça ifade ettiğini, davacı beyanlarında, müvekkiline ait araç ile arasında başka bir araç olduğunu ve o aracın çekilmesi sonucu müvekkiline ait araca çarptığını ifade ettiğini, tüm kusurun müvekkiline atfedilmesinin yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasar miktarının fahiş olduğunu, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla mevcut davada davacı yanın dilekçesinde yazılı olmakla sunmuş olduğu evraklarda da görüldüğü üzere; maddi hasara ilişkin bedelin açıkça belli olduğunu, değer kaybına ilişkin talebin de belirlenebilir nitelikte olduğundan; huzurdaki davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu, bu anlamda davanın kısmi dava olarak kabul edilmekle, ıslah ile yapılacak olan arttırıma da arttırım tarihinden itibaren faiz işletilmesi mümkün olacağını, müvekkiline ait aracın, müvekkilin şahsi kullanımına özgü bir araç olduğunu, ticari faaliyet kapsamında kullanılmadığını, davacının avans faize yönelik isteminin de yerinde olmadığını, davacının ticari faize yönelik talebinin reddi ile davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından 13/05/2024 tarihli bedel arttırım dilekçesi sunmuş, dilekçe davalılara tebliğ edilmiş, davalı sigorta vekili tarafından ise 04/06/2024 tarihli ıslaha karşı itiraz dilekçesi sunulmuştur. Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir. DELİLLER: İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap çıktısı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden gelen poliçe ve hasar bilgileri, Türkiye Noterler Birliği'nden araç tescil bilgileri, Otomotiv alanında uzman ve Trafik alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporu dosyamız arasındadır. Mahkememizce 07/02/2024 tarihli duruşmada verilen ara karar gereği bilirkişi ... ve ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde özetle; " ... plakalı otomobil sürücüsü ... geri manevra kurallarına uymadığından dolayı kazanın oluşumunda etkendir, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın atfı kabil kural ihlalinde bulunmadığından dolayı kazanın oluşumunda etken olmadığı, dava konusu ... plaka sayılı araçta, kaza nedeniyle yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 40.055,10.-TL (KDV Dahil) hasar meydana gelebileceği, bahse konu ... plaka sayılı aracın kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değerinin 60.,000,00 TL ve aracın hasarlı vaziyetteki değerinin 25.000,00 TL olduğu, Yerleşik Yargıtay kararlarına göre; aracın hasar bedeli, araç rayicinin %50'sini aştığından aracın tamirinin ekonomik olmadığı, aracın ağır hasarlı olduğu, mevcut hali ile pert total edilmesinin teknik ve ekonomik açıdan uygun olacağı, buna göre; araç piyasa rayiç değerinin 60.000,00 TL ve aracın hasarlı vaziyetteki değerinin 25.000,00 TL olmak üzere toplam gerçek hasarın 35.000,00 TL olabileceğini, değer kaybının, aracın piyasa değerindeki azalma olduğu, buna göre pert total kabul edilen aracın, piyasa değeri göz önüne alınarak zarar hesaplandığından, araç malikinin bir zararı oluşmaması nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı kanaatine varıldığı" şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davacı vekilinin itiraz, davalı sigorta vekilinin beyan ve itiraz, diğer davalı ... vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Yapılan inceleme neticesinde; 30/09/2020 tarihinde davalı ...'in maliki davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı aracın ön kısımlarına çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, ... plaka sayılı aracın davalı yana kaza tarihini kapsar biçimde ZMMS ile sigortalı olduğu tespit edilmiştir. Yukarıdaki tespit göz önüne alındığında uyuşmazlığın bahse konu kaza sebebiyle davacı aracının hasara ve değer kaybına uğrayıp uğramadığı, hasar ve değer kaybından kaynaklı alacağının olup olmadığı var ise davalıların sorumlu olup olmayacağı hususlarının değerlendirilmesine yönelik açılan maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. Bu dava yönünden davalı sigorta şirketinin ve davalı ... vekilinin süresinde verilen cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazını süresinde öne sürdüğü anlaşılmakla öncelikli olarak zamanaşımı hususunda değerlendirme yapma gerekliliği hasıl olmuştur. Davaya konu trafik kazasının 30/09/2020 tarihinde olduğu, trafik kazası nedeni ile davacının aynı araç içerisinde bulunan 18 yaşını doldurmayan çocukları ... ve ...'ın yaralandığı, çocukların yaralanması nedeni ile taksirli yaralama suçu kapsamında ... hakkında İzmir ... ASCM ... E.sayılı dosyası kapsamında yargılandığı, Mahkemece dosyanın bir suretinin mahkeme dosyasına kazandırılması neticesinde ilgili dava dosyası incelendiğinde; davacı ...'ın çocuklarının ceza dosyası kapsamında 15 yaşın altında kendini temsil edemeyecek konumda olması sebebi ile dosyada müşteki olarak yer aldığı, ilgili adli tıp raporlarında ... yönünden bir yaralanma raporunun dosyada yer almadığı bununla birlikte davacı ...'ın 09/02/2022 tarihinde kolluk tarafından alınan şikayetçi ek ifadesinde kaza nedeni ile yaralanmadığını belirttiği yine İzmir ... ASCM ...E.sayılı dosyası kapsamında 23/03/2023 tarihli beyanında da yaralanmadığını belirttiği görülmekle, kazanın 30/09/2020 tarihinde olduğu, mahkememiz davasının 07/07/2023 tarihinde açıldığı, davanın haksız fiil temelline dayalı tazminat davası olması nedeni ile zamanaşımının 6098 sayılı TBK 72. Ve 2918 sayılı KTK 109.maddesi gereğince; zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı. ancak tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa,bu zamanaşımı uygulanacağı hüküm altına alındığı, HGK 2024/(17)4-164E-2024/313K.sayılı ilamında; "...Bu bakımdan haksız eylem aynı zamanda ceza kanunları gereğince bir suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunları ya da ceza hükümlerini ihtiva eden sair kanunlar bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin etmişse, tazminat davası da ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabi olur..... KTK'nın 109/2 nci maddesindeki düzenleme ile ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olabilmesi, sadece eylemin ceza kanunlarına göre suç sayılması koşuluna bağlanmıştır. Zira sonuçta; haksız eylemin cezayı gerektiren bir fiil teşkil etmesi durumunda o fiil için öngörülen ceza zamanaşımı süresi hukuk yargılamasında da uygulanacaktır. "Şeklindeki ilamı nazara alındığında ilgili ceza zamanaşımının somut dava dosyası açısından değerlendirilmesi gerekmekle dosya incelendiğinde ; davacının taksirle yaralama suçunun mağduru olmadığı, sanığın eylemi nedeni ile bedensel bir zarara uğramadığı, yaralanmadığının açıkça anlaşılabildiği, davalı ...'in eyleminin yalnızca taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, eyleminin 5237 sayılı TCK açısından bir başka suça vücut vermediği, her ne kadar davacının aracının zarar gördüğü anlaşılmış ise de 5237 sayılı TCK 151.maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun taksirle halinin mümkün olamayacağından böyle bir suçun oluşmaması nedeni ile davacının ceza hukuku bağlamında mağdur olmayacağı, ayrıca 2918 sayılı KTK 109/2.maddesi uyarınca zamanaşımının ; "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." şeklindeki düzenlemesi neticesinde bir kimsenin ceza hukuku açısından suçun mağduru olması halinde ortaya çıkan eylemin yarattığı zararın tazmin açısından ceza kanunda öngörülen zamanaşımı süreleri dahilinde talepte bulunacağına dair düzenleme olduğu, bu durumda davacının davalı İdris'in eylemi neticesinde yaralanmadığı veya başkaca bir suçun mağduru olmadığı dolayısı ile bu aşamada kendi aracına yönelik hasar ve değer kaybı alacağına ilişkin dava açma süresinin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağının kabul edilmesi gerektiği değerlendirilerek davanını zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın ZAMANAŞIMI NEDENİ İLE REDDİNE 2-Alınması gereken 427,60 TL peşin harçtan 179,90 TL maktu karar ve ilâm harcı ile 600,00 TL ıslah harcının mahsubuyla, fazlaca alınan 352,30 TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip talep halinde davacıya iade edilmesine, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen iadesine, 5-Davalı ... A.Ş. ve Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara 1/2 oranında verilmesine, 6-Diğer davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-3.120,00 TL arabulucuk ücretinin davacıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline, Dair davacı vekili ve davalı ... vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 10/07/2024 Katip... e-imzalı Hakim... e-imzalı

Atıf: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/535, K. 2024/586, T. 10.07.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-535-e-2024-586-k-6b6bee12eb3c