İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/917 E. 2024/607 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/917
Karar No
2024/607
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/917 Esas KARAR NO : 2024/607 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/11/2023 KARAR TARİHİ : 19/09/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/08/2023 tarihinde ...'e ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacı tarafa ait ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kolluk kuvvetleri tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağına ve olay yeri fotoğraflarına göre davalı şirket nezdinde sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, Davalı şirket ile kusurlu araç arasında ... poliçe no'lu ve 02/06/2023-02/06/2024 tarihleri arasında geçerli ZMMS poliçesi bulunduğunu, davalı şirketin de bu kazadan dolayı teminatlar dâhilinde sorumlu olduğunu, davacı tarafın ikametgahı ve aracının plakasının kayıtlı olduğu Almanya'da bulunan ... isimli firma tarafından düzenlenen 28/08/2023 tarihli teknik maliyet ekspertiz raporu ile hasar miktarının KDV dahil 7.898,38 EURO olarak tespit edildiğini, aracın piyasa değerinin 2.600,00 EURO olduğu için aracın pert olarak değerlendirildiğini, aracın sovtaj değerinin 305,00 EURO olarak belirlendiğini, netice itibariyle talep edilebilecek tazminat miktarının 2.295,00 EURO olduğunu, aracın tamir edilmeden satışı halinde yerine konulacak muadil bir araç temin etme süresinin 12-14 gün, aracın onarımı halinde ise bilirkişinin uzman raporunda 5 gün olacağının değerlendirildiği, günlük kullanım kaybının 79,00 EURO olacağı tespit edildiğini, davacı tarafın aracının onarım yolunu seçtiğini, Ekspertiz raporu için KDV dâhil 733,04 EURO ödemede bulunduğunu, İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu'nda görevli bilirkişinin düzenlendiği Uzman Görüşünde hasar, kusur, kullanım kaybı ve ekspertiz rapor ücreti ile ilgili ayrıntılı raporu ekte sunduklarını, Davalı Sigorta Şirketi'nin kaza tarihi itibariyle 120.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketi yönünden taleplerini teminat limitini aşmamak üzere sınırladıklarını, davacı tarafın aracının yabancı plakalı olup davacı tarafın daimi ikametgahının Almanya olduğundan ve orada EURO üzerinden harcama yapacağından, araçtaki zararın; parça fiyatları, işçilik ücretleri, değer kaybı ve diğer zorunlu giderlerin ekspertiz rapor ücretinin de aracın bulunduğu ülke piyasasına yani Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, arabulucuya başvurduklarını anlaşma sağlanamadığını, hasar tazminatının; temerrüt tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru karışlığı Türk Lirası olarak tahsilini, Hasar tazminatının; temerrüt tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Euro Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsilini, Ekspertiz rapor ücretinin yargılama giderlerinden sayılmasını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın sunduğu kaza tespit tutanağının kabulünün mümkün olmadığını, maliki bulunduğu aracın ... Sigorta Şirketi nezdinde ... poliçe no'lu ile ZMMS poliçesi yaptırdığını, riskin poliçe kapsamında olduğunu, ayrıca ... nezdinde ... poliçe numarası ile Birleşik Kasko Poliçesi bulunduğunu, fahiş tazminat bedelinin reddi gerektiğini, büyük hasar bulunmadığını, davacı tarafın sunduğu maliyet ekspertiz raporunun kabulünün mümkün olmadığını, kaza tarihi ile uyuşmazlığını, davacı tarafın ekspertiz rapor ücreti talebinin reddinin gerektiğini, davanın usulden ve esastan reddini, genişletilmiş Kasko yönünden ... Şirketi'ne ihbarını, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı'na ait kayıtlardan davalı tarafın aracına ilişkin UYAP sistemi üzerinden bilgiler celp edilmiştir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden dava konusu araca ilişkin poliçe ve hasar kaybına ilişkin bilgiler celp edilmiştir. Davalı ... Şirketi'nden sigorta poliçesi özel ve genel şartları ile birlikte hasar dosyası celp edilmiştir. Davalı ...'in Nüfus kayıt örnekleri UYAP sistemi üzerinden sorgulanmıştır. Trafik Bilirkişi ... ve Makine Mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden, 06/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır. Davacı vekili 04/06/2024 tarihli Islah Dilekçesiyle dava değerini arttırmış ve aynı tarihte harcını yatırmıştır. -06/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacı taraf ve davalı taraf vekillerinin dilekçeleri, trafik kazası tespit tutanağı, eksper raporları, hasar fotoğrafları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davaya konu kaza nedeniyle davacı aracında hasar oluştuğu, oluşan hasarın tutanakta belirtildiği şekilde çarpma ve çarpılma neticesine gerçekleştiği; hasarın, hasar fotoğrafları ile uyumlu olduğu, Dava konusu 16/08/2023 tarihli kaza günü itibariyle dava konusu araçtaki gerçek hasar bedelinin KDV dâhil 7.980,06 EURO olduğu, Araç değerinin 2.600,00 EURO değerinde olabileceği, araçtaki hasar bedelinin araç değerine oranının %307 olduğu, Yargıtay hükümlerine göre davaya konu aracın perte ayrılması gerektiği, onarımının ekonomik olmayacağı, dolayısıyla araçta değer kaybı talep edilemeyeceği, Araç sovtaj bedelinin 305,00 EURO olabileceği, Perte ayrılan aracın hasar tazminatı bedelinin; Araç Bedeli-Sovtaj Bedeli=2.600,00 EURO-305,00 EURO=2.295,00 EURO olduğu, Araç perte ayrıldığında, onarımın ekonomik olmamasından dolayı araç ikame bedeli talep edilemeyeceği, Araç için düzenlenen ekspertiz rapor ücretinin 733,04 EURO olduğu, Almanya şartlarında bu bedelin makul ve kabul edilebilir nitelikte olduğu, Davalılar tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, Hususunda tespit, görüş ve kanaatine varılmıştır. GEREKÇE : Dava; davacı aracında meydana gelen hasar bedeli ve kullanım kaybı zararının karşı taraf araç maliki-sürücüsü ve ZMMS sigortacısından tahsili davasıdır. Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur", aynı yasanın 85/1. maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı", aynı yasanın 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın amacı A.1 maddesinde "Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir." şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde "sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.'nın 90. maddesinde "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki "Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler." şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesi'nin 17.7.2020 tarihinde... E.-... K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…" ibaresi ile ikinci cümlesindeki "…ve genel şartlarda…" ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası'nın 153/6. maddesinde, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK.'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK.'nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K.), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, ... Esas, ... Karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK.'nın 90. maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3. kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacının uğradığı hasar zararının tespitinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak yerel piyasa koşulları, yedek parça ve servis maliyetleri, kazalı parça ve yeri, işçilik maliyetleri, KDV dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır. DAVACIYA AİT OLAN ARACIN YABANCI PLAKA OLMASI VE YAPILAN HASAR TAZMİNATI HESABININ YABANCI PARA OLUP OLMAYACAĞINA İLİŞKİN İNCELEMEDE; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında ".......Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da aracın yurt dışındaki hasar tespiti ve onarım bedeline yakın meblağların belirlendiği görülmektedir. Davalı taraf kusuru oranında sigortalı araçta meydan gelen gerçek zarardan sorumlu olacağından, olayda kaza tarihi itibariyle yurt dışında uğranılan gerçek zarar miktarı belirlenerek bu miktara hükmedilmesi gerektiği açıktır. Yurt dışında yaşayan araç malikinin geçici olarak Türkiye'de bulunduğu sırada oluşan hasar nedeniyle, aracın Türkiye'de tamiri mümkün olabilecek olsa da, aracın tamirini burada yaptırmaya zorlanamayacağı kabul edilmelidir" gerekçesiyle oybirliğiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. .... Almanya'da ikamet eden, tatilini geçirmek üzere Türkiye'de bulunan ve geçici olarak getirdiği aracı trafik kazası sonucunda hasara uğrayan sigortalının, aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağının kabulü gerekir. Sigorta ettiren, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahiptir. Sigorta ettirenin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine ilişkin gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının rücuen tazminine karar verilmelidir" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında ... Esas, ... Karar sayılı "Borçlar Kanunu'nun 23.11.1990 gün ve 3678 sayılı Yasa ile değişik 83.maddesinde haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklarda yabancı para üzerinden zararın ne şekilde giderileceği konusunda açık ve net bir hüküm bulunmamakla birlikte, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan davalarda oluşan zararın yabancı para üzerinden ödenmesine engel emredici ve yasaklayıcı bir hüküm de yer almış değildir. Bu konuda yasada bir boşluk bulunduğu şüphesizdir. Nitekim İsviçre'de de haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan zararlarda İsviçre Borçlar Kanunu'nda zararın yabancı para üzerinden ödeneceğine dair düzenleyici bir hüküm bulunmamasına rağmen, uygulama ve öğretide bu hallerde de zararın yabancı para üzerinden giderilmesi kabul edilmektedir. Bu sonuca şu gerekçelerle ulaşılmaktadır: Tazminatın amacı, zarar gören kişinin gerçek zararını karşılama olmalıdır. Zararın giderilmesinde hangi para biriminin esas alınacağı sorusu da, zararın hangi para birimi ile tam olarak karşılanabileceği şeklinde olmalıdır. Yasanın amacı, zararın tamamen giderilmesine yöneliktir. Sözleşme dışı tazminat taleplerinde doğru ve hakkaniyete uygun bir sonuca varılabilmesi gerekir. Böylece ileride munzam zarar ve kur farkı davalarına (BK m.105) meydan verilmemesi ve zararın tam olarak karşılanması için, bu zararın zarar gören açısından tespiti gerekir. Zarar gören açısından zarar, hangi para birimine göre doğmuşsa, o para biriminin tazminat olarak talep edilmesi amaca uygunluk yönünden en uygun olanıdır (Bkz. BGE 48 II 79:BGE 47 II 194). Örneğin deniz taşımalarında kullanılan yabancı menşeli konteyner haksız eylem sonucunda Türkiye'de hasarlanmış ise, hasarlanan konteynerin yerine konulacak yabancı menşeli bir konteynerin Türkiye ve yabancı ülkelerde yabancı para ile alınabileceği belirgindir. Zarar gören kişinin zararı ancak yabancı para ile giderilebilir. Bu noktada, zarar ve tazminat kavramları hakkında kısa bir açıklama yapılmasında yarar vardır. Hemen belirtilmelidir ki, kaynağı veya hukuki sebebi ne olursa olsun, zarar kavramı, zarar görenin mal veya manevi varlığındaki bir azalmayı; zararın tazmini ise, eğer zarar oluşmasaydı zarar görenin malvarlığı hangi halde olacak idiyse, o halin yeniden sağlanmasını ifade eder. Doğaldır ki; kaynağına, sebebine ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, hem zararın nitelik ve kapsamı ve hem de tazmini, her olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Dolayısıyla, zarar verenin tazminat yükümlülüğü belirlenirken, zarar görenin malvarlığının zararın doğumundan önceki hale getirilmesinin sağlanması esas tutulmalı; bunu tam olarak sağlayacak, eş söyleyişle gerçek zararı gidermeye yeterli olacak miktarda tazminata hükmedilmeli; tazminat miktarı, zarar görenin malvarlığında zarardan önceki duruma göre bir artış sağlamamalı, ancak azalmaya da neden olmamalıdır. Açıklanan ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.12.2003 gün ve E:... K:... sayılı ilamında da benimsenmiştir...." Yukarı belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları dikkate alındığında davacı vekilinin zararını bulunduğu ülke koşullarına göre istemesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yabancı ekspertiz ücretine ilişkin yapılan değerlendirmede; Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas,... Karar sayılı ilamında "... Ancak yargılama giderlerinden olan ekspertiz masrafı ile ilgili karar verilmemiştir. Ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup yargılama giderlerine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta karar verilmemiş olması doğru değil bozma sebebi ise de bu yöndeki yanılgının giderilşmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden ...." İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas,... Karar sayılı ilamında "Ekspertiz gideri ayrı bir alacak olmayıp yargılama gideri olması nedeniyle yargılama giderine dahil edilerek kabul ve red oranına göre tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Taraflara tefhim edilen kısa kararda ekspertiz giderinin yargılama gideri bölümünde tahsiline karar verildiği belirtildiğinden bu doğrultuda gerekçeli kararın son paragrafında ekspertiz giderinin yargılama giderleri bölümünde değerlendirilerek kabul ve red oranına göre davalıdan tahsiline karar verildiğinin belirtilmesi kısa karar ile gerekçe arasında çelişki oluşturmayıp bu yöndeki davalı vekilinin istinaf itirazının reddi gerekmekte ise de hükmün yargılama giderlerine ilişkin 4 nolu bendinde ekspertiz giderlerinin unutulduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Ancak yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre yabancı ekspertiz ücretinin fiili ödeme tarihindeki kura göre tahsiline karar verilmesi gerekirken davacı vekili dava dilekçesinde karar tarihindeki kura göre tahsil isteyerek talebini daralttığından davacı vekilinin fiili ödeme tarihindeki kura göre hüküm kurulması gerektiğine" şekilde ilamları mevcuttur. Tüm bu yasal düzenlemeler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde; 06/08/2023 tarihinde ...'e ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacı tarafa ait ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda açıklanan gerekçelerle davalı sigortalısına ait aracı kullanan sürücünün kusurlu olduğu, davacının bu trafik kazasının oluşumunda herhangi bir etkisinin bulunmadığını, hasarın kaza ile uyumlu olduğu, davacı aracında meydana gelen hasarın oranı dikkate alındığında aracın perte ayrılması gerektiğinin ve onarımı mümkün olmadığından araç ikame bedeli zararının oluşmayacağının tespit edildiği, davalı sürücü, işleten ve davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında doğan hasar kaybı zararından sorumlu olduğu, meydana gelen zararın sigorta poliçe süresi ve teminat sınırı içerisinde olduğu, davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK.'nın 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/2.1. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte kendisine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde ödeme yükümlülüğü bulunduğu, 6102 sayılı TTK.'nın sigorta sözleşmelerine ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği kısmında yer alan 1426/1. maddesinde "sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır" düzenlemesi uyarınca davacı tarafından zararın tespiti için araç üzerinde yapılan eksper incelemesine neticesinde ödenen (ve belgesi sunulu) ekspertiz ücretinin de anılan kanun hükmü kapsamında yargılama giderleri içinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, 1-2.295,00 Euro Hasar tazminatın davalı ... şirketi yönünden temerrüde düştüğü 14/09/2023 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 16/08/2023 tarihinden itibaren itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının müşterek ve müteselsilen alınarak (tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydıyla) davacıya verilmesine, 2-Davacının kullanım kaybına ilişkin talebinin REDDİNE, 733,04 Euro Ekspertiz ücretinin yargılama gideri bölümünde takdirine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.492,18 TL nispi harçtan, peşin alına 269,85 TL peşin harç ve 1.326,16 TL ıslah harcı ile tamamlanan toplam 1.596,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.896,17 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL Başvuru Harcı, 269,85 TL Peşin Harç ve 1.326,16 TL Islah Harcı olmak üzere toplam 1.865,86 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 1.746,75 TL tebligat ve posta gideri ve 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.746,75 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 7.717,36 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, ekspertiz masrafı toplamı 733,04 EURO'nun davanın ret ve kabul oranları nazara alınarak belirlenen 730,26 EURO'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı ... Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 305,05 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak bu Davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 19/09/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/917, K. 2024/607, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-917-e-2024-607-k-908867e1b561