İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1061 E. 2024/671 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1061
- Karar No
- 2024/671
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1061 Esas KARAR NO : 2024/671 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/12/2023 KARAR TARİHİ : 03/10/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ürün alım satımına ilişkin ticari bir faaliyet neticesinde, davalı şirketin faturaya dayalı bakiye cari hesap nedeniyle davacı şirkete 42.926,75 TL borcu bulunduğunu, uyarılara rağmen borçlunun cari hesabındaki faturaya dayalı borçlarını ödemediğini, davacı şirket alacağının tahsili amacıyla İzmir... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin borca itirazda bulunduğunu, itiraz nedeniyle takibin durduğunu, taraflar arasındaki takibe konu alacak-borç ilişkisi, ürün alım satımı nedeniyle kurulan ticari bir faaliyet olup, resmi kayıtlara ve faturaya dayandığını, taraflar arasındaki ticari faaliyete ilişkin fatura ve cari hesap dökümü incelendiğinde, davalı şirketin, davacı şirkete borçlu olduğunun görüleceğini, borçlu itiraz dilekçesinde her ne kadar borca fer'i'lerine itiraz ettiğini belirtmişse de, takip açılış tarihine kadar olan 1.456,27 TL işlemiş faiz alacaklarından feragat ettiklerini, bu nedenle iş bu davada asıl alacak miktarı üzerinden harca esas değer beyan edildiğini, alacak miktarının ticari bir işten kaynaklanması sebebiyle takip talebinde istenilen faiz oranı yasal ticari faiz olduğunu, kötü niyetli ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik itiraz nedeniyle davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle, davalı borçlu şirketin İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra takip dosyasındaki borca ve fer'i'lerine yönelik yapmış olduğu itirazın iptal edilerek takibin 42.926,75 TL üzerinden devamını, davalı borçlu şirketin itirazının haksız ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik, kötü niyetli olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. KANITLAR: İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası Uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir. İzmir Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı ... Dağıtım, Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi'nin BA ve BS formları celp edilmiştir. Eskişehir Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı ... Turizm İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi 'nin BA ve BS formları celp edilmiştir. SMM Bilirkişi ...'den 08/07/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. -08/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Her türlü hukuki ve tasvif ve takdir Mahkemeye ait bulunarak, dava dosyasındaki tüm deliller ile davacı tarafa ait ticari kayıtlarının tetkiki ve değerlendirmeleri sonucunda; 1-Davacı ... Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait 2023 yılına ait ticari defterler incelemeye tabi tutulduğunu, yapılan inceleme sonucunda davacı firmanın e-beratları, 6102 sayılı yasanın TTK.'nın 64/3. maddesi'ne göre, 13/12/2011 tarihli, 28141 sayılı Resmi Gazete'de Maliye Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nca yayımlanan 1 no'lu "Elektronik Defter Genel Tebliği'ne uygun olarak alınmış olduğu, rapor tarihi itibariyle ticari defterlerin 6100 sayılı HMK.'nın 222. maddesine göre delil niteliğini haiz olduğunu, 2-Davacı şirketin e-defter kayıtlarının tetkikinde taraflar arasında ticari iş ilişkisinin 2023 yılı itibariyle başladığı, davacı şirketin, davalı şirket namına 2023 yılında 37 adet toplam 160.464,90 TL tutarlı fatura tanzim ettiği, davalı tarafın tanzim edilen fatura tutarından toplam 117.538,15 TL'sini banka havalesi veya kredi kartı ile ödediği, takip tarihi itibariyle bakiye, (160.464,90-117.538,15=42.926,75 TL) 42.926,75 TL davalı işletmenin borç bakiyesi kaldığı, Mahkemece Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan celbedilen Ba/Bs formlarında, davaya konu alacak kaydının her iki taraf kayıtları ile örtüşür davacı kayıtlarını desteklediğinin görüldüğü, Mahkemece, işbu faturaların/dolayısıyla dava davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan davacının davalıdan olan alacağının kabul edilmesi halinde; takip takibi itibariyle davacının davalıdan 42.926,75 TL (asıl alacak) alacaklı olduğunun kabul edilebileceği, 3-Takibe konu faturalar yönünden düzenleme tarihleri de dikkate alınmak suretiyle TTK:'nın 1530. Maddesi hükmünün uygulanamayacağı, Mahkemece davacı ... Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi'nin davalı taraftan alacaklı olduğu sabit görülmesi halinde, sabit görülen alacak tutarı üzerinden, takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar ticari avans faizi oranına göre artan oranlarda faiz işletilmesinin kabul edilebileceği, takip talebindeki işlemiş faizden davacının vazgeçtiğinden takip tarihi itibariyle işlemiş faiz hesabının yapılmadığı, sonuç ve kanaatine varılarak karar ve hukuki görüşlerin tamamen Mahkeme ait olmak üzere kanaatine varılmıştır. GEREKÇE : Dava; Faturalara dayalı bakiye cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır. HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur. İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.) İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.) İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3) İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.) Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "taraflar arasında ticari iş ilişkisinin 2023 yılı itibariyle başladığı, davacı şirketin, davalı şirket namına 2023 yılında 37 adet toplam 160.464,90 TL tutarlı fatura tanzim ettiği, davalı tarafın tanzim edilen fatura tutarından toplam 117.538,15 TL'sini banka havalesi veya kredi kartı ile ödediği, takip tarihi itibariyle bakiye, (160.464,90-117.538,15=42.926,75 TL) 42.926,75 TL davalı işletmenin borç bakiyesi kaldığı, Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan celbedilen Ba/Bs formlarında, davaya konu alacak kaydının her iki taraf kayıtları ile örtüşür davacı kayıtlarını desteklediğinin görüldüğü," tespit edilmiştir. HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalı defterlerinin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın ticari defterlerini dosyaya sunmaması durumunda davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilebileceği, dosya arasına getirtilen Ba-Bs formlarından da davacının ticari ilişkiyi ve alacağı ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK.'nın 67/2. fıkrasına göre; bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir. Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında davalının 42.926,75 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA, 2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.932,33 TL nispi harçtan, peşin alınan 511,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.421,16 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 511,17 TL peşin harç, 50,00 TL tebligat ve posta gideri ve 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.831,02 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılıa Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 03/10/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza