İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1008 E. 2024/592 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1008
Karar No
2024/592
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1008 Esas KARAR NO : 2024/592 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/12/2023 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 15/09/2023 tarihli faturadan kaynaklı 150.000,00 TL alacağını tahsil etmek amacıyla davalı şirket hakkında İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin yasal süresinde itiraz ile takip konusu faturada belirtilen malı teslim alamadıklarını, böyle bir sipariş vermediklerini, teslim almadıklarını, faturadan bilgilerinin olmadıklarını belirterek itiraz ettiğini, davalı şirketin, davacı şirketten böyle bir mal almadıklarını belirtmişleri ise de davacı şirketin yetkilisi ile yaptıkları ... yazışmalarının mevcut olduğunu, delillerin arasında da yazışmaların sunulduğunu, davalı şirketin ticaret yaptığı ve ticaret sicil gazetesinde alıp sattığı malların listesinde bulunan ürünleri davacı şirketten aldığını, davacı şirketten aldığı malların karşılığında çek vereceğini belirttiğini, çekin davacı şirket adı namına düzenleneceğini msg ile sorulduğunu, ancak devamında çek gelmediği gibi davacı şirket yetkilisinin telefonlarını açmadığını, davacı şirket ile yazışmaları şirket yetkilisinin nişanlısı olarak bildiği ve şirketin tüm işlerini şirketi temsilen yapan... ile yaptığını, davacı şirket yetkilisinin telefonlarının açılmaması üzerine şirket yetkilisi olan ...'ı aradığını, msg atmış olduğunu, ancak ondan da dönüş alamayınca mecburen icra takibi başlatıldığını, takip konusu edilen fatura elektronik ortamda düzenlenen ve irsaliyeli fatura olduğunu, malların bizzat davacı şirketçe teslim edildiğini, davalı şirketin borcunu ödememek için süreci uzatmaya çalıştığını, taraflar arasında ki ilişkinin sadece mal alışverişi olmayıp, birbirini tanıyan şirket yetkililerinin samimiyetinin birbirlerine borç verecek kadar ileri olduğunu, davacı şirketin yetkilisi ...'nın kendi hesabından davalı şirket yetkilisi...'ın banka hesabına borç para bile gönderdiğini, buna ilişkin banka dekontunun sunulduğunu, davalı şirket malı almadığını, böyle bir fatura gelmediğini, sipariş vermediğini vs. iddia ederek sadece alacağın tahsilini geciktirmeye çalıştığını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davanın kabulü ile davalı şirket tarafına takibi açılmış olan İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasında yaptığı itirazın iptalini, %20 inkar tazminatının hüküm altına alınmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı şirket arasında salça alımına ilişkin ticari alım-satım ilişkisi bulunmadığını, davacı şirketin hangi maksatla davalı şirkete fatura gönderdiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, davalı şirketin bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz ettiğini, akdi ilişkiyi ve faturayı kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava dilekçesi ekinde görüntüleri tümüyle dava dışı iki şahıs arasında geçtiği iddia olunan ... yazışmalarına ait olduğunu, dava dışı şahısla yapıldığı iddia olunan ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla bağlamı ve nedeni, başı-sonu belli olmayan ... yazışmalarının dava konusu fatura yönünden delil değeri bulunmadığını, dava dilekçesi eklerinde UYAP sisteminde görülmeyen ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava dilekçesinde sözü edilen dekont da dava konusuyla ilgili olmadığını, şirket yetkililerinin şahsi hesapları arasında gerçekleştiği iddia olunan hesap hareketi de her halükarda dava içeriğiyle ilgisinin bulunmadığını, davacı şirketin dava dilekçesinde her ne kadar malların davacı şirketçe teslim edildiğini ileri sürmüş ise de, teslim olgusuna dair de ispata elverişli delil sunmadığını, davalı şirketin faturaya konu malları teslim almadığını, malların teslim edilmediğini ispat etme yükünün davacı şirket üzerinde olduğunu, bu hususta Yüksek Mahkemenin içtihatlarının bulunduğunu, davalı şirketin ticari defterlerinde akdi ilişkiye, bahsi geçen malların teslimine ve gönderilen faturaya ilişkin hiçbir kaydın da bulunmadığını, taraflar arasında akdi ilişkinin varlığını ve fatura konusu malların teslim edildiğini ispat yükümlülüğünün davacı şirkete ait olduğunu, açıklanan arz ve izah edilen nedenlerle beyanların dosyaya kabulü ile davacı şirketin usule, yasaya ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini, davacı şirketin davasının kötü niyetli olması nedeniyle ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir. İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalı ... Üretim Sistemleri ve Yönetimleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında bilgi ve belgeler celp edilmiştir. İzmir Ege Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı ... Organizasyon Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin Ba ve Bs formları celp edilmiştir. İzmir Kordon Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı ... Sistemleri ve Yönetimleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin Ba ve Bs formları celp edilmiştir. SMM Bilirkişi ...'den 05/07/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. -05/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Her türlü hukuki tasvif ve takdir Mahkemeye ait bulunarak, dava dosyasındaki tüm deliller ile taraflara ait ticari kayıtlarının tetkiki ve değerlendirmeleri sonucunda; 1-Dava dosyasında taraflara ait 2023 yılına ait ticari defterler incelemeye tabi tutulmuş, yapılan inceleme sonucunda her iki tarafın, 6102 sayılı Y. TTK.'nın 64/3. Maddesine göre, ticari defterlerin noter onaylarının mevzuatına uygun olarak süresinde alınmış olduğu, yerinde inceleme tarihi itibariyle ticari defterlerin 6100 sayılı HMK.'nın 222. Maddesine göre delil niteliğini haiz olduğu, 2-Davacı şirket ticari defter kayıtlarının tetkikinde davalı namına 15/09/2023 tarihli, ... belge no'lu 1 adet toplam 150.000,00 TL tutarlı e-arşiv faturası tanzim edildiğini, taraflar arasında başkaca ticari ilişki bulunmadığının görüldüğü, 3-Davalı şirketin ticari kayıtlarında fatura kaydının yapılmadığının tespit edildiğini, 4-Davacı taraf davalı ile ticari ilişkiyi belgelemeye ve ispata yönelik bir kısım ... yazışmaları ibraz ettiği, yazışmaların yapıldığı, ... mesajlarının doğrudan kurumsal olarak davalı şirketle yapıldığını gösterir bilgi tespit edilemediği, ancak ... mesajında fatura, vergi levhası ve fatura karşılığının kapatılmasına ilişkin karşılıklı yazışma yapıldığı, bu yazışmaların delil niteliği yönünden değerlendirilmesi şüphesiz Mahkemeye ait olacağı, 5-Davacı şirkete ait muavin kayıtlarına göre, davalı şirketin toplam 1 adet Elektronik ortamda tanzim edilen e-arşiv faturası olarak 150.000,00 TL tutarında fatura, davacı şirket ticari defter kayıtlarında işlenik olduğu, Mahkemece Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan celbedilen Ba/Bs formlarında, davaya konu alacak kaydının her iki taraf kayıtları ile örtüşür şekilde davacı kayıtlarını desteklediğinin görüldüğü, davalı şirketin fatura tahtında iade fatura veya faturanın muhteviyatına 8 günlük itiraz veya ödemeye yönelik belge sunmadığı, Netice itibariyle, davalı aleyhine başlatılan 7 icra takibinde 150.000,00 TL ödemeyen fatura bedeli talep edilmiş, 16/10/2023 tarihli İzmir .... İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyasında talep edilen asıl alacak tutarı ile davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı alacak tutarının örtüştüğü, davacı şirketin ticari defter kayıtlarını tarafların gelir idaresi nezdindeki Ba/Bs formlarındaki kayıtlar ile desteklendiği hususları yanında, MAhkemenin davacı tarafın dava dosyasına sunduğu ... yazışmalarında davaya konu davalı şirkete mal satışının gerçekleştirildiğine karar verilmesi halinde, davalı şirketin 150.000,00 TL üzerinden davacı şirkete borçlu olacağının kabul edileceği, Mahkemenin davacı ... Organizasyon Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin davalı taraftan alacaklı olduğuna karar verilmesi halinde, takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar avans faizi oranına göre artan oranlarda faiz işletilmesinin kabul edilebileceği kanaatine varılmıştır. GEREKÇE : Dava; Faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır. HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur. İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.) İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.) İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3) İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.) Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davacı şirket ticari defter kayıtlarının tetkikinde davalı namına 15/09/2023 tarihli, ... belge no'lu 1 adet toplam 150.000,00 TL tutarlı e-arşiv faturası tanzim edildiğini, taraflar arasında başkaca ticari ilişki bulunmadığının görüldüğü, " tespit edilmiştir. Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davalı şirketin ticari kayıtlarında fatura kaydının yapılmadığının tespit edildiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan celpedilen Ba/Bs formlarında, davaya konu alacak kaydının her iki taraf kayıtları ile örtüşür şekilde davacı kayıtlarını desteklediğinin görüldüğü, davalı şirketin fatura tahtında iade fatura veya faturanın muhteviyatına 8 günlük itiraz veya ödemeye yönelik belge sunmadığı, " tespit edilmiştir. HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı. yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapıldığı, her iki tarafın ticari defterlerini incelemeye sunduğu, her iki tarafın ticari defterlerinin delil niteliğine haiz olduğu, davacı tarafın alacağının davalı tarafından Gelir İdaresi Başkanlığına beyan edildiği, davacının ticari ilişkiyi ve alacağı olduğunu ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK.'nın 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare: 02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötü niyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344-615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir. Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalının 150.000,00 TL alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin avans faizi işletilmek suretiyle takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA, 2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.246,50 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.811,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.434,87 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.811,63 TL peşin harç, 42,00 TL tebligat ve posta gideri ve 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.123,48 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 24.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 17/09/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1008, K. 2024/592, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1008-e-2024-592-k-e7365593458a