İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/615 E. 2024/173 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/615
Karar No
2024/173
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/615 Esas KARAR NO : 2024/173 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/07/2022 KARAR TARİHİ : 07/03/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı firma tarafından,...arım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. Firmasına 2020 yılı defter tasdik işlemi ve 2021 yılı Ocak ayından itibaren Eylül (dahil) ayına kadar almış olduğu 9 aylık defter tutma hizmetinden kaynaklı 17.240,00 TL bedelli alacak; ve ayırca 2020 yılı Haziran ayından itibaren Aralık (dahil) ayına kadar verilmiş olunan defter tutma hizmetinden dolayı da davalı-borçlu yanın davacı firmaya 10.500,00 TL borçlarının mevcut olduğunu, bu hizmetlerden dolayı davalı firmaya 2 adet fatura düzenlendiğini, ancak davalı firma tarafından fatura bedelleri için herhangi bir ödemenin yapılmadığını, davacı firma tarafından düzenlenen, 2020 yılı defter tasdik işleminden (KDV dahil 5.900,00 TL) ve 2021 yılı Ocak ayından itibaren Eylül (dahil) ayına kadar verilen 9 aylık defter tutma hizmetinden dolayı 08/09/2021 tarihli, ... numaralı ve (her ay için 1.260,00 TL olacak şekilde) KDV dahil 17.240,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini fakat bu faturaya karı davalı firma tarafından 21/09/2021 tarihli ve ... numaralı, KDV dahil 17.240,00 TL bedelli iade faturası kesildiğini, bahse konu iade faturasının İzmir ... Noterliği'nin... yevmiye numaralı ve 28/09/2021 tarihli ihtarnamesi ile yasal süresi içerisinde tarafların itiraz edildiğini, diğer fatura ise 19/06/2020 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi gereği ifa edilmiş olan, 2020 yılı Haziran ayından itibaren Aralık (dahil) ayına kadar verilen defter tutma hizmeti gereği düzenlenmiş olan ... numaralı, 29/12/2020 tarihli ve KDV dahil (her ay için 1.500,00 TL olacak şekilde) 10.500,00 TL bedelli fatura olduğunu, Davalı firma, anılan faturaya karşı iade faturası düzenlememiş olup, İzmir... Noterliği'nin... yevmiye numaralı ve 28/09/2021 tarihli ihtarnamesinde bu iki faturanın da ödenmesi için davalı tarafa ihtarda bulunulduğunu, ancak, kesilen faturalara ve gönderilen ihtarnameye rağmen Davalı firma tarafından herhangi bir ödemenin gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile davalı firma aleyhine taraflarınca faturalara dayalı olarak ilamsız takip başlatıldığını, faturalar ödeme emrine dayanak belge olarak eklendiğini ve 02/11/2021 tarihinde ödeme emri davalı firmaya tebliğ edildiğini, davalı firma ise 08/11/2021 tarihinde bahse konu ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, her ne kadar ödeme imreni itiraz edilmişse de davacı firma tarafından davalı tarafa muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinin verildiğinin kuşkusuz olduğunu, belirtilen dönemlerde, davalı şirketin yasal defterlerinin kayıt işlemleri, vergi beyannamelerini (KDV beyannameleri, geçici vergi beyannameleri, kurumlar vergisi beyannameleri, muhtasar beyannameleri) davacı firma tarafından eksiksiz olarak yerine getirildiğini, verilen beyannamelerin üzerinde düzenleyen olarak davacı firmaya ait (unvan, vergi kimlik numarası, oda sicil numarası vd.) bilgiler yer almakta olduğunu Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan temin edilebilecek belgeler ile u hususun doğruluğunun sübut bulacağını, Gelir İdaresi Başkanlığı'na müzekkere yazılarak bahsi geçen delil niteliğindeki beyannamelerin gönderilmesinin istenilmesinin gerektiğini, Davalı firmanın ödeme emrine itiraz etmesi üzerine taraflarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu fakat yapılan arabuluculuk toplantısı sonucunda davacı firma adına olumlu bir sonuç elde edilmediğini ve anlaşamama tutanağının düzenlendiğini, davacı şirketin üstüne düşen edimini ifa etmesine rağmen davalı firma tarafından, davacı şirketin vermiş olduğu hizmetlere ilişkin bedellerin ödenmediğini, bununla da kalmayıp İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasındaki alacak ve tüm fer'ilerine yeter miktarda malı üzerine ihtiyati haciz ile cebr-i icra yetkisinin verilmesini, nihayetinde ise haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline karar verilmesinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı öncelikle, yargılama sonuna kadar davacı tarafın alacak haklarının zayi olmaması adına İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasındaki alacakları nispetinde, borçlunun malı üzerine İhtiyati Haciz Kararı ile cebri icra yetkisinin verilmesini, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasıyla takibe konu borca, ödeme emrine ve faizlere haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptalini, Davalı şirket aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, vekalet ücreti ve masrafların davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı şirket tarafından öne sürülmüş olan sebeplerin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, bahsi geçecek hem usule, hem de esasa ilişkin nedenler ile davanın reddinin gerektiğini, icra takibine yapılan itiraz dilekçe ile de belirtilen konularda, davacı şirket'in davacı tarafın, iş bu davaya ve İzmir... İcra Dairesi'nin...sayılı İcra dosyası ile takibe konu ettiği bir borcunun bulunmayıp, bu iddianın doğruluğunun gerekli incelemeler neticesinde ortaya çıkacağını, ayrıca dava konusu olan alacak yargılamayı gerektiren bir farazi fatura hizmeti olmakla birlikte davacı şirketçe talep edilen tedbir talebi veyahut ihtiyati haciz talebi alacağın varlığı dahi çekişmeli olan bir alacak için talep edildiğinden mahkemece bu kararın reddedilmesi yönünden hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olacağını, davacı şirketin söz konusu alacak iddiasının sahibi kimse/şirket ile fiili ve hukuki bağı olduğu düşünüldüğünde, dosyanın şahsileştirilerek hukuki olmayan ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunun aşikar olduğunu, bu talebin reddi yönünde hüküm kurulmasının yasaya ve hukuka uygun olanı olacağını, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan faturaların, Yargıtay İçtihatları kapsamında hükme esas teşkil edemeyeceğini, Yargıtayın vermiş olduğu kararlardan görüleceği üzere faturanın ve/veya cari hesap kaydının mevcut olması faturaya ve/veya cari hesap kaydına dayalı alacağın var olduğunu göstermeyeceğini, Zira, fatura konusu işin yapıldığının da ispatlanmasının gerektiğini, söz konusu hizmetlerin davalı şirkete sunulmamış olup, bahse konu takibin dayanaktan yoksun olduğunu, bu noktada sunulmayan hizmete karşılık istenen alacak yönünden söz konusu takibe itiraz etme haklarının zaruretlerinin hasıl olduğunu, haksız ve kötü niyetli yapılan bir takibin bulunmadığını, bu sebeplerle Davacı şirketçe haksız olarak talep edilen kötü niyet tazminatının da reddine karar verilmesinin gerektiğini, dava dilekçesinde sunulan... numaralı, 29/12/2020 tarihli faturanın usulsüzlüğüne ilişkin olarak, faturayı kabul anlamına gelmemekle beraber; ... numaralı, 29/12/2020 tarihli 10.500,00 TL bedelli fatura davalı şirkete teslim ve tebliğ edilmediği gibi taraflarınca fatura üzerinde kabule veyahut teslim almaya ilişkin imza dahi bulunmadığını, davacı şirketin bu faturayı dahi dava dilekçesinde sunmuş olup hak talep ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte yasal defter kayıtlar ve cari hesap dökümlerinin incelendiğinde, olası bir kayıt görülmesi, davacı şirketin, davalı şirketin muhasebesinde kayıtlarını tutması sebebiyle ispat için herhangi bir yeterliğinin bulunamayacağını, davacı şirket tarafın bu işlemleri, davalı şirketin defterlerini tutmak suretiyle bizzat kendisi yatığından bu faturanın herhangi bir hukuki ispat niteliğini taşımayacağını, diğer faturalarda aradaki hizmet ilişkisini ve hangi hizmetten kaynaklı olarak ilgili faturaların kesildiğini ispatlamak zaruriyeti, Yargıtay kararlarının da emsal teşkil etmesi sonucunda, karşı taraf üzerinden olduğunu, fakat 13/03/2019 tarihli ve... numaralı, 12.672,36 TL bedelli faturalandırma işleminin, açıklanan sebeplerden dolayı hiçbir şekilde ispatlanabilirliğinin kalmadığını, yine 08/09/2021 tarihli ... numaralı fatura ve... numaralı, 29/12/2020 tarihli numaralı fatura ile talepte bulunduğu iddia eden tarafın; dosya kapsamına sunduğu ihtarname sadece ... numaralı faturadaki alacağına ilişkin olduğunun alenen görüldüğü, ... numaralı faturaya ilişkin herhangi bir ihtarname sunulmaksızın dava dilekçesinde sayın mahkemeyi yanıltma kastı içeren beyanlarda bulunmasına dair takdir mahkemenin olacağını, davacı şirketin dava dilekçesinde açıkça 10.500,00 TL bedelli faturaya ilişkin "İzmir... Noterliği'nin ...yevmiye numaralı ve 28/09/2021 tarihli ihtarnamesinde bu iki faturanın da ödenmesi için davalı şirketi ihtarda bulunulduğunu." ibaresine vermiş olduğunu, oysa ki ihtarnamenin tebliğ edildiğine dair hukuksal geçerliliği olan herhangi bir unsur bulunmadığını, bu bağlamda ilgili ihtarname ve iddiaların dosya kapsamında delil niteliğine haiz olmayacağı alenen görüleceğini, öncelikle davacı şirket ile davalı firma arasında herhangi bir danışmanlık sözleşmesi mevcut olmadığını, dava dilekçesinde varlığı ve hatta sunulan iddia edilen danışmanlık sözleşmesinin bulunduğu iddiasının soyut ve mesnetsiz olduğunu, halihazırda dava dilekçesinin ekler başlıklı kısmına dahi yazılmadığını, ama dilekçe içeriğini mevcut gibi bahsedildiğini, yapılacak incelemeler neticesinde zaten ek olarak da sunulamadığı görüleceğini, bu bağlamda karşı tarafın ilgili talepleri tamamıyla dayanıksız kaldığını, kötü niyetle menfaat elde etme üzerine açılan bu davanın reddinin gerektiğini, İhtiyati Haciz talebinin şartlarının İİK. 257. madde'de açıkça düzenlendiğini, düzenleme kapsamında, ihtiyati haciz isteyen davacı şirketin mahkeme nezdinde kabul görecek delilleri gösterme zorunluluğunun açıkça belirtildiğini, tüm bu hususların dikkate alındığında davacı tarafın ihtiyati tedbir yönünden yapılan talebinin reddinin gerektiğini, davacı şirketin %20 oranında icra inkar tazminatı talep etmesinin yasal olmadığını, icra inkar tazminatının talep edilebilmesi için alacağın likit alacak olması, yargılamayı gerektirmemesi ve davalı borçlunun itirazında haksız olması gerektiğini, somut olayda ise davalı şirketin, itirazın haksız olmadığı gibi, davacı şirketin talep etmiş olduğu alacak, faizi talebi de dahil olmak üzere likit bir alacak olmadığından davacı şirketin icra inkar tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını, bunlara ilaveten davacı şirketçe dava dilekçesinde söz edilen "davacı şirket tarafından davalı şirkete muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmeti verildiği kuşkusuzdur" beyanı mahkemeyi yanıltmaya çalışmaktan öteye gidemediğini, bu şekilde mahkemeye sunulan beyanların hukuki dayanaktan ve her türlü hüküm esas olabilecek delilden yoksun olmasının, davacı şirketin kötü niyetli olduğunu göstermesi açısından takdirin mahkemeye ait olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı haksız ve mesnetsiz davanın reddini, kötü niyetli ve haksız davacı şirket aleyhine %20 icra inkar tazminatı hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirket tarafına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: İzmir... İcra Dairesi'nin... İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden çıkartılarak dosya içerisine alınmıştır. İzmir Selçuk Vergi Dairesi'nden Davalı ...'nin BA ve BS formları celp edilmiştir. SMM Bilirkişi ...'dan 06/10/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır. -06/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalının 2020-2021 yıllarında e-defter kapsamında olduğu ancak davacının e-defterleri sisteme yüklemediği, Mahkemece davacının davacının dava konusu yıllarda davalıya Mali Müşavirlik hizmetini eksiksiz verdiğinin kabul edilmesi durumunda davacının davalıdan 14.241,00 TL alacaklı olacağı, takibin 27.740,00 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, Mahkemece davalının davacıya düzenlediği iade faturasının kabul edilmesi halinde ise davacının alacağının kalmayacağı kanaatine varılmıştır. GEREKÇE : Dava; Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır. HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur. İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.) İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.) İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3) İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.) Davacı şirketin, ... Tarım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. Firmasına 2020 yılı defter tasdik işlemi ve 2021 yılı Ocak ayından itibaren Eylül (dahil) ayına kadar almış olduğu 9 aylık defter tutma hizmetinden kaynaklı 17.240,00 TL bedelli alacak; ve ayırca 2020 yılı Haziran ayından itibaren Aralık (dahil) ayına kadar verilmiş olunan defter tutma hizmetinden dolayı da davalı-borçlu yanın davacı firmaya 10.500,00 TL borçlarının mevcut olduğunu, davalı taraf dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; dava şirketin hizmet vermediğini, davacı şirketin, davalı şirketin muhasebesinde kayıtlarını tutması sebebiyle ispat için herhangi bir yeterliğinin bulunamayacağını, davacı şirket tarafın bu işlemleri, davalı şirketin defterlerini tutmak suretiyle bizzat kendisi yaptığından bu faturanın herhangi bir hukuki ispat niteliğini taşımayacağını, beyan ederek taraflar arasında ticari ilişkinin olduğunu ancak hizmetin gereği gibi yerine getirmediğini beyan etmiş olup hizmet sözleşmesinin gereği gibi yerine getirildiğini ispat yükü davacı taraftadır. Dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda "Davalı vekilinin 06.06.2023 tarihli dilekçesi ile ticari defterlerin yerini bildirdiği adrese gidildiği, davalının inceleme yapılacak 2020-2021 yıllarında e-defter kapsamında olduğu, ancak o döneme ait ticari defterlerin e defter portalına davacı tarafça yüklenmediği ve beratlarının alınmadığı bilgisi verildiği"nin belirtiği anlaşılmaktadır. Davacı şirketin davalı şirketin muhasebecisi olduğu ve taraflar arasında muhasebe işlerinin yapılması konusunda hizmet sözleşmesi bulunduğu yönünde ihtilaf bulunmamaktadır.Bilirkişi raporunda da anlaşıldığı üzere davalı tarafın ticari defterleri davacı tarafından tutulmuş olup davacı taraf davalı şirket defterlerinin e-defter portalına yüklenmediği, beratlarının alınmadığı, defterlerinin de onaylanmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafın hizmet sözleşmesi gereğince edimini yerine getirmediği, davalının delil olarak dayandığı ticari defterlerin de onaylanmaması nedeniyle davalının iddialarını ispatlamasına engel olduğu, hizmet sözleşmesinin gereği gibi yerine getirilmediğinin bilirkişi raporu ile sabit olması nedeniyle davacı tarafın düzenlendiği faturanın davalıya tebliğ edilmesinin hizmetin verilmiş olduğunu ispata yeterli olmadığı, hizmeti verildiğini ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve bilirkişi raporundan da hizmetin gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK.'nın 67/2. Fıkrasına göre; bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare: 02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344-615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir. Bilirkişi raporunda da anlaşıldığı üzere davalı tarafın ticari defterleri davacı tarafından tutulmuş olup davacı taraf davalı şirket defterlerinin e-defter portalına yüklenmediği, beratlarının alınmadığı, defterlerinin de onaylanmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafın hizmet sözleşmesi gereğince edimini yerine getirmediği, davalının delil olarak dayandığı ticari defterlerin de onaylanmaması nedeniyle davalının iddialarını ispatlamasına engel olduğu, hizmet sözleşmesinin gereği gibi yerine getirilmediğinin bilirkişi raporu ile sabit olması nedeniyle davacı tarafın düzenlendiği faturanın davalıya tebliğ edilmesinin hizmetin verilmiş olduğunu ispata yeterli olmadığı, hizmeti verildiğini ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve bilirkişi raporundan da hizmetin gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakla davanın reddine, hizmetin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle de davalının delil gösterilmesine engel olunduğu hususu da dikkate alındığında davacının kötüniyetli ve haksız olduğu kanaatiyle 67/2 maddesi uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle asıl alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu ret harcından davacı tarafından peşin yatırılan 361,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 65,86 TL harcın davacı taraftan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davacı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 07/03/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/615, K. 2024/173, T. 07.03.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-615-e-2024-173-k-5b4b9fb4bf35