İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/528 E. 2020/249 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/528
- Karar No
- 2020/249
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/528 Esas KARAR NO : 2020/249 DAVA : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 25/06/2020 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesiye özetle ; Davalı şirketin müvekkil kooperatif aleyhine 27.02.2019 tarihli satış protokolüne dayalı icra takibi başlattığını, takibe dayanak protokolde kooperatif adına sadece tek bir kişinin imzasının yer aldığını, kooperatifin hiçbir dönemde tek imza ile temsile yetkili kılınmadığını, 08.09.2012 tarihli genel kurulda yönetime seçilen 7 kişiden herhangi 4'ünün müşterek imzası ile kooperatifin temsil edilebildiğini, 31.03.2013 tarihli olağanüstü genel kurulda da yönetime 6 kişi seçildiğini, herhangi 4'ünün müşterek imzası ile kooperatifin temsil edilebildiğini, bu nedenle takip dayanağı protokolün kooperatif açısından hiçbir bağlayıcılığı bulunmadığını haliyle kooperatifin icra takibi dolayısıyla borcunun olmadığını, ticaret sicil kayıtlarının aleni olduğunu, kooperatif ana sözleşmesi ve genel kurulları tescil ve ilan edilmekle 3. kişilerin de kooperatifin amaç ve konularını ve genel kurul kararlarını bildiğine dair karine teşkil ettiğini, tapu devrini içeren sözleşmelerin resmi şekilde yapılma şartının bulunduğunu, adi yazılı nitelikteki satış protokolünün hiçbir geçerliliği bulunmadığını, kooperatiflerde genel kurulun en yetkili organ olduğunu, kooperatifi borç yükü altına sokacak her türlü konunun genel kurulda karar altına alındığını, kooperatifin taşınmazlarının satışı hususunda genel kurulda karar alınıp en alt satış sınırınında belirlenmesinin şart olduğunu, söz konusu protokolünün 6. maddesinde protokole konu tapu devirlerinin yapılmaması halinde alıcı...Otomotiv'e 50.000,00 TL tazminatın...arafından ödeneceğinin belirtilmediğini, bu madde lafzından da kooperatifin değil tazminattan şahsen ...'in sorumlu olduğunu, haliyle kooperatifin bu borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden müvekkil kooperatife ait menkul ve gayrimenkul malların haczedildiğini, haczedilen işbu gayrimenkullerin her biri müvekkil kooperatifin ortaklarına kura çekimi ile dağıtıldığını ve halen ortaklar işbu hacizli gayrimenkullerde ikamet etmeye devam ettiğini, bu durumun hem kooperatif hem de üyeleri mağdur ettiğini, daha fazla mağduriyet oluşmaması açısından tedbiren icra dosyasında her türlü icrai işlemin, tahsilatın ve satışın takibin tüm sonuçları tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ettiğini, fazlaya ilişkin tüm haklar saklı kalmak kaydıyla yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle özetle: Davacı tarafın dilekçesinde sürdüğü iddiaların mesnetsiz olduğunu, öncelikle davacının taraflar arasında imzalanan 27/02/2013 tarihli sözleşmenin kooperatifi temsilen tek bir kişi tarafından imzalandığını, oysaki kooperatifin dört imza ile temsil edilmesi gerektiğini, protokolün kooperatifi bağlamayacağı yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, anılan kooperatifte temsil edilerek dört kişinin dahi olmadığını, Karşıyaka ATM'nin ... Karar sayılı ilamı ile de görüleceği üzere yönetim kurulu üyelerinden dördünün istifa ettiğini, bu nedenle de hiçbir işlem yapılamaz olduğunu, bunun üzerine mahkemece istifa eden yönetim kurulu üyelerinin yerine dört üye seçilmesi gündemi ile davacı şirketin genel kurulunun toplantıya çağrılması hususunda kalan üyelerden ... verildiğini, müvekkilin 27/02/2013 tarihli sözleşmeyi imzalamasının sebebinin satıcı şirketin genel kurul toplantısını yapıp 20/04/2013 tarihine kadar tapu devrinin yapılacağını davacı şirketin taahhüt ettiğini, sözleşmenin imza tarihinde davacı kooperatife atanan kayyımın temsil ettiğini ve zaten sözleşmede de şirket adına kayyım tarafından imzalandığını, yine davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından protokolün geçerli olmadığına dair beyanlarınında haksız ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında serbest iradelerine uygun karşılıklı kabul beyanları ile geçerli şekilde akdedilen sözleşmenin cezai şarta ilişkin maddesinin geçersizliğini ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, zira yıllar sonra açılan bu dava ile müvekkilin mağdur edilmeye çalışıldığını, kaldı ki davacı şirketin kendisinden basiretli bir tacir gibi hareket etmesinin beklendiğini, davacı aleyhine başlatılan icra takibi usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli davasının ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile , artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup , görevin 6100 Sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığının yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi , mahkemenin görevsiz olduğunun tespiti halinde ise dosya üzerinde inceleme yapılarak bu konuda bir karar verilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde( b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerden bulunması, yahut özel bir yasal düzenleme ile dava Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi şarttır. Dava; davalı şirket tarafından davacı kooperatif aleyhinde 27/02/2013 tarihli Satış Protokolü kapsamında başlatılan icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır. 6163 Sayılı Kooperatifler Kanun'un 1. Maddesinde kooperatifler ''Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklığı ve değişir sermayeli ortaklıklar'' olarak tarif edildiği, her ne kadar ilgili madde de kooperatifim ortaklık olduğu belirtilmiş ise de bu ortaklığın ticari nitelikte bir ortaklık olduğu yönünde bir açıklama ve belirleme yapılmamıştır. İşbu maddede ki tariften de anlaşılacağı üzere kooperatifler kar zarar amacından ziyade sosyal yönü ağır basan ortaklıklar olup, bu tanıma göre kooperatiflerin tacir olarak kabul edilmesi ve tacir sıfatının sonuçlarıyla sorumlu tutulması mümkün değildir. Her ne kadar 6102 Sayılı TTK'nun 124/1 maddesinde kooperatifler ticaret şirketleri arasında sayılmış ise de aynı maddenin 2 . Bendinde kooperatiflerin şahıs şirketleri ve sermaye şirketleri arasında gösterilmediği, bu kapsamda TTK'nun 124 maddesinin 1 ve 2. Bentleriyle 1163 Sayılı Kooperatifler Kanun'un 1. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde kooperatiflerin ticari şirket olmadığı, sosyal niteliği ağır basan kendine özgü bir ortaklık olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalara göre; somut olayda davacı taraf tacir olmayıp, sadece davalının tacir olması, uyuşmazlığı ticari bir iş saysa dahi, ticari bir dava niteliğine getirmeyeceği, uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasa hükmünün de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevi mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken ve genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Bu nedenle İş bu davada mahkememiz görevli bulunmadığından davanın usulden reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verme gereği doğmuştur. (Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı ve ...dedir.) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: İş bu davada mahkememiz görevli bulunmadığından davanın usulden REDDİNE, Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Harç ve yargılama giderlerlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi . 25/06/2020 Katip ... eimza Hakim ... eimza