İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/257 E. 2023/970 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/257
- Karar No
- 2023/970
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/257 KARAR NO : 2023/970 DAVA : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) DAVA TARİHİ : 08/04/2022 KARAR TARİHİ : 29/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2019 yılında davalı bankadan kredi kullandığı, bu kredi karşılığında davalı banka lehine davacı müvekkili ----- adına kayıtlı gayrimenkule 19.09.2019 tarihinde -----yevmiye numarası ile ipotek konulduğu, bu gayrimenkulün -----Mahallesi, 1808 Ada, 11 Parsel, -----. nolu bağımsız bölümde bulunduğu, bu ipoteğin Genel Krediler Sözleşmesi çerçevesinde konulduğu, müvekkili şirkete taşınmaz değerinin %80' i oranında kredi kullandırıldığı, kullandırılan kredinin 310.000,00 TL civarında olduğu, ipoteğin kurulması işleminden itibaren 3 yıl sonra da ipoteğin fekki için başvuruda bulunulduğu, 25.01.2022 tarihinde davalı bankanın -----şubesine başvurmak suretiyle fek işlemleri başlatıldığı, davalı bankanın----- şubesinin söz konusu gayrimenkulün üzerindeki ipoteğin fek edilmesi için 310.000,00 TL bedelin hesaba yatırılarak bloke edilmesi gerektiğini müvekkili şirkete yazılı olarak ilettiğini; müvekkili şirketin buna istinaden 31.01.2022 tarihinde davalı bankanın -----şubesine ------ işlem numarası ile 310.000,00 TL bedelin gönderildiği, dekontunun ellerinde mevcut olduğu, ----- Müdürlüğünde ipotek terkini işlemlerin başlandığı, mesaj gönderildiğini, ---- sistemi üzerinden gönderilen mesajdan sonra davalı bankanın ----- şubesi çalışanına bilgi verildiği gereken fek harcının yatırılması hususunda müvekkili şirkete mesaj gönderildiği, harcın yatırıldığı, davalı bankanın ipotek karşılığı verilen kredi bedelini müvekkili şirketten tahsil ettiği, dekontunu dilekçe ekinde sundukları, ipoteğin fek bedeli ödenmesine ve ipotek fek işlemleri başlatılmasına rağmen söz konusu bu ipoteğin gayrimenkul üzerinden kaldırılmadığını; müvekkili şirketin kuruma güvenerek fek işleminin gerçekleştiğini düşünürken daha sonradan fek işleminin gerçekleşmediğinin öğrendildiği, müvekkili şirket yetkilisinin banka yetkilileriyle yaptığı şifai görüşmelerde, banka yetkililerinin fek işleminin yapılması gerektiği fakat unutulduğunu sonrasında da müvekkili şirketin borcunun doğması neticesinde de artık bu fek işlemini gerçekleştiremeyeceklerinin söylendiğini; müvekkili----- adına kayıtlı söz konusu taşınmazın daha sonradan doğacak bir borç için rehin tutulamayacağının çok açık olduğu, davalı banka ile müvekkili şirket arasında süre gelen bir para alışverişinin gerçekleştiği, müvekkili ----- ve söz konusu taşınmazı, bu para alışverişinden ya da doğacak olan borçlardan sorumlu tutulamayacağını, ipoteğin fekkinin gerçekleştirilmemesi ve taşınmazın daha sonradan başka bir borç için rehin tutuluyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi hukuka da aykırı olduğunu; ipoteğe konu olan kredinin (---- davalı bankaya müvekkili şirket tarafından ödenmesi ve taşınmazın teminat vasfını yitirmesi sebebiyle davacı ---- adına kayıtlı ----- Mahallesi, 1808 Ada, 11 Parsel,---- nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını, dava süresince dava konusu ipotek konulan taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satılarak başkasına devrinin önlenmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile borçlu şirket arasında akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca akit şirket lehine teminat mektupları düzenlendiği ve teminat mektupları risklerine karşı davaya konu taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, davacı şirket tarafından kredi risklerinin ödenmemesi üzerine krediler kat edilmiş ve borçlu firma aleyhinde 05.04.2022 tarihinde -----Banka Alacakları İcra Dairesi ----- Sayılı dosyasından takip işlemlerine başlandığı, icra dairesinin bugün itibariyle kapak hesabının 5.338.539,26-TL olduğu, risk devam ettiği müddetçe de ipoteğin fek edilmeyeceğinin aşikar olduğu, davacının ipotek fekkini talep ettiği tarihte müvekkili bankanın kredi riskleri devam ettiği, her ne kadar müvekkili bankanın ------Şubesi tarafından fek işlemi için ön işlem koşulu olarak 310.000-TL'nin bloke edilmesi gerektiğine dair borçluya yazı verilmiş ise de ipoteğin fek edileceğine dair bir taahhüt verilmediği, ilgili tutarın bloke edilmesi akabinde ipotek fek işlemi onaya sunulduğu ve müvekkili bankanın tahsis birimi tarafından teminatı aşan gayrinakdi riski bulunduğu gerekçesiyle ipoteğin fekki işlemine onay verilmediği, davacı şirkete ipoteğin fek edilmeyeceği hususunun bildirilmesi üzerine davacı tarafından ipotek fekki için bloke edilen tutar kullanıldığı, yazılı bir talimat veya adli makamlarca bildirilen bir emir olmadığı müddetçe hesaptaki paraya bloke konulması usul ve yasalara aykırı olduğundan tutarın blokede tutulmasının düşünülemeyeceği, ipoteğin fekki için yatırılan tutar yine davacı tarafından kullanıldığından borçlunun müvekkili bankada mevcut risklerinden düşülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; davacı şirket tarafından 310.000-TL tutarın eft ile ----- nezdinde bulunan kendisine ait hesaba göndermiş olması, gönderilen tutarın kredi riskinden mahsup edilmemesi, teminatı aşan gayrinakdi riskin bulunması, müvekkili banka tarafından ipoteğin fek edileceğine ilişkin taahhüt verilmemiş olması ve ilgili tutarın müvekkili bankaca kendiliğinden blokede tutulamayacak olması nedeniyle öncelikle tedbirin kaldırılmasını ve neticeden davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde kredi kullanan davacı tarafından ipotek verilen----Mah. 1808 Ada 11 parsel, -----nolu bağımsız bölümdeki ipoteğin kaldırma şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının ipoteğe konu kredi bedelinin tamamını ödeyip ödemediği, davacının bankaya borcu var ise ipoteğin fekkine engel oluşturup oluşturmadığı, davacının davalı banka nezdinde ipoteğin fekkine engel herhangi bir riskinin bulunup bulunmadığı, ipoteğin kaldırılması talebinin yerinde olup olmadığı istemine ilişkindir. Davayı davacı taşınmaz maliki ile birlikte kredi borçlusu şirket açmıştır. İpoteğin kaldırılması istemli bir davada aktif husumetin kimde olduğu hususunda değişik kararlar bulunmaktadır. Yargıtay ----- HD.-----Sayılı ilamında ".... ipoteğin fekki davasının taşınmazı ipotek yükümlülüğünden kurtaracak ipotek maliki tarafından açılması gerektiğinden davacı şirket yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir... ONANMASINA..." belirtmiştir. Yargıtay -----. HD. ------. Sayılı ilamında ".... davacının dava tarihinde üzerindeki ipoteğin kaldırılması istenen taşınmazın maliki olmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı ipotekli taşınmazın maliki sıfatıyla değil taşınmazın ayni teminatını teşkil ettiği Genel Kredi Sözleşmesinin borçlusu sıfatıyla kredi borcunun ödendiğini, asıl borç ilişkisinin sona erdiğini ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını istemiştir. Bu durumda daha önceden kredi ilişkisinin teminatı için ipotek temin eden asıl borçlunun bu borç sona erince ipotekli taşınmazın maliki olsun ya da olmasın fekkini talep etmede hukuki yararının ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde aktif husumet yokluğundan davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." belirtmiştir. Somut olayda davacı gerçek kişi ipotekli taşınmazın maliki diğer davacı ise kredi asıl borçlusudur. Davacıların dava dilekçesinin 2. Sayfasında 8 nolu bendde ipotek konusu kredinin kullanıldığını ve bedelinin ödendiğini ileri sürdükleri nazara alındığında davacı şirketin de aktif husumetinin olduğu sonucuna varılmış bu davacı yönünden aktif husumet yokluğu nedeni ile dava red edilmeyerek davanın esasına geçilmiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış uzman bilirkişilerden alınan raporda özetle; ".... dava konusu uyuşmazlığın esası, “08.04.2022 tarihi itibariyle Banka alacağının ne kadar olduğunun tespitinin istenmesine, davacının dava tarihi itibariyle kendisine kullandırılan krediler, borçları varsa yaptığı ödemeler ve ipoteğin hangi borç için tesis edildiği irdelenmek suretiyle ipoteğin kaldırılmasının talep edilip edilemeyeceğinin tespitinin istenmesine, (Bankanın talep edebileceği asıl alacak, işlemiş faiz, icra takip masrafları, icra vekalet ücreti, depo edilmesi gereken gayri nakdi kredi alacağının ne kadar olduğu (sözleşme hükümleri incelenmek sureti ile davacıdan gayri nakdi alacağın deposu ve dolayısı ile tahsilinin talep edilip edilemeyeceği ayrıca değerlendirilmeli) konularında rapor” isteminden ibarettir. Dava dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, nihayetinde bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olmak üzere, yukarıda anlatılan görüş ve gerekçelerle heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; * ----- Davalı bankaya borcunun 4.681.766,20 TL olarak belirlendiği, * ----ile Davalı banka arasında imzalanan Kredi Sözleşmelerinde Davacı----- müteselsil kefil olarak imzasının bulunmadığı ve bu nedenle bütün borçtan sorumlu olamayacağı, * Taraflar arasında akdedilen 19.09.2019 tarih ve------ yevmiye nolu 770.000 TL bedelli I. derece olarak düzenlenen İpotek Resmi Senedinin Resmi Şartlar bölümün 1.Maddesinde belirtilen şartlar doğrultusunda verilen ipoteğin nakdi ve gayri nakdi kredilerin teminatını teşkil ettiği, * Verilen ipotek resmi senedinde üst limit ipoteği olduğundan talep edilebilecek maksimum tutarın 770.000 TL ile sınırlı olduğu, * Maksimum ipotek tutarı icra takibine esas asıl alacak tutarından düşük olduğu için icra dosyası dosyası kapak hesabına gerek olmadığı.." belirtilmiştir. İpotek senedi incelenmiş ipoteğin bankanın davacı şirketten olan nakdi ve gayrınakdi alacaklarının doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiği, üst sınır ipoteği olduğu 770.000 TL bedelle alacağa teminat sağladığı görülmüştür. Davacı şirketin kredi borçlarını ödememesi nedeni ile davalı bankaca kredi hesabının kat edildiği, ----- Noterliğinin 01.04.2022 tarih----- yevmiye sayılı ihtarı ile 4.456.065,12 TL bedel ve 111.600 TL bedelin ödenmesinin talep edildiği, keza ----. Noterliğinin ----- sayılı ihtarı ile 102.329,49 TL kredi kartı borunun ödenmesinin istendiği, davalı bankaca icra takibine giriştiği, ----İcra müdürlüğünün ----- Esasında kayıtlı olduğu, bilirkişi raporunun 8. Sayfasında belirtiği üzere davacı şirketin bankaya olan borcunun dava tarihi olan 08.04.2022 tarihi itibarı ile 4.681.766,20 TL olduğu anlaşılmıştır. Türk Medeni Kanununun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması olanaklı değildir. Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir. O halde teminat, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın sağlamaktadır. Bu bakımdan üst sınır ipoteği kurulurken akit tablosuna üst sınır belirlenmesi yapıldıktan sonra "bu meblağa ilaveten" denilmek suretiyle ilave yapma olanağı bulunmamaktadır. Yapılsa da geçerli sayılmaz. Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur.Yerleşik yüksek mahkeme kararları gereği ipoteğin kaldırılması istemli davalarda mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak borç miktarı saptanmalı, bulunan borç ipotek bedelinin altında ise veya davacı taşınmaz maliki dava öncesi borca mahsuben bir ödeme yapmış ise bakiye borç miktarı tespit edilerek davacıya depo imkanı sağlanmalı, aksi halde davanın reddine karar verilmelidir. Mahkememizce alınan denetime uygun bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacı şirketin dava tarihi itibarı ile bankaya 4.681.766,20 TL borçlu olduğu, davacı gerçek şahıs tarafından ipoteğin kaldırılması istemi ile dava açılabilmesi için kredi asıl borçlusunun borcunun ödenmiş olması veya ipotek bedelinin bankaya ödenmiş olması gerektiği, tespit edilen borcun ipotek bedelinden düşük olması halinde de depo imkanı tanınması gerektiği, ancak somut olayda davalı banka alacağının ipotek bedelinin çok üzerinde olduğu, anlaşıldığı kadarı ile bankanın dava öncesi yeterli inceleme yapmaksızın davacıya 310.000 TL bedelin ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılacağına dair yanlış bilgi verdiği, nitekim kredi ve ipotek birimlerince detaylı inceleme yapılınca davacıların güncel borcunun yüksek olması nedeni ile ipoteğin kaldırılamayacağının belirtildiği,bu bedelin de davacı yanca geri alındığı, davalı bankanın dava tarihinden 3 gün önce de davalılar aleyhinde yukarıda belirtilen icra takip dosyasında icra takibine giriştiği anlaşılmıştır. Her dava dava tarihindeki haklılık ve haksızlık durumuna göre hükme bağlanır. Netice itibarı ile davacı şirketin güncel borcunun olması, ipotek fek bedeli için gerekli tüm bedelin davacı yanca yatırılmamış olması nazara alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay ---- HD-----Sayılı ilamında "...Dava, davacı vekili tarafından harca esas değer 4.000.000,00 TL olarak gösterilerek ve bu değer üzerinden hesaplanan harç yatırılarak açılmış, fakat 11.000.000,00 TL'lik ipotek bedeli üzerinden hesaplanan ve tamamlanmasına karar verilen eksik harcın ikmal edilmesine ilişkin mahkeme ara kararı davacı tarafça yerine getirilmemiştir. Bu durumda harcı yatırılan dava değeri olan 4.000.000,00 TL üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerekirken davacının harcını ikmal etmediği 11.000.000,00 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür..." belirtiği üzere ipoteğin kaldırılması istemi davalar nispi vekalet ücretine tabidir. Bu nedenle nispi vekalet ücreti takdir edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 269,85 TL maktu harcın, peşin alınan 5.294,03 TL ve 7.885,67 TL tamamlama harcı toplamı 13.179,70 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 12.909,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre 113.800,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen tahsiliyle davalıya ödenmesine, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.