İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/748 E. 2024/797 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/748
Karar No
2024/797
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/748 Esas KARAR NO :2024/797 DAVA:Menfi Tespit DAVA TARİHİ:09/03/2023 KARAR TARİHİ:19/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili sunduğu dava dilekçesi ile; müvekkilleri haklarında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, yapılan icra takibi ile müvekkillerinin senetten haberdar olduklarını, söz konusu senet incelendiğinde; senedin A4 kağıdına bilgisayar ile yazılmış olduğu, keşidecinin ... olduğu, yine senedin ön yüzünde davacı ...'ın isim ve imzasının mevcut olduğu, keşide tarihinin 20/07/2017, vade tarihinin ise 09/12/2022 olarak yazıldığı, lehdarının ise ... olduğunun anlaşıldığını, icra dosyasında alacaklı gözüken ... A.Ş'nin ise son hamil olduğunun anlaşıldığını, ciro işleminin senedin arkasına mı yoksa, alonj ile yapılıp yapılmadığının da belli olmadığını, eğer alonj üzerine ciro yapılmış ise, bu cironun dava konusu senede ait olduğuna dair bir açıklama da söz konusu olmadığını, senedin lehdarı davalı ...'ın müvekkili ...'ın kardeşi, müvekkili ...'ın ise oğlu olduğu, müvekkillerinin birinin oğlu ve birinin kardeşi olan lehdar ...'a keşide tarihinde çok yüksek bir bedel olan parayı kesinlikle almadıkları gibi, bir senedi imza edip vermediklerini, bu açıdan davacıların ne lehtara, ne de hamil olduğu anlaşılan davalı bankaya borçları bulunmadığını, icra takibini öğrendikten sonra müvekkillerinin durumu araştırdığını ve davalı banka tarafından hile ile iradeleri sakatlanarak, kendilerinin hiç bir ilgisi ve bilgisi olmadan senedin banka tarafından kendilerine imza ettirildiğinin anlaşıldığını, müvekkillerinin davalı bankaya doğrudan hiç bir borçları bulunmadığını, davalı ...'ın, ... adına, davalı bankada 30/06/2017 tarihinde kıymetli maden hesabı sözleşmesi açtığını ayrıca yine ... A.Ş. ile genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'ın, 19/07/2017 tarihinde ... hesabından kullanılmak üzere, diğer davalı bankaya kredi başvurusunda bulunduğunu, davalı banka taşınmaz ipoteğinin yanı sıra, davalı ...'dan iki kefil istemesi nedeniyle, davalı ...'ın, babası ve abisi olan müvekillerinden altın kredisi kullanacağını ve bankanın iki kişi kefil istediğini söyleyip, kredi sözleşmesi için davacılar abi ve babasından kendisi için kefil olmasını talep ettiğini, müvekkillerinin de bu talebi kabul ederek, kredi sözleşmesi için davalı ...'a kefil olmaya karar verdiklerini, kefalet sözleşmesi için davalı banka yetkilileri tarafından kendilerine gösterilen yerlere imza atmalarının istenmesi üzerine, kendileri kredi sözleşmesine kefil oldukları düşüncesi ile banka tarafından işaret edilen noktalara imza attığını ve bankadan ayrıldıklarını, icra takibi sonrası yapılan araştırmalarda, müvekkilleri ile davalı banka arasında yapılmış usule uygun olarak yapılmış bir kefalet sözleşmesi olmadığının anlaşıldığını, ayrıca davalı ...'ın kullandığı kredi ile davacılara imza ettirilen kefalet sözleşmesinin bağlantılı olmadığının anlaşıldığını, söz konusu sözleşmeler imza edildiğinde; mevcut ve geçerli bir borç söz konusu olmadığını, ayrıca müvekkillerinin eşlerinin rızası alınmadığını, yine söz konusu kefalet sözleşmeleri eğer var ise, TBK'nun 583. maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmediğini, bu açıdan icra takibine konulan senedin kefalet sözleşmesi ile alakası bulunmadığı gibi kefalet sözleşmelerinin geçersiz olduğunun anlaşıldığını, davalı banka davacılara hiç bir bilgi vermeden, ne imza ettirildiğini açıklamadan müvekkillerine boş senet imzalattığını ve sonradan bu senetleri doldurup, icra takibi yaptığının anlaşıldığını, davalı bankanın çok açık bir şekilde kötü niyetli olduğunu, müvekkillerinin ne lehtara, ne de ...'a bir borçlarının bulunmadığını belirterek, 20/07/2017 düzenleme tarihli, 09/12/2022 ödeme tarihli, 600.000 TL bedelli, keşidecisi ..., lehdarı ... ve hamili ... A.Ş. olan kambiyo senedi nedeniyle müvekkillerinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, takibin tedbiren durdurulmasına ve % 20 kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili sunduğu cevap dilekçesi ile; müvekkilinin kredi müşterisi olan davalı ... lehine davacılar ...'ın müteselsil kefaletiyle kredi kullandırıldığını, kredi geri ödemelerinin gerçekleşmemesi nedeniyle, borçluya ait kredi hesaplarının kat edilmek zorunda kalındığını ve müvekkili Banka alacağının muaccel hale geldiğini, hesabın kat edildiği ve borcun ödenmesi gerektiği hususlarının .... Noterliğinin 03.12.2018 tarih ve ... yevmiye nolu numaralı hesap kat ihtarnamesi ile borçlulara gönderildiğini, ancak borcun yine de ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili banka alacağının tahsili amacıyla yasal takip işlemlerine başlattığı, kullandırılan kredilerin geri ödenmesi amacıyla, kredi ödeme vasıtası olarak müvekkili bankaya ciro edilen dava konusu senedin, ödenmesi gereken 09.12.2022 tarihinde ödenmemesi üzerine söz konusu senet 13.12.2022 tarihinde protesto ettirildiğini, protestoya rağmen borcun ödenmemiş olması nedeniyle borçlular hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, bunun üzerine borçlular tarafından huzurdaki dava ikame edilerek borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin durdurulması, konulmuş hacizlerin kaldırılmasının talep edildiğini ancak ileri sürülen iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, takibe konu bononun, yasanın aradığı tüm şekil şartlarına uyan, kayıtsız, şartsız borç ikrarını içeren kambiyo vasfında bir bono olduğunu, davacıların müvekkili bankaya herhangi bir borçlarının bulunmadığını iddia etmişse de; itiraz konusu senedin, kredilerin geri ödenmesi amacıyla kredi ödeme vasıtası olarak müvekkili Bankaya ciro edildiğini, dolayısıyla bono borcun edası için düzenlendiğini, müvekkili bankanın, bir kredi kuruluşu olduğunu, takip konusu senet borçlu tarafından müvekkili bankaya ciro edilerek teslim edildiğini, işbu takibe konu kredi borcu sebebiyle tahsil edildiğinde kredi borcundan düşülmek üzere alacağının ödenmesi amacıyla ifa uğruna ve tahsil edildiği nispette kredi borcundan mahsup edilmek üzere verildiğini, senede ilişkin hususlar ancak senetle ispatlanabilirken borçlu tarafından herhangi bir yazılı belge sunulmadığını, müvekkili banka takibe konu senedi düzgün ciro silsilesi neticesinde tevdii aldığını, iyi niyetli ve yetkili hamil olduğunu, takibe konu bononun muhtelif kısımlarının sonradan müvekkili bankaca doldurulduğu yönündeki iddianın haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili banka ile davacılar arasında usulüne uygun bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine ve davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ın verdiği cevap dilekçesi ile; davacıların kendisine ne dava konusu senedi, ne de başka bir nedenle senet vermediğini, kendisinin de borç vermediğini, ayrıca bu senet kendisinin eline hiç geçmediğini, diğer davalı bankaya kesinlikle bu senedi ciro ederek vermediğini, bankanın bu senedi nasıl ve nereden bulduğunu bilmediğini, söz konusu senedin hile ile alınıp işleme konulduğunu, hakkında açılan davayı kabul ettiğini belirtmiştir. Dava; bonoya karşı açılmış menfi tespit davasıdır. Davanın ilk açıldığı .... Asliye Ticaret Mahkemesi 09/11/2023 tarih ve ... sayılı kararı ile; davanın finans işlerine ilişkin olduğundan görevsizlik kararı vererek, dosyayı Mahkememize gönderdiği anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası celp edilmiş, davacı tanıkları dinlenmiş, taraf delilleri toplanmış ve bilirkişi raporu alınmıştır. Dava konusu bononun incelenmesinde; düzenleyenlerin davacılar ... olduğu, Lehtarının davalı ... olduğu, tanzim tarihinin 20.07.2017 ve vade tarihinin 07.12.2022 olduğu, 600.000 TL bedelli olduğu ve ... tarafından davalı bankaya ciro edildiği ve davalı bankaca ödememe protestosu çekildiği görülmüştür. Davalı Banka ile ...- ... arasında Kredi sözleşmeleri imzalandığı ve davacıların bu sözleşmelere kefil oldukları görülmüştür. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı ... tarafından ..., ... ve ... aleyhine dava konusu senede istinaden icra takibi yapıldığı görülmüştür. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; davacıların şikayetçi davalı ...' ın şüpheli olduğu ve boş imzalı olarak verilen bononun icra takibine konulması ve bedelsiz bononun kullanılması suçları ile ilgili kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Bilirkişiler Prof. Dr. ... Mahkememize sundukları 14/09/2024 tarihli raporlarında; davalı banka ile diğer davalı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ...-... şahıs firması arasında Genel Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşmeyi davacı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemiş olduğunun belirlendiği, söz konusu bonoya atfen kredi kullandırılmış olduğunun kabulü halinde, bono borçlularının verdiği garanti-güvence kapsamında, davacıların bonodan dolayı borçtan sorumlu olduklarının söylenebileceği, huzurda görülmekte olan dava bir menfi tespit davası olduğu nazara alındığında hem takip ve hem de dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama yapıldığını, davalı bankanın takip tarihi itibariyle 193.518,33 TL, dava tarihi itibariyle ise 242.494,64 TL alacaklı olduğunu belirtmişlerdir. Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacılar dava konusu bononun hile ile iradeleri sakatlanarak davalı banka tarafından kendilerine imzalatıldığını belirterek dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ettikleri, davalı ...'ın davayı kabul ettiği, davalı bankanın ise; bononun kredilerin geri ödenmesi amacıyla kredi ödeme vasıtası olarak kendine ciro edildiğini, yani bononun borcun ifası için verildiğini belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı Banka ile ...- ... arasında Kredi sözleşmeleri imzalandığı, davacıların bu sözleşmelere kefil oldukları ve dava konusu senedi düzenleyenlerinin Kredi sözleşmesinin kefilleri olan davacılar, lehtarının ise Kredi sözleşmesinin asıl borçlusu davalı ... olduğu ve ... tarafından bononun davalı bankaya ciro edildiği görülmüştür. Davacılar bononun davalı banka tarafından hile ile alındığını ve kredi sözleşmelerindeki eş muvafakatlerindeki imzaların sahte olduğunu iddia etmişlerdir. Davacılar her ne kadar kredi sözleşmelerindeki eş muvafakatlerine ilişkin imza incelemesi yaptırılmasını talep etmişler ise de; davanın kredi sözleşmesine ilişkin olmadığı, bononun geçersizliğine ilişkin olduğu, kredi sözleşmesinin geçersizliğinin bononun geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığı, kefil olunmadan da bono verilebileceği anlaşıldığından kredi sözleşmesindeki eş muvafakatlerine ilişkin inceleme yapılmamıştır. Davacılar bononun davalı banka tarafından hile ile alındığını iddia ettiğinden HMK.nın 203/1-ç maddesi gereğince davacı tanıkları dinlenmiştir. Davacı tanıklarının dava konusu bononun ne şekilde düzenlendiği ve bankaya verildiği konusunda görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı anlaşılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında boş imzalı olarak verilen bononun icra takibine konulması ve bedelsiz bononun kullanılması suçları ile ilgili kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Davacılar bononun davalı banka tarafından hile ile alındığını ispatlayacak başkaca her hangi bir delil sunmamışlardır. Bu nedenlerle davacılar bononun davalı banka tarafından hile ile alındığını ispatlayamamışlardır. Öte yandan davalı ...; bir davacının oğlu diğerinin kardeşidir. Davayı kabul etmesi bonoyu düzgün ciro yoluyla elde eden davalı bankanın hukuki durumunu değiştirmeyecektir. Davalı banka meşru hamil olarak yer almaktadır. TTK.nın 778/1-a maddesinin yollaması ile aynı kanunun 686. maddesine göre davalı yetkili hamildir ve bonoyu kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır bir kusurunun bulunduğu ispat edilememiştir. Davalı banka bononun; kredi geri ödeme vasıtası olarak alındığını belirttiğinden dava tarihi itibariyle kullandırılan krediden dolayı alacağı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporuna göre davalı bankanın kullandırdığı kredi nedeniyle dava tarihi itibariyle davacılardan 242.494,64 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından ve davacılar da dava konusu 600.000 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ettikleri anlaşıldığından 600.000 TL- 242.494,64 TL= 357.505,36 TL davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir. Davalı ... davayı kabul ettiğinden onun açısından davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacıların ve davalı ... A.Ş.nin kötü niyet tazminatı talep etmişler ise de; dava icra takibine karşı açılmış menfi tespit davası olmadığı, bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti talep edildiği anlaşıldığından şartları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ...’ın davayı kabulü nedeniyle hakkında açılan davanın kabulü ile; 20/07/2017 düzenleme tarihli ve 09/12/2022 vade tarihli, 600.000 TL bedelli, düzenleyenlerin ... olan, Lehtarı ... olan bonodan dolayı davacıların davalı ...’a borçlu olmadıklarının tespitine, 2-Davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; 20/07/2017 düzenleme tarihli ve 09/12/2022 vade tarihli, 600.000 TL bedelli, düzenleyenlerin ... olan, Lehtarı ... olan bonodan dolayı dava tarihi itibariyle davacıların davalı ... A.Ş.ye 357.505,36 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davacıların ve davalı ... A.Ş.nin kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 24.421,19 TL harçtan peşin alınan 10.246,50 TL'nin mahsubu ile geriye kalan 14.174,69 TL harcın davalılardan tahsiline, 5-Davacılar tarafından yatırılan başvurma ve peşin harç toplamı 10.426,40 TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 57.200,86 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın ret edilen kısmına göre hesaplanan 38.799,14 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... A.Ş.ye verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 1.268,50 TL tebligat-müzekkere ve 10.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.268,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 6.714,25 TL.nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 3.200 TL ücretin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.906,70 TL.sinin davalılardan, kalan 1.293,30 TL.sinin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2024 Başkan .. e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/748, K. 2024/797, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-748-e-2024-797-k-d2b41b48db96