İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/209 E. 2025/72 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/209
Karar No
2025/72
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/209 KARAR NO :2025/72 DAVA:Maddi Tazminat DAVA TARİHİ:30/03/2018 KARAR TARİHİ:30/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan maddi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 25/06/2013 tarihinde “Yazılım ve/veya Doküman Ürünleri Kullanım Hakkının Devri Sözleşmesi” akdedildiğini, bu sözleşme uyannca, müvekkili şirket tarafından yurtiçi ve yurtdışı yatırım hizmet ve faaliyetlerinin müşterilere sunulmasında ve diğer tüm işlemler için davalı şirkete ait ... yazılım programı kullanılmakta olduğunu, Bahse konu sözleşmenin 10. maddesi “... işbu Sözleşme uyannca, kusurundan doğabilecek zararlardan sorumludur” hükmü uyannca, hem de genel hukuk kurallan çerçevesinde, kullanılan yazılımlarda oluşabilecek hatalar veya davalı şirket çalışanlannın yanlış yönlendirmeleri uyarınca doğabilecek zararlar nedeniyle davalı şirketin müvekkil şirkete karşı hukuki sorumluluğu bulunduğunu, 22/11/2017 tarihinde müvekkil şirket yurtdışı müşterilerin pay piyasası işlemlerinin piyasaya otomasyonla iletimi için davalı şirket tarafından geliştirilmiş olan ... Yazılımı ("Yazılım"), 21/11/2017 tarihli ve gün içi geçerli olan yüklü miktardaki müşteri emirlerini hatalı şekilde tekrar piyasaya iletmiş ve müvekkili şirketin bu hatalı iletilen işlemlerden dolayı çalışanlarının zararı azaltmaya yönelik yoğun çabasına rağmen 482.020,69-TL zararı doğduğunu, bahse konu zararın oluşmasına davalı şirket tarafından geliştirilen yazılımın içeriğindeki kusurlar, yazılımın olası risklere karşı güvenli bir şekilde tasarlanmamış olması, yazılımın kullanımına destek veren davalı şirket çalışanlarının hatalı/eksik yönlendirmeleri ve davalı şirketçe yazılımın kullanılması/olası riskleri hakkında müvekkil şirket ilgili çalışanlarına gerekli/yeterli bilgilendirmenin yapılmamış olması neden olduğunu, tüm bu hususların hem şirket içinde yapılan 04/12/2017 tarihli teftiş kurulu inceleme raporu ile hem de ... firması tarafından hazırlanan 27/02/2018 tarihli bağımsız denetim raporu ile tespit edilmiş olduğunu, buna rağmen iş bu zararın ödenmesine yönelik davalı şirket ile yapılan hem yazılı hem sözlü iyiniyetli görüşmeler sonuçsuz kaldığım, son olarak müvekkili şirket tarafından ... Noterliği vasıtasıyla 19/03/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilmiş ise de, davalı şirket tarafindan bu ihtarnameye olumsuz yanıt verildiğini, tüm bu nednelerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 482.020,69-TL zararın, zarar gerçekleşme tarihi olan 21/11/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, 30.975,00-TL alacağın/zarann ödeme tarihi olan 28/02/2018 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı şirketin ... yazılımını ve ...'ye entegre çalışılan ... uygulamasını halihazırda aktif olarak kullandığını, müvekkili şirket tarafından davalıya çekilen ihtarnamede belirtildiği üzere, şirket bilgisayar sisteminde 22/11/2017 tarihinde yaşanan davaya konu sorunun müvekkili şirket yazılımından kaynaklanmadığını, mevcut sorunun davacı tarafından yönetilen ve davacının alt yapısı üzerinde çalışan bir ... uygulamasından kaynaklandığını, ... uygulamasının kaydettiği logların yedeklenerek silinmesinin olağan bir durum olduğunu, yedeklenerek silinen logların eski ve geçmiş kayıtlı loglar olduğunu, bunu karşısında davacının kullandığı ... uygulamasının güncel logları silmesinden kaynaklı olarak söz konusu zararın doğduğunu, müvekkili şirketin bu durum karşısında herhangi bir etkisinin olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, taraflar arasında akdedilen 25/06/2013 tarihli "Yazılım ve/veya Doküman Ürünleri Kullanım Hakkının Devri Sözleşmesi" kapsamında davacı şirketin, davalı şirketin sağladığı ... yazılım programı ve buna entegre ... uygulamasının kullanımı sırasında oluşan 482.020,69-TL'lik maddi zararın tazmi istemine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizin 26/12/2019 tarihli, 2018/301 esas ve 2019/1056 karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 15/06/2022 tarihli, 2020/1104 esas ve 2022/1073 karar sayılı kararıyla; "Yargılama sırasında konu ile ilgili olarak bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmış olup, bu raporlarda da belirtildiği üzere davacının davalı tarafından geliştirilen programı kullandığı, davalının geliştirdiği ... programının çalıştığı sırada davacı tarafından geliştirilen ... uygulamasının silme işlemi yaptığı ve bu silme işleminden dolayı ... uygulamasının 21/11/2017 tarihli müşterilere ait emirleri 22/11/2017 tarihinde aynı emirleri tekrar borsaya göndermesinden dolayı davacının zarara uğradığı, davacının kullanmış olduğu ... uygulamasının davalının uygulamasına müdahale eder nitelikte bulunduğu, bu durumun zararın doğmasına yol açtığı, davacının halen davalının yazılımını yaptığı ... uygulamasını kullanmakta olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde davalının kusurundan doğabilecek zararlardan sorumlu olduğu belirtilmiş ise de, yine aynı maddede davalının 10.1 ve 10.2 maddesindeki hallerden dolayı hiçbir sorumluluğunun olmayacağını hükme bağlandığı görülmüştür. Buna göre davacının uğradığı zararın doğrudan davalının yaptığı yazılım programından kaynaklanmayıp davacının ... uygulaması ile sisteme müdahalesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/01/2024 tarihli, 2022/5595 esas ve 2024/126 karar sayılı kararıyla; "...mahkemece sistem üzerinde inceleme yapılması hususundaki 03.12.2018 tarihli ara karara rağmen, bilirkişilerce davacı bilgisayarları ile söz konusu program üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı ve dosya üzerinden yüzeysel bir inceleme ile rapor düzenlendiği, ayrıca dosya kapsamında bulunan Teftiş Raporu, ... Bağımsız Denetim raporu ve davalı tarafından sunulan uzman görüşünün de rapor hazırlanırken değerlendirilmediği anlaşılmaktır. Bu haliyle bilirkişi raporu uyuşmazlığın çözümü için yeterli bulunmamaktadır. O halde, mahkemece programların kullanıldığı davacı bilgisayarları üzerinde inceleme yaptırılarak, yazılım programlarının incelenmesi ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde durumun tespiti için işin uzmanı iki mühendis ve menkul kıymet sektörüne hâkim bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten yeni bir rapor alınması, sonrasında tarafların iddia ve savunmaları kapsamında değerlendirme yapılarak sonuca varılması gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış..." gerekçesiyle ortadan kaldırılarak mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine dosya, mahkememizin 2024/209 esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce taraflar arasında akdedilen yazılım ve/veya doküman ürünleri kullanım hakkının devri sözleşmesi, ek protokoller, kabul protokolü, .../... & ... geçiş teklifi, emir ve işlemlere ilişkin ... raporu, teftiş kurulu inceleme raporu ile ekleri, ... bağımsız denetim raporu, ihtarnameler, faturalar, ödeme dekontları, e-mail yazışmaları, program görselleri, teknik uzman görüşü vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir, matematik mühendisliği öğretim üyesi ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor ve ek rapor, veritabanı, veri merkezi ve IT uzmanı, bilgisayar mühendisi, elektronik ve haberleşme mühendisi ve SPK ve menkul değerler uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten rapor temin edilmiştir. Veritabanı, veri merkezi ve IT uzmanı ..., bilgisayar mühendisi ..., elektronik ve haberleşme mühendisi ... ve SPK ve menkul değerler uzmanı ...'den oluşan bilirkişi heyeti tarafından, yerinde inceleme de yapılmak suretiyle teknik yetkilerin belirlenmesi, ... uygulaması LOG yönetimi ve sistem mimarisi teknik analizi, ... uygulamasının teknik yapısı ve ... görev zamanlayıcısı, ... ve ... uygulamalarının etkileşim analizi ve servis kontrolü, ... uygulamasının operasyonel değişikliği ve emir tekrarı, borsa işlem kontrolünün yeterliliği ve zarar önleme süreci analizi, ... sistem mimarisi ve işletim sistemi kısıtlamaları analizi, ... risk yönetimi sistemi ve borsa işlem süreçlerinin teknik analizi, finansal sistemlerde emir iletimi ve zaman yönetiminin teknik analizi, ... yazılım dokümantasyon ve eğitim süreçlerinin incelenmesi, LOG yönetimi ve emir tekrarı olayının teknik analizi, borsa emri iletim sistemlerinde tarih-zaman kontrolleri ve güvenlik önlemlerinin teknik analizi, ... geliştirme süreçlerinde test ve dokümantasyon eksiklikleri, ... ve ... uygulamalarının erişim yetkileri ve güvenlik kontrollerinin teknik analizi, sistem hatalarına müdahale sürecinde acil durum prosedürlerinin ve teknik müdahale yeterliliğinin değerlendirilmesi, sistem performans izleme eksiklikleri ve delil tespiti gerekliliğinin teknik incelemesi, finansal sistemlerde kritik olay iletişim ve müdahale süreçlerinin teknik analizi, teftiş kurulu raporunun teknik incelemesi, KPGM Bağımsız Denetim raporunun incelemesi, ... uygulamasının daha önce yaşanmamış kritik LOG silme hatası ve operasyonel risk analizi vs. başlıklar altında değerlendirilerek düzenlenen ve mahkememiz dosyasına sunulan 03/11/2024 havale tarihli rapor ile; sistemde oluşan hata ve bundan kaynaklanan 482.020,69-TL tutarındaki zararın davalının sorumluluğunda olmadığı, zararın davacının kendi operasyonel eksiklikleri ve sistem yönetimindeki yetersizliklerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre dava, taraflar arasında akdedilen 25/06/2013 tarihli "Yazılım ve/veya Doküman Ürünleri Kullanım Hakkının Devri Sözleşmesi" kapsamında davacı şirketin, davalı şirketin sağladığı ... yazılım programı ve buna entegre ... uygulamasının kullanımı sırasında oluşan 482.020,69-TL'lik maddi zararın tazmi istemine ilişkin bulunmaktadır. Esasen taraflar arasında, tarafların serbest iradeleri ile imza altına alınan sözleşmeye ve sözleşme kapsamında temin edilen bilgisayar yazılımına ilişkin herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflarca sunulan ve celp edilen deliller ile mahkememiz dosyası kapsamında temin edilen bilirkişi heyet raporu hep birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu zararın, 22/11/2017 tarihinde sistemsel bir arıza sonucu müşteri emirlerinin tekrar piyasaya iletilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf zararın yazılım kusurlarından doğduğunu iddia ederken, davalı taraf sorumluluğun davacının kendi geliştirdiği uygulamadan kaynaklandığını savunmaktadır. Dosya kapsamında, yerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler de dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, ... uygulamasının, ... ... Standart işletim sistemi üzerinde çalışan, ... tarafından geliştirilmiş profesyonel bir ...(...) uygulaması olduğu, sistemin teknik mimarisi ve çalışma prensibi incelendiğinde, ... müşterilerinin ... servisi üzerinden verdikleri emirleri .. uygulamaları aracılığıyla Borsa'ya ilettiği, ... protokolü ile haberleşen sistemin, "..." çalışma prensibiyle veri tabanı bağlantısı kopsa dahi kesintisiz hizmet sunabildiği, sistemin teknik mimarisinin finans sektörü standartlarına uygun tasarlandığı ve normal çalışma koşullarında herhangi bir sorun yaşanmadığı, 22/11/2017 tarihinde bir gün öncesine ait müşteri emirlerinin hatalı şekilde tekrar piyasaya iletilmesi sonucu 482.020,69-TL zararın oluştuğu, bu zararın Oluşumunun üç temel nedenden kaynaklandığı, öncelikle ... uygulamasının normal kapanış saati olan 18:20'de kapatılmayıp açık bırakılması ve bu işlemin yazılı bir talimata dayanmamasının teknik açıdan önemli bir operasyonel hata olduğu, ikinci olarak, davacı tarafından geliştirilen ... uygulamasının ... uygulama durumunu kontrol etmeden LOG silme işlemi gerçekleştirmesi ve bu durumun teknik yönetim standartlarına aykırı olmasının sürecin kritik bir parçası olduğu, üçüncü ve son olarak, davacının ... uygulamasından beklediği log yönetimi ve operasyonel kontrol mekanizmalarının yazılımın temel görev tanımının dışında kalması, zira ... yazılımının sadece emirleri iletmekle görevli olması ve bu tür operasyonel süreçlerin davacı kurumun sorumluluğunda bulunmasının zararın oluşumunda belirleyici rol oynadığı, ... uygulamasının 2014 yılından beri kullanıldığı ve bu süre zarfında benzer bir sorun yaşanmadığı, sistemin normal işleyişinde herhangi bir aksaklık görülmemiş olduğu, sorunun davacının standart operasyon prosedürlerinden saparak ... uygulamasının açık bırakması ve ... uygulamasının servis çalışır durumdayken log silme işlemi gerçekleştirmesinden kaynaklandığı, ... işletim sisteminin temel mimarisi gereği, yönetici yetkisiyle çalışan bir görev zamanlayıcısının dosya işlemlerini engelleyebilecek bir yazılım yapısının teknik olarak mümkün olmadığı, bu nedenle operasyonel süreçlerin doğru yönetilmesi ve sistem güvenliğinin sağlanmasının davacı kurumun sorumluluğunda bulunduğu, davacının, olay anındaki sunucu imajının alınması, sistem loglarının korunması ve iletişim kayıtlarının saklanması gibi temel teknik delillendirme süreçlerini işletmediği, ... raporunun olaydan üç ay sonra, teftiş kurulu raporu ise iki hafta sonra hazırlanmış olduğu ve bu nedenle olay anındaki teknik durumu tam olarak yansıtmamakta olduğu, özellikle servisin açık bırakılması talimatının davalı firma çalışanından telefonla alındığı iddiasını destekleyecek çağrı merkezi kaydı veya yazılı belge bulunmamakta olduğu, bu durumun, olayın teknik detaylarının tam olarak aydınlatılmasını zorlaştırdığı, ... uygulamasının sistem yöneticisi yetkisiyle çalıştırılmasının "en az yetki" prensibine aykırı bulunduğu, kritik sistem dosyalarının korunmasına yönelik özel önlemlerin alınmaması, profesyonel log yönetim çözümleri yerine basit bir ... ... kullanılması ve acil durum prosedürlerinin bulunmamasının, finans sektörü güvenlik standartlarının altında kalan bir yapıyı işaret etmekte olduğu, sistem performans izleme ve anormal durum tespiti mekanizmalarının yetersizliği, olayın geç fark edilmesine ve müdahalenin gecikmesine neden olduğu, 22/11/2017 tarihinde saat 09:51'de gelen ... uyarısı sonrası, borsa kuralları gereği emir iptali için yalnızca 4 dakikalık süre (09:51-09:55) kaldığı, davacı kurumun acil durum prosedürlerinin olmaması ve sistem kontrollerinin yetersizliği nedeniyle gerekli müdahalenin zamanında yapılamamış olduğu, bu durumun sonucunda oluşan zararın büyümesinin, davacı kurumun operasyonel risk yönetimindeki eksikliklerinden kaynaklanmakta olduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyası kapsamında veritabanı, veri merkezi ve IT uzmanı ..., bilgisayar mühendisi ..., elektronik ve haberleşme mühendisi ... ve SPK ve menkul değerler uzmanı ...'den oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan rapor ile yerinde yapılan inceleme, toplanan deliller ve tespit edilen teknik bulgular ışığında, yaşanan sistem hatası ve bundan kaynaklanan zararın davalının sorumluluğunda olmadığı değerlendirilmiş, mahkememizce denetime ve hüküm tesisine elverişli bulunan bilirkişi heyet raporuna itibar edilmiştir. Bu kapsamda somut olayda harici uygulamalardan doğan sorunlar ve programın spesifikasyonlarına aykırı kullanımından kaynaklanan zararların davalı tarafın sorumluluğunda olmadığı, zararın oluşmasının temel nedeninin, davacı kurumun kendi geliştirdiği ... uygulamasının tasarım eksiklikleri ve operasyonel süreçlerin hatalı yönetimi olduğu kanaatiyle, davalı tarafın, davacının zarara uğramasında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılarak, açılan davanın reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 8.760,69-TL harçtan mahsubu ile, fazladan yatan 8.145,29‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 80.949,35-TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy birliği verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30/01/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/209, K. 2025/72, T. 30.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-209-e-2025-72-k-901d879051f0