İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/799 E. 2024/518 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/799
- Karar No
- 2024/518
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/799 Esas KARAR NO : 2024/518 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 10/11/2022 KARAR TARİHİ : 11/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dilekçesinden özetle: Müvekkiline ait ... plakalı araca, davalı nezdinde ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı araç 17/01/2022 tarihinde maddi hasar verdiği, Davalı sigorta şirketi nezdinde trafik sigortalı olan aracın sürücüsü, sunmuş olduğu trafik kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere, müvekkilinin trafik kurallarına uygun bir şekilde hareket ettiği esnada müvekkilinin aracına çarptığı ve kusurlu bir şekilde hasara sebep olduğu, sigorta şirketine bu poliçe kapsamında 03.03.2022 tarihinde başvuru yapılmış, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile araç hasarı zararı talep edilmiş, ancak 15 günden fazla süre geçmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı, dava konusu edilen alacağın belirli olup olmadığı ile ilgili olarak davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenememesi kriteri ile açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması kriterini birlikte değerlendirip 6100 sayılı HMK anlamında alacağın “belirsiz alacak” olup olmadığı anlaşıldığından, zararın miktarının tespiti uzmanlık ve bilirkişi incelemesini gerektirdiği, zararın tespiti basit olsa da uzmanlık alanı olmayan taraflar yönünden basit olmadığından, bu karar dikkate alınarak değer kaybı zararının tarafa sunulan evraklar ve gerçek zarar ilkesi uyarınca piyasa rayiç bedelde yaşanacak azalma göz önünde bulundurularak tespit edilmesini arz ve talep etmişlerdir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle: net bir şekilde görüldüğü üzere, davası konusu trafik kazası anılan zamanaşımı süreleri geçtikten çok sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda bu davanın reddi gerekeceğinden, müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olacağından, dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunlu olacağından aksi halde savunma hakkı kısıtlanacağından, belirtmek gerekir ki huzurdaki başvurunun esastan incelenmeden usulden reddi gerektiğinden, müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığı, başvurucu hem aracı göstermemiş hem de hasarı tespit imkanı verilmeden onarılması halinde onarım işlemelerine ait faturaların ibrazı ile hasar tespitine ilişkin istenilen diğer belgeleri sunmamış olduğu, talep edilmesine rağmen gerekli evrakın ibraz edilmemesi nedeniyle hasar tespitinde bulunulamadığı dosya içeriğindeki beyanlarımızda sabittir. somut olayda, bu nitelikteki bir hasarın araç bizzat yerinde incelenmeden tespit edilmesi mevcut veriler itibarıyla imkân dahilinde görülmediğinden, gerçek hasarın ve tazminatın tespiti ancak araç üzerinde bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılması delil tespiti, fiziki ekspertiz yaptırılması suretiyle mümkün olabilecektir. şöyle ki, uyuşmazlığın çözümü için yeni bir bilirkişi incelemesine gidilmesi mümkün olmakla birlikte, komisyon nezdinde yapılan bilirkişi atamasının sistem üzerinden tesadüfi biçimde bir sigorta eksperinin atanması şeklinde olduğu ve fiziken incelemeye imkan verilmediği dikkate alındığında yapılacak bilirkişi incelemesinin de mahiyeti itibarıyla belge üzerinden değerlendirme yapılmasından ibaret olacağı, dolayısıyla bu tür bir değerlendirme sonrasında hakkaniyetli bir hasar tespitinin mümkün olamayacağı, bu bakımdan taraflar arasındaki uyuşmazlığın ancak araçta oluşan zararın doğru biçimde değerlendirilmesi, onarım kapsamında gerekli görülen parça ve işçilik takdirinin bizzat araç üzerinde incelenmesi suretiyle yapılması, araçta meydana gelen zararın oluşumuna etki eden tüm faktörlerin yerinde tespit edilmesi ve gerek görülen bilgilerin toplanarak iddiaların birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi, uyuşmazlığa ilişkin bütün delillerin toplanmasından ve taraflara iddialarını her türlü delille ispat imkânı tanınmasından ve her durumda konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmasından sonra yapılacak değerlendirme sonucunda uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi ancak kapsamlı bir bir yargılamayla mümkün olabileceğinden, işbu nedenle sağlıklı yargılamanın yapı taşı olması nedeniyle fiziki ekspertiz imkanın sağlanmaması nedeniyle nihai değerlendirme yapılamayacak ve uyuşmazlık çözüme kavuşamayacaktır. diğer taraftan, 5684 sayılı kanunun 30/15 maddesinde geçen “hakemler, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir.” hükmü gereğince uyuşmazlığın çözümü için dosyaya sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeyle kanaat oluşturulabilecek olması halinde esas yönünden incelemeye geçilebilecektir. uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için izlenmesi gereken evrak temelli bu yol değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili delil ve emarelerin tahkim yargılaması kapsamında toplanmasının fiilen mümkün olmadığı, davacının sunduğu uzman mütalaasının ise yerinde inceleme yapılmadan hazırlanan kanaate dayalı bir görüş niteliğinde olduğu dikkate alındığında, 5684 sayılı kanun kapsamında komisyona açılmış olan davalardaki sınırlı karar verme süresi ve hakemlere tanınan yetkiler itibarıyla yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması mümkün olamayacağından, uyuşmazlık konusu olayda davalı sigorta şirketi tarafından teminat altına alınan sigortalı araç sürücüsünün sorumluluğunun başvuran tarafından yerinde tespite dayalı somut delillerle ispatlanamaması karşısında başvurunun dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Kazaya karışıp karışmadığı ve bu kazalar nedeni ile değer kaybı tazminatı alınıp alınmadığı, aracın km'si ve kullanım amacı, aracın hasar gören parçalarının neler olduğu ve bunların değer kaybına neden olup olmayacağı, teminat kapsamı dışında kalan hallerin değerlendirilmesi gerekmekte olup, aracın daha önce karışmış olduğu kazalar var ise bunların ve bu kazalar sonucunda değer kaybı ödemesi yapılıp yapılmadığın da değerlendirmeye alınmasını talep etmişlerdir. GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle değer kaybı tazminatının tazminine ilişkindir. Davacı adına kayıtlı ... plakalı araç ile , davalı ... aş.'nin zorunlu ihtiyari mali mesuliyet sigortalısı olan ... plakalı araç ile 17/01/2022 tarihinde maddi hasarlı kaza yapması neticesinde davacı taraf aracında oluşan değer kaybı tazminatını davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi talep edilmiştir. Haksız fiillere dayalı tazminat davalarında mahkemece araştırılması ve hükme esas alınması gereken zarar "gerçek" zarardır. Bu tip kazalarda hasara uğrayan araç işleteni değer kaybı talebinde bulunabileceği gibi aracın pert olması durumunda da buna yönelik tazmin talebinde bulunabilir. Aracın değer kaybının hesaplanması yöntemi Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik ve istikrara kazanan içtihatlarında ayrıntılı şekilde belirtilmiştir. Buna göre aracın kazadan önceki 2. el değeri ile kazalı halindeki 2. el değeri arasındaki fark değer kaybına esas alınacaktır. ... plakalı aracın ZMMS poliçesinin ... AŞ tarafından yapıldığı, Türkiye Sigortanın düzenlemiş olduğu ZMMS poliçesi incelendiğinde 03/03/2021 başlangıç ve 03/03/2022 bitiş tarihli poliçe ile davalı ... Şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanmış olduğu ve davayı konu kazanın ZMMS poliçesinin kapsadığı süre içerisinde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Dosya davacının davalıdan davaya konu ettiği alacaklarının olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmek üzere bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mahkememizce alınan 31/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketinin sigortalısının %100 kusurlu olduğu davacıya ait aracın ise kazanın oluşumunda bir kusurunun olmadığı kazanın oluşumu sebebi ile gerçek zarar ilkesi ve yargıtay içtihatlarına göre davacının aracında meydana gelen değer kaybının 12.000,00-TL mertebesinde olduğu davalı ... aş'nin 50.000,00-TL poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğu rapor edilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde, 100,00-TL değer kaybı tazminatının poliçe limitleri sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile kendilerine verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf, mahkememize sunmuş olduğu 03/06/2024 tarihli bedel artırım dilekçesinde alacak talebini 6.000,00-TL'ye artırmıştır. Davacı tarafın, hasar bedeline yönelik bir tazminat talep edebilmesi için davacı tarafın aracında meydana gelen hasar sebebiyle aracın yapımı sırasında sigorta şirketinin aracın yapıldığı servise ödemiş olduğu ücret dışında davacı tarafında servise ekstra ücret ödemesi gerekmekte olup, kısacası davacının hasar bedelini talep edebilmesi için aracın tamirat masrafından sigorta şirketinin karşılamadığı ve davacı tarafın sigorta şirketinin ödemiş olduğu tutardan hariç bir tutar ödemesi yapmış olması gerekmektedir Davacının değer kaybı tazminatı yönünden davasının değerlendirilmesinde, değer kaybı bedelinin yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, davacıya ait aracın önceki hasarlarının da değerlendirilmiş olmasına gerektiği bilinmekte olup, bilirkişi raporu incelendiğinde davacının değer kaybının 12.000,00-TL olduğu anlaşılmıştır. Davacının değer kaybının 12.000,00-TL olduğu, davalı şirket tarafından araç hasar zararı için davacıya 44.000,00-TL ödemesi yapıldığından bahisle davacı tarafından poliçe limiti göz önüne alındığında davanın 6.000,00-TL'ye artırıldığı anlaşılmıştır. Davalı şirketin davacıya yapmış olduğu ödeme dikkate alındığında poliçe limiti dahilinde davacının aracında oluşan hasardan 6.000,00-TL'sinin davalı şirketten talep edebileceği anlaşılmış davacının davalı sigorta şirketine 16/03/2022 yapmış olduğu başvuru tarihi dikkate alındığında davalı şirketin bu tarih itibari ile temerrüte düştüğü tespit edilmiş davacı tarafın tacir olmaması sebebiyle davalıdan talep edebileceği faiz türünün kanuni faiz olduğu da değerlendirildiğinde davacının davasının kabulü ile 6.000,00-TL değer kaybı tazminatının temerrüt tarihi olan 16/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davanın kabulü ile, 6.000,00 -TL değer kaybı tazminatının temerrüt tarihi olan 16/03/2022 tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 409,86-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL ve 22.00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 307,16-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harcın ve 22.00-TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 6.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 2.112,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan bir gider olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda HMK 341 maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi.11/09/2024 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır "Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."