İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/255 E. 2025/579 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/255
Karar No
2025/579
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/255 Esas KARAR NO : 2025/579

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/04/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilimiz davalıyla 6/11/2019 tarihinde “ZİYAFET SATIŞ SÖZLEŞMESİ” adlı sözleşmede (Ek 1: Sözleşme) mutabık kalmış olup, bu sözleşmede en az 50 kişi için 9/4/2020 günü sabah 9:00 ile akşam 18:00 arasında müvekkilimize ...'de ... adlı salonun tahsis edilerek 2 kahve molası, | öğle yemeği, sunum için gerekli cihazların temini ve salon kirasını da içeren bir toplantı için gerekli hizmetlerin sunulacağı kararlaştırılmıştır. Müvekkilimiz tarafınızdan Türk Parasının Korunması Hakkında 32 Sayılı Karar'ı da dikkate alarak Türk Lirası üzerinden fiyat almak istemiş âncak müvekkilimizin bu teklifi reddedilmiş, sadece yabancı para üzerinden teklif verildiği ve sözleşme yapıldığı gerekçesiyle reddedilmiş, ardından da yine tarafınızca Euro üzerinden fiyat paylaşılmıştır. Taraflar arasında 50 kişiden az olmamak şartıyla kişi başı 65 Euro * KDV üzerinden anlaşma sağlanmış, müvekkilimiz ödemesini tarafınızın talebi (Bu talebin gerekçesi ise yukarıda belirttiğimiz karar uyarınca taraflar arasında yapılan sözleşmenin döviz ile işlem yasağı kapsamı dahilinde olmasıdır.) üzerine ödeme günü (15/1/2020) 3.835 Euro karşılığı 25.117,33 Türk Lirası olarak yapmıştır. Ancak bilindiği üzere sözleşmenin ifasının kararlaştırıldığı tarihte ülkemizi ve dünyayı saran Koronavirüs pandemisi nedeniyle sözleşme ifa edilememiştir. Artık sözleşmenin geçici olarak ifa edilememesine neden olan şartlar ortadan kalktıktan sonra müvekkilimiz sözleşmenin yapıldığı şartlarda ifa edilmesi için davalıya haricen talepte bulunmuş, davalı bu talebi reddetmiş, ardından davalıya ... 10. Noterliği'nin ... yevmiye ve ... tarihli ihtarnamesi gönderilerek bu talep tekrar edilmiş, davalı bu talebi ... 14, Noterliği'nin ... yevmiye ve ...tarihli ihtarnamesiyle reddetmiştir. Özetle davalı, hem Türk Parasının Korunması Hakkında 32 Sayılı Karar'a aykırı olarak döviz cinsinden fiyat paylaşmakta, ödemenin yapılabağı günün döviz kuru ne kadarsa ona karşılık gelecek şekilde Türk Lirası olarak ödeme talep etmekte, ayrıca faturayı da mevcut yasal düzenlemelere aykırı şekilde Türk Lirası olarak düzenlemekte, yani kanunu açıkça dolanmaktadır. Hukuk düzeninin davalının pozitif hukuku dolanmasını koruyacak bir sonuç çıkarması elbette mümkün değildir. Müvekkilimizin davalıya davalının talebi üzerine| ödeme günü Euro karşılığı TL olarak ödediği bedel 25.117,33 TL olup, bu ödeme 15/1/2020 günü yapılmıştır. TC Merkez Bankası kayıtlarından bakıldığında, 15/1/2020 gününün Eurö alış kuru 6.5504 TL'dir. İkisinin çarpımı 25.120,78 TL yapmaktadır, yani yapılan hesapla davalının eli ürünü e postalardaki yazışmalar birbirleriyle örtüşmektedir. Dava tarihi itibarıyla Euro 41,7 TL olup, müvekkilimize ödenen Türk Lirasının bugünkü Euro karşılığı 602 Euro'dur. Davalı alacağını Euro'ya sabitlediğinden ve sözleşmenin gereğini yerine getirmediğinden, müvekkilimizin aslında ödemiş olduğu 3.835 Euro'dan 602 Euro'nun düşülmesi karşılığında kalan 3.233 Euro'nun müvekkilimize (tahsil günündeki Türk Lirası karşılığının) ödenmesini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "... davacı şirket de davalı otele müracaat ederek; gerçekleştirmeyi planladığı organizasyon için fiyat almak istemiş, ancak bedelin Türk Lirası üzerinden belirlenmesini talep etmiştir. Dolayısıyla davacı şirketin sözleşme bedelinin döviz cinsinden sunulmasının hukuka aykırı olduğu yönündeki iddialarının isabetsiz olduğu, son derece açık ve nettir. Diğer yandan ve bizatihi davacı şirketin dava dilekçesinin ekinde ibraz ettiği e-postalardan da görülebileceği üzere; davalı otel yetkilisi ..., 3 Aralık 2019 tarihli e-postasında davacı şirkete iki farklı opsiyon sunmuş olup; bu opsiyonlardan biri (kişi başı 520.-TL + KDV) Türk Lirası cinsindendir. Ne var ki davacı şirket yetkilisi ..., davalı otel yetkilisine gönderdiği aynı tarihli e-posta ile döviz cinsinden olan opsiyonla ilerlemek istediklerini belirtmiş ve hatta Euro kurunun 6,2.-TL'ye sabitlenmesini talep etmiştir. Bu talep davalı otel tarafından da kabul edilmiştir. Bu noktada belirtmek gerekir ki; davacının kendi tercihi neticesinde bedelin döviz olarak belirlenmesinin ardından, bu durumun hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi ve giderek hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği sözleşme uyarınca döviz cinsinden talepte bulunması, dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırıdır. Diğer yandan faturaların Türk Lirası cinsinden düzenlenmesini isteyen de davacı şirketin kendisidir. Davacı şirket yetkilisi ..., 02.12.2019 tarihinde davalı otel yetkilisine gönderdiği e-postada aynen; "Hesabımıza göre 50 kişi toplam 3.835 Euro yapıyor. Bunun sizden TL olarak faturasını isteyebilir miyiz?" demiştir. Söz konusu iletişime ilişkin belgeler de davacı şirket tarafından dosyaya ibraz edilen deliller arasında yer almaktadır. Bu bağlamda yukarıda dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış yasağına ilişkin olarak yaptığımız açıklamalar, davacının faturanın hukuka aykırı bir şekilde Türk Lirası olarak düzenlendiği yönündeki iddiası bakımından da geçerlidir. Tarafların ilk iletişimleri yukarıda açıklandığı gibi olmakla beraber; bu iletişime istinaden hazırlanan sözleşme taraflarca hiçbir zaman imzalanmamıştır. Hatta dosyada mübrez imzasız sözleşmede, ödeme tarihi 06.12.2019 olarak belirtilmesine ve döviz kurunun 6,2.-TL'ye sabitlendiği notu düşülmesine rağmen; davacı şirket ödemeyi 15.01.2020 tarihinde Türk Lirası olarak yapmıştır. Dikkat edilirse davacı şirketin ödemiş olduğu tutar olan 25.117,33.-TL, Euro kurunun 6.2.-TL'ye sabitlendiği gözetildiğinde imzasız sözleşmede belirlenen tutara tekabül etmemektedir. Kaldı ki davacı şirket dahi dilkçesinde, ödeme yapılan tarihteki döviz kurunun 6,5504.-TL olduğuna dikkat çekmiştir. Bu bağlamda, taraflar hiçbir zaman imzalanmamış olan sözleşme ile bağlı kalmamışlar ve davacının Türk Lirası üzerinden yapmış olduğu ödemenin davalı otel tarafından kabul edilmesiyle birlikte Türk Lirası üzerinden yeni bir anlaşmaya varmışlardır. Keza davalı otel de etkinliğin iptal edildiğinin davacı tarafından bildirilmesi üzerine; sözleşmedeki cezai şarta ilişkin haklarını kullanmak yerine, tahsil etmiş olduğu tutarı eksiksiz bir şekilde davacıya iade etmiştir. Bununla birlikte ve taraflar arasındaki anlaşmanın döviz cinsinden olduğunu kabul ettiğimiz anlamına gelmemek kaydıyla; davacının 24.01.2023 tarihinde iade edilen tutarı dava tarihindeki kur üzerinden Euro'ya çevirmesi ve mahsup işlemini (25.117,33/41,7 ) 602 Euro üzerinden yaptığını beyan etmesi, son derece kötü niyetli olan yaklaşımını ortaya koymaktadır. Bir kere ve davacı şirketin temel iddialarını kabul ettiğimiz anlamına gelmemek kaydıyla; iade işleminin yapıldığı 24.01.2023 tarihinde TCMB Euro alış kuru 20,4142.-TL'dir. Yani 24.01.2023 tarihinde iade edilen 25.117,33.-TL, (25.117,33/20,4142) 1.230,39.-Euro'ya denk gelmektedir. Dolayısıyla ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı şirketin herhangi bir kur farkı alacağı olsaydı dahi; davacı şirket tarafından yapılan hesap hatalı ve davacı şirketin talebi de olması gerekenin üzerinde olacaktı. Bu arada ve eksikliğe mahal vermemek adına, dava tarihi olan 07.04.2025 tarihinde TCMB tarafından açıklanan Euro alış kurunun 41,7 değil; 41,6552.-TL olduğunu da belirtmek isteriz. Görüldüğü üzere davacı, hukuka, matematiğe ve hatta mantığa aykırı hesaplamalar ile gerçekliği çarpıtarak; haksız kazanç elde etmeye çalışmaktadır... " talep edilmiştir. GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki sözleşmenin ifa edilememesi nedeniyle davalı tarafından davacıya yapılan ödemenin Türk Lirası cinsinden yapılması nedeniyle kur farkı alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafça, dava dilekçesi ile taraflar arasında 06/11/2019 tarihinde “ZİYAFET SATIŞ SÖZLEŞMESİ” adlı sözleşmenin akdedildiği, bu sözleşmede en az 50 kişi için 09/04/2020 günü sabah 9:00 ile akşam 18:00 arasında davacıya ...'de ... adlı salonun tahsis edilmesinin kararlaştırıldığı, 50 kişiden az olmamak şartıyla kişi başı 65 Euro + KDV üzerinden anlaşma sağlandığı, ödeme günü (15/1/2020) 3.835 Euro karşılığı 25.117,33 Türk Lirası olarak davacı tarafça davalıya ödeme yapıldığı, ancak Koronavirüs pandemisi nedeniyle sözleşmenin ifa edilemediği, davalının hem Türk Parasının Korunması Hakkında 32 Sayılı Karar'a aykırı olarak döviz cinsinden fiyat paylaştığı, ödemenin yapılacağı günün döviz kuru ne kadarsa ona karşılık gelecek şekilde Türk Lirası olarak ödeme talep ettiği, ayrıca faturayı da mevcut yasal düzenlemelere aykırı şekilde Türk Lirası olarak düzenlediği iddiası ile 3.835 Euro'dan 602 Euro'nun düşülmesi karşılığında kalan 3.233 Euro'nun davacıya (tahsil günündeki Türk Lirası karşılığının) ödenmesine dair işbu dava ikame edilmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesinin...Esas,... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında 30/10/2020 tarihinde yapılması planlana düğün organizasyonuna ilişkin olarak 30/10/2019 tarihli ziyafet satış sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı yan iş sahibi, davalı şirket ise yüklenicidir. Somut olayda davacı yan, taraflar arasında düğün organizasyonu konusunda bir eser sözleşmesi düzenlendiği, davacı tarafça salgın hastalık nedeniyle kısıtlama kararı alındığı gerekçesiyle ödenen bedelin iadesi için ... 36. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı icra takibi yapıldığı, davalı tarafın borca itiraz etmekle birlikte davacının banka hesabına 36.775,00 TL ödeme yaptığı, bakiye borcun ödenmediği belirtilerek, bakiye 20.060,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Dosya kapsamından davacı yanın davalı ile 10/10/2020 tarihinde gerçekleştirmeyi planladığı düğün için ziyafet sözleşmesi akdettiği, sözleşmeden 7 ay sonra, düğüne 5 ay kala sözleşmeyi fesih ettiğini bildirdiği, ancak bu fesihten yaklaşık 2,5 ay sonra başka bir yerde düğünü gerçekleştirdiği, sözleşme hükümlerine göre davacı yanın yaptığı kesinti oranının sözleşme hükümlerine göre ve makul oranda olduğu, nesafet indirimi yapılmasına gerek olmadığı, düğünün yapılması planlanan tarihte pandemi nedeni ile düğün yapılamayacağına dair herhangi genelge vb. bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır...". Taraflar arasında 06/11/2019 tarihli ziyafet satış sözleşmesi olup; sözleşmenin hukuki niteliğinin yukarıda atıf yapılan istinaf kararı uyarınca eser sözleşmesi olduğu, Gaziantep BAM 3. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in 8. maddesine göre, döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinin, döviz cinsinden veya dövize endeksli sözleşme yasağının istisnası kapsamında tutulduğu; ayrıca sözleşme uyarınca etkinlik tarihinin 09/04/2020 olduğu, pandemi yasaklarının etkinliğin yapılacağı tarihte başlamadığı, etkinliğin yapılması planlanan tarihte pandemi nedeni ile etkinliğin yapılamayacağına dair herhangi genelge vb. bulunmadığı gözetilerek; ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 615,40TL harcın başlangıçta alınan 2.305,47TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.690,07TL harcın kararın kesinleşmesinin ardından ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT m. 13/4 gereğince dava değeri olan üzerinden hesaplanan maktu 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. Maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi. 01/07/2025

Katip E-imzalıdır

Hakim E-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/255, K. 2025/579, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-255-e-2025-579-k-81e98f5a8ba5