İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/401 E. 2025/61 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/401
Karar No
2025/61
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/401 Esas KARAR NO : 2025/61

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/06/2022 KARAR TARİHİ : 07/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 22/06/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; 08.03.2015 tarihinde, ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması sonucu trafik kazasının meydana geldiğini, işbu trafik kazası sonucunda ... plaka sayılı motosiklette yolcu konumunda olan davacı ...'ın yaralandığını, davacı ...’ın kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, davacı ..., meydana gelen trafik kazası sonucunda sürekli iş gücü kaybına uğradığını, mevcut trafik kazasındaki yaralanması sonucunda davacının, sürekli maluliyetinin %6,9 olduğu, tazminata esas olmak üzere geçici iş göremezlik süresinin 90 gün olduğu ve geçirdiği trafik kazasından dolayı mevcut lezyonlar göz önünde bulundurulduğunda; 45 gün geçici bakıcıya ihtiyacı olduğu,...Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 07.03.2022 tarihli raporu ile tespit edildiğini, kazaya karışan aracın sigorta bilgilerinin bulunmadığını, söz konusu durumda 5684 Sayılı Kanun ve Yargıtay içtihatları ışığında, trafik kazası sonucunda 3. Kişilerde meydana gelen zararlar, Güvence Hesabı tarafından ödenmesi gerektiğini, davacı ..., kazada zarar gören konumunda olduğunu, kazaya sebebiyet veren aracın sigortasının bulunmaması nedeniyle davacının meydana gelen zararlar Güvence Hesabı tarafından karşılanmasının gerektiğini, bu hususta ticari uyuşmazlıklarda dava şartı niteliğinde olan arabuluculuk başvurusu tarafımızca yapılmış ancak karşı taraf sigorta şirketi ile anlaşılamadığını, işbu sebeple davacıda meydana gelen zararların karşılanması amacıyla işbu davanın açılma gerektiğini, 08.03.2015 tarihinde gerçekleşen trafik kazası sonucunda, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK m.107 uyarınca şimdilik 10.000,00TL tutarındaki tazminat miktarına kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek Güvence Hesabından tahsilini, 2.500,00 TL sağlık raporu ücretinin sigorta şirketinden tahsil edilmesini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ ne göre hesaplanacak vekalet ücretinin sigorta şirketine yükletilmesini, yargılama giderlerinin davalı şirketin üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 05/07/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Motor hacmi bakımından inceleme yapılmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri talebi bakımından güvence hesabının sorumluluğu bulunmadığını, bakıcı giderinin mezkur belgeler ile ispat edilmiş olmasının gerektiğini, bu sebeple davalı kurum aleyhine hükmedilecek tazminatı kabul etmemekle beraber Mahkememiz aksi kanaatte ise bakıcı giderinin "net" ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, belirsiz alacak olarak ikame edilmesi resmi şekil şartlarına uygun olmadığını, müterafik kusur indirimi dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, mübrez dosyada motor sürücüsü, davacının arkadaşı olduğu ifade tutanakları ile sabit olup, somut olayda hatır taşımacılığı mevcut olduğunu, SGK tarafından başvurana bir ödeme yapılıp yapılmadığı dikkate alınması gerektiğini, davanın kabulü halinde kusur tespitinin yapılmasının gerektiğini, hesaplama yapılırken kullanılacak yöntem bakımından itirazların faize ilişkin itirazların açıklanan tüm bu sebeplerden ötürü, Mahkememiz tarafından davalı kuruma yöneltilmiş bulunan, tamamen soyut ve hukuki dayanaktan yoksun bu başvurunun reddine karar verilmesinin gerektiğini, her halükarda davanın usul ve esastan reddini, yargılama giderleri ve avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanacak vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Arubuluculuk son tutanağı, SGK kayıtları, Maluliyet raporu, Kaza tespit tutanağı, Savcılık dosyası, Adli tıp trafik ihtisas raporu, Adli tıp ikinci ihtisas raporu ve tüm dosya kapsamı. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 12/12/2022 tarihli Adli Tıp raporuna göre; Sürücü ...’un %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu ve Sürücü ...’ın kusursuz olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 27/08/2024 tarihli Adli Tıp raporuna göre; Cengiz ve Arzu oğlu, 20/08/1993 doğumlu, ...’ın 08/03/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının %0(yüzdesıfır) olduğu ve İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3(üç) aya kadar uzayabileceğinin görüş ve kanaatine varılmıştır.

HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (geçici/sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ) istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve tutanaklara göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden 08/03/2015 tarihinde sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ...plakalı motorlu bisiklet ile tek yönlü yolda trafik akışının ters yönünde seyir ederek sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motorlu bisiklete çarptığı olayda Sürücü ...’un %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu ve Sürücü ...’ın kusursuz olduğunun anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunun 49 maddesi gereğince; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde yasal düzenleme bulunmmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. 2918 sayılı KTK’nın 91 inci maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 9 uncu maddesinde; trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için Güvence Hesabına başvurulabileceği, motorlu bisikletin tanımının yapıldığı 2918 sayılı KTK’nın 3 üncü maddesinde; motorlu bisikletin, silindir hacmi 50 santimetreküpü geçmeyen içten patlamalı motorla donatılmış ve imal hızı saatte 45 kilometreden az olan bisiklet olduğu, 2918 sayılı KTK’nın 103 üncü maddesinde de; motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu öngörülmüştür. Güvence Hesabına başvurulabilecek hallere ilişkin olarak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde; "Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar" düzenlemesine yer verilmiş; aynı mahiyetteki düzenleme, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle Güvence Hesabına husumet yöneltilebilmesi için, bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.6-ı maddesi gereğince "Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar" teminat dışı hallerden olup yukarıda değinildiği üzere 2918 sayılı KTK’nın 3 üncü maddesinde motosiklet ve motorlu bisikletin tanımı yapılmıştır. Somut olayda; kaza tespit tutanağı, ATK raporu ve ceza dosyasında kazaya karışan araçların tescilsiz motorlu bisiklet olduğu tespit edilmiş olup anılan düzenlemeler gereği, kazaya karışan araçların, 2918 sayılı KTK’nın 3 üncü maddesindeki tanıma uyan motorlu bisiklet olduğu, motorlu araç olmadığı 2918 sayılı KTK’nın 103 üncü maddesinde de; motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi olduğu bu sebeple davalı Güvence Hesabının bu aracın neden olduğu zarardan sorumlu olmadığı anlaşıldığından davanın husumet yokluğundan reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE, 2-Alınması gereken harç 615,40TL olmakla peşin harcın mahsubu ile bakiye 401,93TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereği bulunan 10.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan toplam 111,50TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 07/02/2025

Katip E-İmzalıdır

Hakim E-İmzalıdır

Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/401, K. 2025/61, T. 07.02.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-20-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-401-e-2025-61-k-492eae492ee7