İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/790 E. 2026/13 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/790
- Karar No
- 2026/13
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/790 Esas KARAR NO : 2026/13
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 13/11/2024 KARAR TARİHİ : 07/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas... Karar sayılı dosyada müvekkili ile davalı ... A.Ş. arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacakların tahsili için alacak davası açıldığını, alacak davasının kesinleştiğini, ...21.İcra Dairesi ...Esas s.icra dosyası üzerinden tahsilatın yapıldığını, ancak alacağının Euro cinsinden olduğunu, Türk Borçlar Kanunun 99.maddesi gereğince alacak döviz cinsinden ise ve alacaklı döviz cinsinden olan alacağın ifa tarihinde Türk Lirası olarak tahsil etmek isterse borçlunun o tarihteki kur üzerinden ödeme yapmak zorunda olduğunu, bu nedenle belirtilen alacak için kur farkının oluştuğunu, kur farkı alacağı için şimdilik 50.000 TL tahsilini, ilaveten yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile aynı konuda dava açıldığını, davacının dilekçede 259.822,61 TL alacaklı olduğunu, bu tutarın temerrüt faiziyle birlikte ödenmesinin talep edildiğini, yargılama sonunda kararın aleyhe kesinleştiğini, müvekkili şirket tarafından icra takibi neticesinde faiz ve masraflar dahil 1.700.000 TL ödeme yapıldığını, uyuşmazlığın bu şekilde sona erdiğini, davacının huzurda görülen bu dosyada aynı alacağa yönelik kur farkından doğan zararını talep ettiğini, Yargıtay 11. HD. ... E. ...sayılı kararı uyarınca ilk davanın Türk Lirası cinsinden açılması durumunda sonradan kur farkı oluştuğu nedeniyle zararın talep edilemeyeceğini, açıklanan nedenle davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ...12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dava dosyası, ...21. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyası, taşıma sözleşmesi, mutabakat metinleri, ek protokoller celp edilmiş incelenmiştir. Dosya, Mali Müşavir - Bağımsız Denetçi ... ile Ticari Sözleşmeler alanında uzman bilirkişi ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 14/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; ''... Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan takip tutarına ve yaklaşık 9 yıl sonra açılan dava tutarına ilişkin olarak davalı tarafından borca mahsuben veya başka bir şekilde kısmı TL ödemeler yapılmadığı, kur farkı talebinin, döviz cinsinden olan borç için kısmı TL ödemler yapılması, yapılan TL ödemelerin döviz borcunu karşılamaması halinde mümkün olabileceği, huzurdaki dava özelinde ise davacı tarafından 25.04.2007 tarihli takibe konu edilen ve ödenmesi talep edilen tutar 216.000 USD'nin TL karşılığı olduğu, davaya konu edilen ödenmesi talep edilen tutarın da 216.000 USD'nin 29.04.2016 tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL karşılığı olması davaya konu edilen tutarın kur farklarını içermesi, ödenmesi talep edilen tutarın işlemiş faizleri ile birlikte ödenmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının kur farkı talebinin yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır..." şeklinde rapor sunulmuştur. Dava, kur farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasında davacının filosunda bulunan araçlar ile davalının teslim aldığı LPG.yi Irak ülkesinde bulunan dava dışı alıcıya (...) tam olarak ve sözleşmede kararlaştırılan şartlar dahilinde teslim etmek; bunun karşılığında davalının sözleşme m.8.de belirtilen fiyatlar üzerinden m.9.uyarınca navlun bedelinin davacıya ödenmesi hususunda 06/04/2005 tarihli taşıma sözleşmesinin imzalandığı, yine karşılıklı olarak imzalanan 22/01/2007 tarihli mutabakat metni uyarınca tarafların cari hesaplarının 31.12.2006 tarihi itibariyle 43.786,99 TL borç (davalı alacağı) 216.000USD karşılığı 303.609,90 TL alacak (davacı alacağı) bakiyesi verdiğine ilişkin mutabık oldukları nitekim bu mutabakat protokolü uyarınca davacının bakiye 259.822,61TL alacağını Türk Lirası cinsinden tahsili istemiyle davalı aleyhinde alacak davası ikame ettiği, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporu uyarınca davacının 17/05/2018 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu ve mevcut ıslah dilekçesinde dava açılırken fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan raporda belirtilen alacak miktarı için ıslah talebi ile müddeabihi artırarak netice taleplerinin 563.712,53 TL olduğunu açıkladığı, dava ve ıslah dilekçesinde başkaca kur farkı vs... haklar saklı tutulmadan taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun alacaklarının sonuç alacak olarak ve Türk Lirası cinsinden talep ettiği, Mahkemece ... E. ... K. sayılı karar ile davanın kabulü ile 563.712,53 TL alacağın 25/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, davalının istinaf başvurusunda bulunması üzerine İstanbul BAM 13. HD. ... E. ... K. sayılı kararı ile ticari defterler ve mutabakat metni uyarınca alacak miktarı isabetli kabul edilmekle birlikte yalnızca faiz başlangıç tarihleri noktasında ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden hüküm tesis edildiği, istinaf kararının davalı tarafça temyiz edildiği ancak Yargıtay 11. HD.... E. ...K. sayılı ilamı ile temyiz sebeplerinin yerinde görülmeyerek BAM istinaf kararının onandığı, bu suretle kararının kesinleştiği görülmüştür. Eldeki davada, davacı, yukarıda belirtilen (navlun) alacak için kur farkı talep etmektedir. Davacı dava dilekçesinde mutabakat metninde "Euro" cinsinden alacak olduğunu ileri sürmüştür. Ancak, bahsi geçen taşıma sözleşmesi uyarınca taraflar arasında tek bir mutabakat metni mevcut olup, 22/01/2007 tarihli bu mutabakat metninde Euro cinsinden bir alacak bulunmamaktadır. Davacı, hukuki sebep olarak, TBK m. 99'a dayanmış, alacak döviz cinsinden ise alacaklı alacağını ifa tarihinde Türk Lirası olarak tahsil etmek istediği takdirde borçlunun o tarihteki kur üzerinden ödeme yapmak zorunda olduğunu, bu nedenle kur farkının oluştuğunu ileri sürmüştür. Konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimi ile belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı bu alacağını aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesi isteyebilir. Bu çerçevede somut olaya bakıldığında, taraflar arasında imzalanan 06/04/2005 tarihli taşıma sözleşmesi m.8.de ton başına navlun ücretinin USD cinsinden kararlaştırıldığı, sözleşme m.8 ve m.9.da döviz cinsinden belirlenmiş alacağın aynen ödenmesi ya da bu anlama gelebilecek bir ifadenin bulunmadığı, davalının 22/01/2007 tarihli mutabakat metnine rağmen borcun gününde ödenmediği, dolayısıyla alacaklının aynen (USD cinsinden) veya vade ya da fiili ödeme günündeki kurdan ülke parası ile ödenmesini talep hakkı doğduğu, (taşıma sözleşmesi m.8.2-son cümlede sözleşme tarihindeki dolar kurunda +/- %5.lik bir değişim söz konusu olduğu takdirde davalı Aygaz'ın belirleyeceği kurdan ödeme yapılacağı ve bu durumun davacı tarafça kabul edileceğinin kabul edildiği), nitekim TBK m.99. uyarınca davacının 22/01/2007 tarihli ve kendisinin de onay verdiği mutabakat metninde 216.000 USD karşılığı 303.609,60 TL alacak olarak Türk Lirası cinsinden kabul ettiği, mutabakat metninde alacağın aynen (USD cinsinden) ya da vade veya fiili ödeme tarihindeki kurdan ödenmesi noktasında ihtirazı kayıt - çekince - şerh koymadığı, kaldı ki işbu mutabakat metni uyarınca ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yukarıda detaylı açıklandığı üzere alacağın anılan Yasa hükmündeki seçimlik hakka dayanılarak Türk Lirası cinsinden talep edildiği ve kesin hükme bağlandığı, kaldı ki bahsi geçen dava dosyasında ne dava dilekçesinde ne de ıslah dilekçesinde açıkça kur farkından doğacak alacakların saklı tutulduğu noktasında herhangi bir ibarenin bulunmadığı, bu suretle davacının ilk davada seçimlik hakkını doğrudan Türk Lirası olarak tercih etmesi ( 259.822,61 TL.nin tahsili), başka bir deyişle döviz cinsinden alacağını aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep etmemesi karşısında davacının seçimlik hakkını değiştirerek aynı alacağa yönelik bu sefer kur farkı alacağının talep etmesinin mümkün olmadığı, nitekim seçimlik hakkın kullanılmakla tüketildiği - sona erdiği, bu nedenle seçimlik hakkın değiştirilerek kur farkı oluştuğu iddiasının dinlenmeyeceği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan; kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunması ya da döviz karşılığı satım yapılmış olması gerekir (Yargıtay 11. HD. ...E. ...K; Yargıtay 19. HD. ...E. ...K). Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinde davacının kur farkı isteyebileceğine ilişkin hüküm yoktur. Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar USD cinsinden olduğundan ilke olarak kur farkı talep edilmesi mümkün ise de, yukarıda detaylı olarak açıklandığı ve gerekçelendirildiği üzere USD cinsinden alacağın 22/01/2007 tarihli mutabakat metninde taraflarca müşterek şekilde Türk Lirası olarak mutabakatlaştırılması, mutabakat metninde alacağın aynen (USD cinsinden) ya da vade veya fiili ödeme tarihindeki kurdan ödenmesi gerektiği noktasında davacı tarafça ihtirazı kayıt - çekince - şerh konulmaması, bilakis davacının açılan ilk davada alacağını Türk Lirası olarak talep etmesi (ve karara bağlanması), yine ilk davada dava ve ıslah dilekçesinde kur farkına ilişkin hakkın saklı tutulmaması, hasılı davacının döviz cinsinden alacağını seçimlik hakkı uyarınca doğrudan belirli bir miktar Türk Lirası (döviz karşılığını belirtmeden ve kur farkı hakkını saklı tutamadan) olarak kullanması - tercih etmesi karşısında, kullanılmakla sona eren seçimlik hakkın değiştirilerek kur farkı alacağı istenemeyeceğinden davacının davasının reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 853,88 TL peşin harcın mahsubu ile fazladan alınan 121,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA 6-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.07/01/2026
Katip
Hakim