İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/598 E. 2024/902 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/598
Karar No
2024/902
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/598 Esas KARAR NO:2024/902 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:15/08/2022 KARAR TARİHİ:17/12/2024 ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07/03/2024 tarih ... sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesi'nin 30/05/2024 tarih 2024/... Esas 2024/... Karar sayılı kararı ile, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle ilgili kararın kaldırıldığı, .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09/07/2024 tarih 2024/... Esas 2024/... Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, dosyanın Mahkememize tevzi edildiği ve yargılamaya bu suretle devam olunduğu anlaşılan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin alacağına kavuşamama ihtimaline binaen, alacak tutarınında yüksek olması da dikkate alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, Dava Dışı ... Ltd. Şti. İle müvekkil sigorta şirketi arasında genişletilmiş kasko sigortası poliçesi akdedildiğini, maliki davalı ... olan ve sürücüsü ... asli ve tam kusurlu bir şekilde kazaya sebebiyet vererek müvekkil şirket nezdinde sigortalı aracın hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkil şirketin, davalı araç malikine rücu hakkı bulunduğunu, davalı hakkında başlatılan icra takibinin hukuka uygun olduğunu, davalının menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın 71.098,00 TL alacak açısından iptali ile takibin 08/09/2021 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, dava dilekçesi ve eklerinin davalı asile tebliğ edilmesini, davalının en az % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkile rücu etme hakkı bulunmadığını, müvekkil tacir olarak oto kiralama işi yaptığını ve bu işten gelir elde ettiğini, davacı tarafçada müvekkilin dürüst bir tacir olduğu bilinmekte ve bu sebeple kendisinden haksızca tahsilat yapılmaya çalışıldığını, davacının ihbar olunanlara karşı dava açmaması bunun ispatı olduğunu, müvekkilce ihbar olunan ... ile yapılan 13/03/2021 başlangıç tarihli kiralama sözleşmesi uzun süreli kira sözleşmesi olduğunu, mahkemece aracın uzun süreli kiralama olarak tespitini ve davanın müvekkil yönünden reddi gerektiğini, aracın 6 ay boyunca bir kişide kalması ve fatura kesilmesi aracın uzun süreli olarak kiralandığının ispatı olduğuun, Yargıtayın benzer davalarda vermiş olduğu içtihatlarda da uzun süreli kiralamada kiracının kişinin işleten sıfatı kazanacağı ve bu sebeple rücu davasının işleten sıfatı ile kiracıya yöneltilmesi gerektiği kabul edildiğini, bu sebeple davanın ...'e rücu etmesi gerektiğini, araç filen elinden çıkmış olduğundan kiralayan kişiler araç kiralamasında sonra günlük tutmamakta ve müvekkile hesap vermediğini, kiralayan kişilerin gün içerisinde yaptıklarını takip etme ve uyarma yada aracını kira sözleşmesi bitiminden önce alma gibi bir durumu da söz konusu olmadığını, hal böyle iken davacı taraf müvekkilin aracı kiraladığı kişiden den başka üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanan eylem sebebi ile rücu etme hakkı bulunmadığını, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı sonrasında, dava tarafın başlatmış olduğu icra takibinin ve hacizlerin başlatıldığını, müvekkilce başlatılan hacizlerin sonlandırılması için .... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasına istinaden 24.06.2024 tarihinde davacı vekilinin bildirilen iban adresine 125.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu ödeme ile davacı tarafça aynı gün içerisinden haricen tahsil bildirimi yapılarak icra dosyası kapatıldığını, müvekkilden icra baskısı altında zorla tahsilat yapılması sebebi ile müvekkilden haksızca tahsil edilen ödemenin ödenen tarihinden itibaren nakit avans faizi ile istirdatını talep etme mecburiyetimiz doğduğunu, müvekkilin uzun süreli kiralayan sıfatına haiz olduğu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 maddelerinde sayılan hallerde olmadığı kabul edilerek davacının davasının reddini müvekkilden tahsil edilen paranın tahsil tarihinden itibaren avans faiz ile istirdatını, yargılama giderleri ve vekalet ücretibin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava; kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin zarar sorumlusundan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının tetkikinde; davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 12/01/2022 tarihinde, 71.098,00-TL asıl alacak ve 2.191,38-TL işlemiş faiz toplamı olan 73.289,38-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının "10.07.2021 tarihinde, maliki ... ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın % 100 kusuru ile sebebiyet verilen kaza neticesinde, ... A.Ş. tarafından 40/... numaralı hasar dosyası ile kazada zarar gören araç malikine 114.098,00-TL tazminat ödenmiştir. ... plakalı aracın trafik sigortasından 43.000,00-TL tahsil edilmiş olup trafik sigortası teminat limitini aşan ?71.098,00 için tarafınıza rücu edilmiştir." olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 01/02/2022 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 02/02/2022 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, taraflara buna ilişkin tebligat yapılmadığı, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içinde olan 15/08/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472.maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Davada, sigortacının halef olduğu sigortalının tüzel kişi tacir olduğu, bununla birlikte davalıya ait aracın, rent a car kapsamında ticari faaliyette kullanılan bir araç olup, davalı tarafça sunulan bilgi ve belgelerden davalının da tacir olduğunun anlaşıldığı öyleyse Mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, 10/07/2021 tarihinde sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ile seyir halindeyken olay mahalli kavşağa geldiğinde aracının ön kısımlarıyla, seyir istikametine göre yolun sağından gelen sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin ön kısımlarının çarpışması sonucu dava konusu olayın meydana geldiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında tarafların kusur durumunun tespitine ilişkin çelişkileri giderir mahiyette düzenlenen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu'nun 18/05/2023 tarihli raporu ile, sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki çekici ile meskun dışı mahalde seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde kontrolsüz ve tedbirsizce gelen otomobil ile çarpışmak durumunda kaldığı olayda atfı kabil bir kusuru olmadığı, ihbar olunan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, görüş alanını kontrol altında bulundurması, mahal şartları ile kavşağa yaklaştığını dikkate alarak seyrini temkinli ve tedbir alabilecek vaziyette sürdürmesi, eğimli ve virajlı yol bölümündeki olay mahalli kavşağa geldiğinde düz seyirle gelen çekiciye ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip kontrolsüz ve tedbirsizce seyrini sürdürdüğü sırada meydana gelen olayda tam kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, raporun çelişkileri giderdiği gibi dosya kapsamı ile uyumlu olduğu ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş ve hükme esas alınmıştır. Davaya konu kaza nedeni ile ödenen hasar miktarının belirlenmesi amacıyla tanzim edilen makine mühendisi bilirkişisi raporu ile davacının sigortalısı bulunan ... plakalı çekicide meydana gelen hasarın 91.278.40-TL olduğu, davalı tarafın aracın trafik sigortasından 43.000,00-TL ödenmesi sebebiyle bakiye alacak miktarının (91.278.40-43.000) = 48.278,40-TL olduğu kabul edilmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Dosya kapsamında davalı tarafın aracın maliki olduğu, işleten sıfatının kaybedildiğine dair delil bulunmadığı, bu itibarla kanun gereği kusursuz sorumluluk halinin bulunduğu ve davalının meydana gelen zarardan tam sorumluluğu bulunduğu kabul edilmiştir. Tanzim edilen bilirkişi raporu ile, davacı sigorta şirketinin icraya konu alacağın varlığını dosyaya sunduğu hasar dosyası ve dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ve ATK raporu ile ispat ettiği, zira somut olayda davacının sigortalısına ait ... plakalı araç seyir halinde iken davalıya ait olup ihbar olunan ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu davaya konu maddi hasarın meydana geldiği, söz konusu kazada davalıya ait araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu görülmekle davacının zararından davalının sorumlu olduğu ve bu kusurlu eylem nedeni davacıya ait araçta 114.098,00-TL zarar olduğu, davacının bu bedelin 43.000,00-TL'sini davalının sigorta şirketinden aldığından davacının takip tarihi itibariyle 71.098,00-TL'yi talep edebileceği nazara alınarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen davaya konu 71.098,00-TL'lik zarardan davalı sorumlu olduğundan davacı alacaklının 71.089,00-TL üzerinden takip açmakta haklı olduğu kanatine varılarak davanın talep gibi bu bedel üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifade ile borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2021/6380 Esas, 2022/5655 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 71.098,00-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının yasal koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Asıl alacak olan 71.098,00-TL'ye takip tarihi olan 08/09/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen ve dava konusu edilen dava değeri (71.098,00-TL) üzerinden alınması gereken 4.856,70-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 847,73-TL peşin harç ve 37,42-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 885,15-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.971,55-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 847,73-TL peşin harç ve 37,42-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 885,73-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 4.468,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan 700,00-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip ... Hakim ...

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/598, K. 2024/902, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-598-e-2024-902-k-5022a45f243d