İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/710 E. 2024/658 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/710
Karar No
2024/658
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/710 Esas KARAR NO : 2024/658

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/10/2022 KARAR TARİHİ : 09/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında... tarihinde ... Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekim hizmeti almak amacıyla OSGB Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın ... 1. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile ... tarihli ... Hizmet Sözleşmesini fesih ettiğini bildirildiğini, davalının ihtarına karşılık ... 12. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile cevap verilmiş sözleşmeyi fesih haklarının olmadığının bildirildiğini, müvekkili firma ile davalı arasında 07.11.2017 tarihinde imzalanan OSGB Hizmet Sözleşmesinin konusu iş yeri tehlike sınıfına göre 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve alt mevzuatında yer alan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin iş yerinde alınmasına ilişkin sözleşmenin 4.maddesi b fıkrasında belirtildiği gibi işverene danışmanlık hizmetinin verilmesi olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği üstlendiği yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının herhangi bir şekilde sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmediğine dair bildirim ve ihtarda bulunulmadığını, müvekkili firma ile 07/11/2017 tarihinde imzalanan sözleşmenin 9.maddesi Sözleşmenin Feshi başlıklı bölümünde fesih usullerini nasıl olacağının açıkça belirtildiğini, 6331 Sayılı Kanun ve Yönetmelikler kapsamında gerekli hizmet Uras OSGB tarafından verilmez ise işveren yazılı bildirimde bulunarak sözleşmenin şartlarına uyulması konusunda Uras OSGB ye bildirimde bulunup sözleşme şartları yerine getirilmezse bildirimden 30 gün sonra sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğunu, müvekkili firmanın sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmediğine dair sözlü veya yazılı hiçbir şekilde ihtar yapılmadığını, sözleşmenin gerek başta feshine esas bir nedeninin bulunmaması gerekse davalı tarafından usulüne uygun feshedilmediğinden ötürü sözleşmenin 9.maddesi c fıkrasına istinaden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tüm sözleşme dönemi fatura bedeli olan 323.000,00 TL tutarın taraflarına taleplerinden itibaren 10 gün içerisinde ödenmesi gerektiğini, buna ilişkin olarak davalıya ... tarihinde ... 40. Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ileride artırma haklı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL'nin ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı arasında, 07.11.2017 tarihinde, iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekim hizmeti almak adına OSGB Hizmet Alım Sözleşmesi akdedildiğini, Müvekkil şirketin Sözleşmenin m.9/b hükmünce düzenlenen tek taraflı fesih hakkını kullanmakta karar kıldığını, ... 1. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile Sözleşmenin 9'uncu maddesine dayanarak tek taraflı fesih beyanında bulunduğunu, Fesih beyanını tebliğ edilmesi üzerine, davacı şirketin ... 12. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde müvekkili şirketin fesih hakkı olmadığını belirttiğini, davacı şirket tarafından ...tarihinde ... 40.Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile, Sözleşmenin hukuka aykırı olarak fesih edildiğini ve Sözleşme'nin m.9/c maddesi gereği kalan ödemelerin def'aten 10 gün içerisinde ödenmesi gerektiğinin ihtaren bildirildiğini, davacının gönderdiği son ihtarnameden sonra 3 yıl sessiz kaldığını, akabinde 3 yıl sonra arabuluculuğa başvurduğunu, dava dilekçesinin ekinde sunulan arabuluculuk anlaşmama tutanağının 20.09.2019'da düzenlenmiş olduğunu, süresi içerisinde dava açılmadığından, dava şartı arabuluculuk başvurusunun yerine getirilmemesi hasebiyle davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin kayıtlarında bulunan sözleşmeye göre sözleşmenin 9/b. maddesine dayanarak tek taraflı fesih hakları olduğunu, müvekkili şirketin sahip olduğu tek taraflı fesih hakkını kullandığını, davacı şirketin sunduğu deliller arasında yer alan sözleşmeye sonradan 9/c bendinin eklendiğini, böyle bir durumun müvekkili tarafından kabulünün mümkün olmadığını, şirketin farklı alanlarda hizmet alımı gerçekleştirmekte olduğunu, işbu alımlarda matbu hizmet sözleşmeleri ile süreci yürüttüğünü, istisnaen birtakım detaylarda değişiklikler yapılabilse de sözleşmenin feshi (9'uncu madde) başlıklı maddenin müvekkili şirketin değişikliğini tartışmaya açmadığı yegane madde olduğunu, müvekkili şirketin hizmet alım sözleşmelerinin tek taraflı fesih hakkı bulunduğunu, Müvekkili şirket tarafından akdedilen OSGB Hizmet Sözleşmesi'nde yer alan 9'uncu maddenin b fıkrasına göre, 1 ay öncesinden bildirimde bulunmak suretiyle, Sözleşme'yi, ilgili maddelere ve hukuka uygun şekilde feshettiğini, dolayısıyla herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığını, sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkili olup olmadığı da her iki taraf için Ticaret Sicil Kayıtlarından araştırılması gerektiğini, kendilerinin tespiti ile müvekkili şirket adına sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkisiz olduğunu, Davacı şirkete, müvekkili şirketin herhangi bir borcu olmadığını, arz ve izah olunan nedenlerle, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; 17/11/2017 tarihli iki farklı OSGB Hizmet Alım Sözleşmesi aslı, ... 1.Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi, ... 12.Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi, ... 40.Noterliği'nin ... tarih ve .. yevmiye nolu ihtarnamesi, sözleşmeler konusunda tarafların beyan dilekçeleri celp edilmiştir. Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili istemine ilişkindir 07/11/2017 tarihinde iki farklı OSGB Hizmet Alım Sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı, ... 1. Noterliğinin ... tarihli fesih ihtarnamesi ile, OSGB Hizmet Alım Sözleşmesinin 9/b. maddesi uyarınca bir ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi tek taraflı fesih haklarının bulunduğunu belirterek ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 ay sonra hüküm ve sonuçları doğurmak üzere OSGB Hizmet Alım sözleşmesini feshettiklerini bildirmiştir. Davacı, ... 12. Noterliğinin ... tarihli cevabi ihtarnamesi ile, sözleşmeyi fesih haklarının bulunmadığını davalıya ihtar etmiştir. Dava dosyasına hem davacı hem de davalı tarafından aynı tarihte imzalanmış, ancak iki farklı OSGB Hizmet Alım Sözleşmesi ibraz edilmiştir. Her iki taraf da, kendileri tarafından ibraz edilen hizmet alım sözleşmesinin esas alınması gerektiği noktasında beyanlarda bulunmaktadır. Davacı tarafından ibraz edilen 17/11/2017 tarihli OSGB hizmet alım sözleşmesinin Sözleşmenin Feshini düzenleyen 9.maddesinde b.bendinde "6331 sayılı Kanun ve Yönetmelikler kapsamında gerekli hizmet davacı tarafından verilmez ise davalı yazılı bildirimde bulunarak sözleşmenin şartlarına uyulması konusunda davacıya bildirimde bulunup sözleşme şartları yerine getirilmezse bildirimden 30 gün sonra sözleşmeyi fesih etme hakkına sahiptir" c.bendinde "Davacı tarafından işbu sözleşmenin şartları yerine getirildiği müddetçe hiçbir gerekçe ile sözleşme fesih edilemez, aksi halde sözleşmenin erken feshinden dolayı tüm sözleşme dönemi tutarı fatura bedeli tek seferde davacının talebinden 10 gün sonra ödenir" şeklindedir. Davalı tarafından ibraz edilen 17/11/2017 tarihli OSGB hizmet alım sözleşmesinin Sözleşmenin Feshini düzenleyen 9.maddesinde b.bendinde "Davalı herhangi bir sebep göstermeksizin işbu sözleşmeyi davacıya 1 ay öncesinden bildirimde bulunmak şartıyla feshedebilir" şeklindedir. Bu çerçevede, taraflarca ibraz edilen aynı tarihli iki sözleşmenin, özellikle Sözleşmenin Feshi noktasında birbirinden tamamen farklı hükümler içerdiği sabittir. Uyuşmazlığın temeli, hangi sözleşmenin esas alınacağı ve davalı savunmaları kapsamında yetkisiz temsil durumunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Hukuki mahiyeti itibariyle öncelikle yetkisiz temsil hususu tartışılmalı ve değerlendirilmelidir. Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur (TBK 40). Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur. (TBK 46). Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez. Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir (TBK 47) .Somut olaya bakıldığında; davalı ...Ş.'nin dava konusu sözleşmenin akdedildiği / hukuki işlemin yapıldığı tarihte şirketi temsil ve ilzama yetkili kişinin münferiden Ömer SALMAN olduğu, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin davalı münferit şirket yetkilisi dışında yetkisiz temsilci olan Korhan TİRYAKİ tarafından imzalandığı, yetkisiz temsilci tarafından yapılan sözleşme / hukuki işlem hakkında, davacı tarafça yapılan işlemin onanması noktasında herhangi bir bildirim yapılmadığı, nihayetinde yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemin davalı tarafından da zaten onanmadığı, bu halde esas itibariyle yukarıda anılan Kanun hükümleri uyarınca dava konusu sözleşmenin davalı için bağlayıcı nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, yetkisiz temsilci tarafından imzalanan sözleşmeyi davalı taraf bu işlemi onamaması sebebiyle sözleşmeyle bağlı olmadığından, vaki fesih ihtarı hukuken geçerli bir fesih bildirimi olarak kabul edilemez. Ayrıca, sözleşmeyi fesih bildirimi / ihtarı, açık veya örtülü olarak hukuki işlemin / sözleşmenin onanması olarak da kabul edilemez. Zira, davalı yetkisiz temsil hükümleri uyarınca sözleşme ile zaten bağlı değildir. Öte yandan, hangi sözleşmenin esas alınabileceği noktasında yapılan incelemede, her iki sözleşme matbu nitelikte hazırlanmış olup, taraflarca (davalının yukarıda açıklanan yetkisiz temsil savunmaları saklı kalmak kaydıyla) imzalanmıştır. Özellikle, Sözleşmenin Feshini düzenleyen 9.maddede davacı tarafından ibraz edilen sözleşmede kayden düzeltme bulunmadığı halde, bilhassa davalı tarafından ibraz edilen sözleşmede Sözleşmenin Feshini düzenleyen 9/b. maddesinde taraflarca 3 ay ibaresi değiştirilerek kayden 1 ay şeklinde düzeltilmiş, bu değişiklik davacı şirket yetkilisi ... tarafından da imzalanarak onaylanmıştır / kabul edilmiştir. Kaldı ki, davacı tarafından bu imzaya açıkça ve ayrıca inkarda da bulunulmamıştır. Bu halde, davalı tarafından ibraz edilen sözleşmenin esas alınması gerektiği, nitekim davalı tarafından ibraz edilen Sözleşmenin Feshinin 9/b. maddesinin davacı şirket yetkilisi tarafından kayden yapılan düzeltme imzalanarak / onaylanarak kabul edildiği, bu hususun sunulan sözleşme ile sabit olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, davalının yetkisiz temsil hükümleri uyarınca sözleşme ile bağlı olmadığı, davalı sözleşme ile bağlı olmadığından vaki fesih ihtarının geçerli bir fesih olarak zaten kabul edilemeyeceği, aksi halde dahi davalı şirket kayıtlarında bulunan ve dosyaya davalı tarafça ibraz edilen sözleşmede davacı şirket yetkilisinin Sözleşmenin Feshi noktasında 9/b. maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshetme hakkını imzalayarak kabul ettiği / mutabık kalındığı sonucuna varılmakla, davacının sözleşmenin erken ve haksız feshine dayalı iddialarının yerinde görülmediğinden / ispatlanamadığından ve bu sebeplerle davalıdan herhangi bir alacağı da bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 426,28 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA. 4-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09/10/2024

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/710, K. 2024/658, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-710-e-2024-658-k-432b1d057f73