İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/644 E. 2025/739 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/644
- Karar No
- 2025/739
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/644 Esas KARAR NO :2025/739
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:05/11/2024 KARAR TARİHİ:03/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; olay tarihinde dava dışı kusurlu sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı araç ile müvekkil şirkete K-...-0-0 poliçe numaralı kasko sigortalı ... plakalı araçta hasar meydana geldiğini, hasar göre araçta ekspertiz incelemesi ile tespit edilen hasar miktarının davalının sorumluluğna tekabül eden kısmının tamamı olan 134.078,63 TL nın müvekkil şirket tarafından karşılandığını, akabinde ... Sigorta A.Ş.'den 120.000,00 TL nın tahsil edildiği, geri kalan 14.078,63 TL için başlatılan icra takibine davalı tarafından 500,00TL yatırılarak geri kalan 13.894,53 TL için iş bu davanın açıldığı beyan edilmiştir. CEVAP: Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle; öncelikle meydana gelen trafik kazasında kendisine atfedilebilecek herhangi bir kusurun olmamakla birlikte sorumluluğunun da bulunmadığını, davacı tarafın araç sahibi olması nedeniyle davayı kendisine yöneltmiş olmasının yasal mevzuata ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, kendisinin araç maliki olmasına rağmen meydana gelen kaza nedeniyle hiçbir kusurunun bulunmaması sebebiyle hukuki bir sorumluluğun atfedilemeyeceğini, ilgili mevzuat uyarınca işleten sıfatının da kendisine ait olmamakla birlikte uzun süreli araç kiralayan kiracıya ait olduğunu, söz konusu olayda aracın 1 yıl süreyle kiralandığı ve kiracının kim olduğu bilgi ve belgelerle sabit olduğunu, yasanın koyuluş amacına bakılacak olursa işleten sıfatının araç malikinde olmasında hukuki bir fayda olmadığını, aksine malik için hakkaniyete uygun olmayan bir sonuç ortaya çıkarmadığını, söz konusu madde hükmüne göre uzun süreli araç kiralamada, kiracı "işleten" olarak sorumlu olduğunu, araç üzerinde hukuki tasarruf kendisinde olan kiracının fiili tasarrufu da kendisinde bulundurduğu gerek tanı ifadeleriyle gerek araç kiralamaya dair belgelerle ispatlanacağını, kiracının aracı 1 yıl süreyle kiralamış ve kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini, açık yasa hükmü gereği kendisinin işleten sıfatı almasının mümkün olmadığını ve bu davanın haksız şekilde kendisine yöneltildiğini, haksız ve mesnetsiz olarak açılan iş bu davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, tüm yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul 5. İcra Dairesine müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ... Sigorta A.Şye müzekkere yazılarak, kazaya ilişkin hasar dosyası, eksper raporu, ve ödeme belgelerinin gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, kazaya ilişkin kayıtların gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce 10/06/2025 tarihinde Makine Mühendisi, Sigorta uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış, ve rapor dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, trafik kazası sebebiyle sigorta şirketi tarafından ödenen tazminatın kusurlu olduğu iddia edilen davalıya rücu talebine dayalı icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görüldü. Kaza 09/06/2023 tarihinde ... ile ... plakalı araçlar arasında meydana gelmiştir. Davacı ... plakalı aracın kasko sigortacısı, davalı ... plakalı aracın maliki konumundadır. Davacı sigorta şirketi kaza sonrası sigortalı aracın onarım masraflarını karşıladığını belirterek davalıya rücu talebinde bulunmuştur. Davacının husumeti halefiyet ilkesine dayanmaktadır. TTK md. 1472 uyarınca, sigortacı tarafından sigortalısının talebi üzerine sigorta tazminatı ödemesi yapılması halinde sigortacı, sigortalısının haklarına halef olur. Başka bir anlatımla sigortacı; sigorta tazminatı ödemesine sebep teşkil eden somut olay akabinde, sorumlulara karşı, diğer tarafın onayını gerektirmeksizin, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmek koşuluyla, sigortalısının haklarına halef olur ve sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, söz konusu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder. Somut olayda davacı sigorta şirketi 04/08/2023 ve 11/09/2023 tarihlerinde ödeme yaparak halef sıfatıyla dava açma hakkına sahip olmuştur. Davalı, araç maliki olarak işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumludur Davacı her ne kadar uzun süreli kiralama sebebiyle işleten sıfatı bulunmadığını savunsa da kiralamaya ilişkin herhangi bir delil, kira sözleşmesi dosyaya ibraz etmemiştir. Dolayısıyla davalının uzun süreli kiralama savunmasını ispat edemediği kanaatine varılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda meydana gelen kazada davalının maliki olduğu aracın tam kusurlu olduğu, davacının sigortaladığı aracın kusurunun bulunmadığı, davacı araçta kaza sebebiyle 134.007,86 TL hasar meydana geldiği tespit edilmiştir. Davalı aracın sigortasından karşılanan 120.000 TL ile icra dosyasında davalı tarafından yapılan 500,00 TL ödeme sonrası davacının bakiye 13.507,86 TL alacağı olduğu hesaplanmıştır. Bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasına karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının halefiyet ilkesi gereği dava açma hakkına sahip olduğu, davalının uzun süreli kiralama savunmasını ispatlayamadığı, kazada davalının tam kusurlu olduğu ve davacının bakiye 13.507,86 TL rücu talep edebileceği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Alacağın haksız fiile dayanması sebebiyle likit olmadığı anlaşıldığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, -İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın 13.507,86 TL’lik kısmının iptaline; takibin 13.507,86 TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İcra inkâr tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 922,72-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 495,12-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 855,20TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 15.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 460,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 15.460,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 15.029,76-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 13.507,86-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2024 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, 3.499,92 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 100,08 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, -Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına, 8-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/11/2025
Katip ...
Hakim ...