İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/286 E. 2025/277 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/286
- Karar No
- 2025/277
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/286 Esas KARAR NO:2025/277 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:10/05/2023 KARAR TARİHİ:21/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket sigortalısına ait konutun 17.09.2021 tarihinde sigortalanmış olduğunu, hasar konusu yerin çok katlı bir binada daimi iş yeri olarak kullanılan bir konut olduğunu ve sigortalının konutu ticari amaçlı olarak kullanmakta olduğunu, ekspertiz. Raporu incelendiğinde hasar tarihi olan 16.12.2021 tarihinde üst katta bulunan davalı şirketin kullandığı komşu dairenin lavabo bataryasının açık unutulması nedeniyle tesisatında meydana gelen kaçak nedeniyle sigortalı işyerinde su baskını oluştuğu ve mahalde depolanan tekstil ürünlerinde ve emtiada hasar oluştuğu bilgisinin edinildiğini, sigortalıya ait konutta oluşan maddi hasarın üst kattaki komşunun sorumluluğunda olduğu tespit edilmiş ve ekspertiz sırasında üst kattaki işyerinde temizlik yapıldığı ve tesisat ustasının gelerek lavabo giderini açtığı bilgisinin edinilmiş olduğunu, gerçekleşen hasar sonrasında müvekkilinin sigortalısına 17.309,40 TL hasar tazminatı ödemiş olduğunu, ödenen bu meblağdan davalının faizi ile birlikte sorumlu olduğunu, bunun üzerine sigortalıya ödenen meblağın tahsili amacıyla takip dosyası ile davalı tarafa ödeme emri gönderilmiş ancak davalının takibe itiraz ederek takibin durmasına sebep olmuş olduğunu, oysa ki davalının müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen meblağın tamamından işleyecek faizi ile birlikte sorumlu olduğunu belirtmişler ve de sonuç ve istem olarak da açıklanan sebepler ile davalının haksız itirazının iptaline, bu miktarın %20 sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, müvekkili şirkete dava konusu olayla ilgili bir ihbarda bulunulmadığı gibi müvekkili adresinde herhangi bir şekilde keşif-inceleme-tespit çalışması da yapılmamış olduğunu, zira müvekkili şirket adresinde herhangi bir su sızıntısı da tespit edilmediğini, bu kapsamda davacı sigorta şirketi tarafından gerekli araştırma ve inceleme yapılmaksızın yapılan bir nevi lütuf ödemesi kapsamında davacının rücuen tazminat talep etme hakkı olmadığından ve bahse konu olayın yaşanmasında müvekkilinin bir kusuru olmadığından huzurda açılmış olan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirtmişler ve de sonuç ve istem olarak da açıklanan sebepler ile haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine ve en az % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER: .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır. ... ... Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi, ... ada ... parselde bulunan 2 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının tüm tedavülleri ile birlikte gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. ...Ticaret Sicil Müdne,... Odası Başkanlığına, ... Vergi Dairesi Müdne müzekkereler yazılarak, Dava dışı ... T.C. Kimlik Numaralı ...'un Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususunda kayıtlarının çıkartılarak mahkememizin 2023/286 esas sayılı dosyasına gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. 06/05/2024 tarihli celsede davalı tanığı ... dinlenilmiştir. Mahkememizce 17/12/2024 tarihinde Sigorta Uzmanı ve İnşaat Mühendisi bilirkişisi vasıtasıyla rapor aldırılmış ve dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, ödenen sigorta tazminatının rücuna ilişkin başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Davacı sigortacı, dava dışı sigortasına ödediği sigorta tazminatını, zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek davalıya rücu etmek için takip başlatmıştır. Dava dışı sigortalı Kadri Uluğ ile davacı arasında iş yeri sigorta poliçesi bulunmaktadır. Dava dışı sigortalının iş yerinde, 16/12/2021 tarihinde üst kattan su akması sonucu zarar meydana gelmiştir. Davacı tara, davalının su akıntısına sebep veren üst katın maliki olması sebebiyle zarardan sorumlu olduğunu beyan etmiştir. Davacının rücu talebi, halefiyet ilkesine dayanmaktadır. TTK md. 1472 uyarınca, sigortacı tarafından sigortalısının talebi üzerine sigorta tazminatı ödemesi yapılması halinde sigortacı, sigortalısının haklarına halef olur. Başka bir anlatımla sigortacı; sigorta tazminatı ödemesine sebep teşkil eden somut olay akabinde, sorumlulara karşı, diğer tarafın onayını gerektirmeksizin, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmek koşuluyla, sigortalısının haklarına halef olur ve sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, söz konusu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder. Somut olayda da davacının, dava dışı sigortalısına sigorta tazminatını ödediği ve sigortalının haklarına halef olduğu anlaşılmıştır. Sigortalının tacir olması sebebiyle de mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf, su akması olayını inkâr etmiştir. Davacı tarafından sunulan ekspertiz raporu, fotoğraflar ve 16/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda zararın başka şekilde oluşmasının mümkün olmadığı tespiti gözetildiğinde; olayın oluşumuna ilişkin davacının iddiasının doğru olduğu, davalının inkârının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalının, dairenin maliki olması sebebiyle su akması sebebiyle oluşan zarardan sorumluluğu bulunmaktadır. Bilirkişi raporunda davacının yaptığı ödemenin kadri maruf olduğu tespit edildiğinden, ödenen tazminatın rücu talebinin haklı olduğu anlaşılmıştır. Takipte talep edilen işlemiş faiz mahkememizce re’sen hesaplanmış ve ödeme tarihi 10/01/2022 ile takip tarihi 17/01/2023 arasında asıl alacak için 1.609,77 TL faiz talep edilebileceği anlaşılmıştır. Davacı faiz türü olarak yasal faiz talep ettiğinden, taleple bağlılık gereği mahkememizce de yasal faize karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının rücu talebinde haklı olduğu ve meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacağın haksız fiilden kaynaklanması ve likit olmaması sebebiyle icra inkâr tazminatının reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine; -.... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın 18.919,17 TL’lik kısmının iptaline; takibin 17.309,40 TL asıl alacak ve 1.609,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.919,17 TL üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İcra inkâr tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.292,37-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 229,32-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1.063,05-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 229,32-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 409,22TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 10.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 271,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.271,75-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 10.235,19-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 18.919,17-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 67,58-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 11,24 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3.108,76 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/04/2025 Katip ... Hakim ...