İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/23 E. 2026/279 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/23
- Karar No
- 2026/279
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/23 Esas KARAR NO : 2026/279
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/01/2026 KARAR TARİHİ : 30/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; 19/01/2025 tarihinde "İstanbul ili ... ilçesi ... Mah. ... Cad. ile ... Sk. kesişimi" adresinde alacaklıya ait yeraltı güzergah ve F/O kablosunda borçlunun yaptığı çalışma sebebiyle hasar meydana geldiğini, hasar nedeniyle müvekkili çalışanları tarafından hasar tespit tutanağının düzenlendiğini, hizmetin aksamaması adına hasarın müvekkilince onarıldığını ve onarım ve hasar bedelinin tahsilini amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını ancak davalını haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Yetki itirazlarının olduğunu, esasa ilişkin olarak müvekkilinin davacının iddia ettiği adreste kazı çalışması gerçekleştirmediğini, aksi düşünülse dahil müvekkilinin çalışmaları taşeron firma olan ... San. Ve Tic. A.Ş'ye yaptırdığını, müvekkili ile taşeron firma arasında imzalanan sözleşme uyarınca kazı çalışmaları esnasında meydana gelen zararlardan yüklenicinin sorumlu olacağı hususunda anlaşıldığını, davacı ekiplerinin tek taraflı tanzim ettiği tutanağın geçersiz olduğunu, davacının altyapılarını teknik şartname ve mevzuata uygun derinlikte döşemediğinden -hasar kabul anlamında gelmemekle- hasardan davacının sorumlu olduğunu, son olarak kabul anlamına gelmemekle davacının personel giderlerini kazaya dahil etmesinin haksız olduğunu iddia ederek; davanın husumet yokluğundan reddini ve ihbar taleplerinin kabulünü, davanın esastan reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, kazı ve verilen zarar iddiası kapsamında başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Yargılama devam ederken, 25/02/2026 tarihli ve 27/03/2026 tarihli dilekçeleri ile Bakırköy 7. İcra Dairesi dosyasında bulunan uyuşmazlık konusu borcun haricen tahsil olarak ödendiğini, bu nedenle tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını bildirerek davanın konusuz kalmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Yine mahkememizin 30/03/2026 tarihli celsesinde, tarafların birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını ve arabuluculuk ücretinin mahkemenin takdirine bırakıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu 22. maddesinde, davadan feragat ya da davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınacaktır. 6100 sayılı HMK'nın 315/1. maddesi “Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.” şeklinde düzenlenmiştir. HMK 331. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği belirtilmiştir. Mahkememizde açılan itirazın iptali davasında, taraf vekillerince ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığının beyan edildiği, davacının ve davalının yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığı görülmüştür. Ancak arabuluculuk gideri yönünden anlaşma bulunmamaktadır. Davalı ödemeyi yapmış olmakla davacının haklılığı kabul edilmiştir. Dolayısıyla davanın açılmasına davalının sebebiyet vermiş olduğu dikkate alınarak arabuluculuk ücreti davalı üzerinde bırakılmış, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Dava konusuz kalmakla esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gereken harç tam ve peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Talep bulunmadığından taraflar lehine veya aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/01/2026
Katip ... Hakim ... e-imza e-imza