İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/768 E. 2025/299 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/768
Karar No
2025/299
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/768 Esas KARAR NO :2025/299 DAVA:Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:28/11/2023 KARAR TARİHİ:24/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında yürürlülük tarihi 22/03/2022 olan karma tipli "Taşeronluk İnce İşçilik Sözleşmesi" ve akabinde de 16/10/2022 tarihli protokol uyarınca yapılan ek işler sebebiyle protokol imzalandığını, bu sözleşmeler uyarınca ; taşeron tarafından yapılan işlerin karşılığının 7.000.000,00 TL olduğunun taraflarca kabul edildiğini, davalı yanın bu bedeller karşılığında İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 22 parselde bulunan inşaattan B Blok bağımsız bölüm No:3, bağımsız bölüm No:13, bağımsız bölüm No:16 ve bağımsız bölüm No:9 taşınmazları 7.000.000 TL (yedimilyontürklirası) karşılığında taşerona vermeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimleri ifa ettiğini, 16/10/2022 tarihli sözleşme ile ayrıca protokolde de belirtildiği üzere 7.000.000,00 TL bedelli senedin de taraflarına verildiğini, müvekkili şirketin tüm görüşmelerine karşın davalı yanca tapu devri yapılmadığını ve senedin .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalı yanca senedin teminat senedi olduğundan bahisle .... İcra Hukuk Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosya ile takibin iptali için dava açıldığını, mahkemece davalı lehine karar verilerek takibin iptal olduğunu, davaya konu uyuşmazlığın temeli olan sözleşmenin her iki tarafa borç yükleyen karma tipli bir sözleşme olup karşı yanın edimi bakımından taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin koşullarını taşıdığını, ilgili sözleşmeler ve protokoller uyarınca müvekkili şirketin sözleşmelerde belirtilen işleri yaptığına ilişkin yaklaşık ispat kuralı açık bir şekilde gerçekleştiğini, davalı yanın da sözleşmesel edimlerini yerine getirmekten kötü niyetli olarak kaçındığını ve bununla birlikte şirketi boşaltarak borç ödemekten kurtulma gayesi bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın davalının borca aykırı davranması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, öncelikle mahkemece davalı yanın açıkça kötü niyetli hareketleri ve edimlerini yerine getirmeme iradeleri uyarınca öncelikle teminatsız olarak aksi halde düşük bir teminat bedeli karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine, mahkemece bu taleplerinin uygun görülmemesi halinde sözleşmeler uyarınca İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 22 parselde bulunan B Blok 3, 13, 9 ve 16 nolu bağımsız bölümler hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu taşınmazların devredilmiş olması halinde aynı ada parselde davalıya ait taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasına, 22/03/2022 tarihli taşeron sözleşmesi ve buna bağlı olarak imzalanan 16/10/2022 tarihli protokol uyarınca İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 22 parselde bulunan B Blok 3, 13, 9 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı müvekkili şirket adına tesciline, aksi halde bu 4 taşınmazın bedellerinin karar tarihine en yakın değerlerinin tespiti ile müvekkili şirkete bu bedellerin verilmesine, aksi halde yapılan işlerin bedellerinin tespiti ve olumlu zararların karşılığı olarak şimdilik 7.000.000,00 TL tazminatın HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak ve tam değer tespit edildiğinde artırılmak üzere), 16/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline karar verilerek taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket tarafından tapu iptali tescili taleplerine dayanak olarak gösterilen belgenin resmi şekilde düzenlenmediğini, her ne kadar Protokol hükmü ve ilgili TBK hükümleri bir arada değerlendirildiğine Protokol kapsamında müvekkili şirketin seçimlik borç hakkında seçim hakkını haiz olduğu sarih olsa da, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle beraber seçim hakkının davacı şirket üzerinde olduğu düşünüldüğünde dahi, davacı şirketin dava konusu sürecin başında seçim hakkını edimin 7.000.000,00 TL olarak ödenmesi yönünde kullandığını; müvekkili şirket tarafından fatura düzenlenmesinin talep edilmesinin ve bu talebin davacı şirket tarafından reddedilmesinin akabinde davacı şirket tarafından atılan ilk hukuki adımın, Protokol'e istinaden düzenlenmiş olan teminat senedinin "Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Yolu" ile icraya konulması olduğunu; hem ilgili senedin açık bir şekilde teminat senedi oluşu hem de Protokol'de açıkça, icra takibine başvurulmasının gerekmesi halinde başvurulacak olan takip yolunun "Normal Takip Yolu" olarak düzenlenmiş olmasının hilafına "Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Yolu" ile icra takibine konu edilmiş olması ve icra takibi öncesinde açıkça art niyetli bir şekilde müvekkili şirketin dava konusu alacağın kat be kat üzerinde değere sahip olan tüm mallarına ihtiyati haciz uygulanmış olması nedeniyle icra takibine karşı takibin iptali veya taliki talepli dava ikame edildiğini; .... İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde ... Esas numarasıyla görülmüş olan yargılama sonucunda 28.09.2023 tarihinde verilmiş 2023/633 Karar sayılı ilam ile, "Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Yolu" ile takibe konu edilmiş senedin teminat senedi oluşundan bahisle davacı şirketin başlatmış olduğu icra takibinin iptaline karar verildiğini, tarafların iradelerinin dava konusu Protokol kapsamında müvekkili şirket tarafından yerine getirilecek olan edimin nakdi olarak ödenmesi yönünde tarafların birbirleriyle örtüşen iradelerinin bulunduğunu, davacının ise ortaya koymuş olduğu iradesinden art niyetli bir şekilde caymaya çalıştığını ve hukuka aykırı taleplerde bulunduğunu, ilaveten, davacı şirket tarafından Sözleşme ve Protokol kapsamında yerine getirilmesi taahhüt edilen işlerin Sözleşme ve Protokol'de kararlaştırıldığı gibi ifa edilmediğini, davacı şirket tarafından yerine getirilen işin öncelikle Sözleşme ve Protokol'de kararlaştırılan zamandan geç teslim edilmiş olup, geç teslim sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, geç de olsa gerçekleşen teslim sonrasında müvekkili şirket yetkilileri tarafından yapılan kontrollerde davacı şirket tarafından yerine getirilen bir kısım imalatta eksiklikler ve ayıplar tespit edildiğini, bu hususun kendilerine bildirildiğini ve hakkaniyetli bir indirim talep edilmişse de davacı şirket yetkililerinin herhangi bir indirime veya zarar tazminine yanaşmadıkları gibi, kendilerinin de eksik ve ayıplı imalatın bilincinde olduklarından herhangi bir fatura düzenlemekten de imtina ettiklerini, mahkemece tayin edilecek bir bilirkişi heyeti marifetiyle müvekkili şirketin geç teslimden, ayıplı ve eksik imalattan kaynaklanan zararının hesaplanması ve davacı şirketin 7.000.000,00 TL olduğunu iddia ettiği hak edişinden, hesaplanmış olan zararı mahsup edilmesi gerektiğini, mahkemece yapılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkili şirketin geç teslim, eksik ve ayıplı imalattan dolayı uğramış olduğu zararın, davacı şirketin iddia ettiği hak edişinden daha yüksek bedelli olduğunun ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; 22/03/2022 olan karma tipli "Taşeronluk İnce İşçilik Sözleşmesi" imzalanmış ve 16/10/2022 tarihli protokol, .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosya, .... İcra Hukuk Mahkemesinde ... E sayılı dosyası, mesaj kayıtları, arabuluculuk son tutanağı, sözleşmeye konu taşınmaza ait SGK, Belediye ve ilgili tüm kurumlarda tutulan kayıtlar, söz konusu taşınmaza ait iş bitirme tutanakları, tanık, yemin, keşif, bilirkişi incelemesi ve ikamesi mümkün her türlü yasal delile dayanmışlardır. ... Tapu Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevap ile; İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 22 parselde bulunan inşaattan B Blok bağımsız bölüm No:3, bağımsız bölüm No:13, bağımsız bölüm No:16 ve bağımsız bölüm No:9 taşınmazların tapu kayıtlarının gönderildiği görüldü. Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre mahallinde 08/11/2024 tarihinde bilirkişi heyeti marifeti ile keşif yaptırıldığı, Bilirkişiler heyetinden alınan 14/02/2025 havale tarihli raporlarında: ''...• Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; davaya konu adreste bulunan A ve B blok binalarının yapımında yer alan ve davaya konu ince imalatların toplam yapım bedeli, 20 Ocak 2025 tarihindeki piyasa rayiçlerine göre 37.642.580.-TL olarak hesaplanmıştır. • Hesaplanan bu bedelin 28.11.2023 dava tarihindeki değeri 28.095.869.-TL olmaktadır. • Davacıya sözleşme kapsamında verilmesi öngörülen dairelerin 01 Şubat 2025 tarihindeki rayiç değerleri; B blok 3 nolu dairenin 01.Şubat 2025 tespit tarihindeki rayiç değeri : 3.750.000.-TL, B blok 9 nolu dairenin 01.Şubat 2025 tespit tarihindeki rayiç değeri : 5.100.000.-TL, B blok 13 nolu dairenin 01.Şubat 2025 tespit tarihindeki rayiç değeri: 3.900.000.-TL, B blok 16 nolu dairenin 01.Şubat 2025 tespit tarihindeki rayiç değeri: 3.950.000.-TL olmak üzere TOPLAM= 16.700.000, 00 TL olarak hesaplanmıştır. • Davacıya sözleşme kapsamında verilmesi öngörülen dairelerin 28.11.2023 dava tarihindeki rayiç değerleri; B blok 3 nolu dairenin 28.11.2023 dava tarihindeki rayiç değeri : 2.798.945-TL, B blok 9 nolu dairenin 28.11.2023 dava tarihindeki rayiç değeri : 3.806.565-TL, B blok 13 nolu dairenin 28.11.2023 dava tarihindeki rayiç değeri: 2.910.903-TL, B blok 16 nolu dairenin 28.11.2023 dava tarihindeki rayiç değeri: 2.948.222-TL olmak üzere TOPLAM = 12.464.635,00 TL olarak hesaplandığı..." tespit ve rapor edilmiştir. Davacı vekili tarafından 05/03/2025 tarihli dava değeri artırım dilekçesi ile; "...Dava dilekçemizde 7.000.000 TL talep edilmiş olan talebimizin 21.095.869-TL arttırılması; Dava değerinin 28.095.869 TL üzerinden harç hesaplaması yapılması, dava dilekçesinde açıklanan nedenler ve bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini artırım dilekçemizin kabulü ile yukarıda artırımı yapılan alacağımızın dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile, ayrıca vekalet ücreti ve yargılama gideri ile davalıdan tahsiline karar verilmesini..." talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; 22/03/2022 tarihli taşeron sözleşmesi ve buna bağlı olarak imzalanan protokol uyarınca protokolde yer alan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tesciline, terditli olarak taşınmazların bedelinin tespiti ile davacıya ödenmesine ve yapılan işlerin bedellerinin tespiti ile olumlu zararların tahsiline ilişkindir. Davacı yan; taraflar arasında akdedilen ve yürürlülük tarihi 22/03/2022 olan "Taşeronluk İnce İşçilik Sözleşmesi" ve akabinde imzalanan 16/10/2022 tarihli protokol uyarınca yapılan ek işler sebebiyle davalıdan 7.000.000,00 TL alacaklı olduğunu, davalı yanın bu bedel karşılığında İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 22 parselde bulunan inşaattan B Blok bağımsız bölüm No:3, bağımsız bölüm No:13, bağımsız bölüm No:16 ve bağımsız bölüm No:9 taşınmazları 7.000.000 TL (yedimilyontürklirası) karşılığında kendisine vermeyi taahhüt ettiğini, davacının sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimleri ifa ettiği halde 7.000.000,00 TL'nin ödenmediğini, davalı yanın tapu devir işlemini yapmadığını ileri sürerek bahsi geçen bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tesciline, aksi halde bu 4 taşınmazın bedellerinin karar tarihine en yakın değerlerinin tespiti ile ödenmesine, bu da olmazsa yapılan işlerin bedellerinin tespiti ve olumlu zararların karşılığı olarak şimdilik 7.000.000,00 TL tazminatın HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak faiziyle birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yan ise; tapu iptali tescili taleplerine dayanak olarak gösterilen satış vaadi sözleşmesinin resmi şekilde düzenlenmemesi nedeniyle tapu iptali talebinin dinlenemeyeceğini, protokol hükmü ve ilgili TBK hükümleri bir arada değerlendirildiğine Protokol kapsamında davalı şirketin seçimlik borç ile ilgili seçim hakkını haiz olduğunu, davacı şirket tarafından Sözleşme ve Protokol kapsamında yerine getirilmesi taahhüt edilen işlerin zamanında ve sözleşme gereği ifa edilmediğini, bir kısım imalatta eksiklikler ve ayıplar tespit edildiğini, geç teslimden, ayıplı ve eksik imalattan kaynaklanan zararının hesaplanması ve davacı şirketin 7.000.000,00 TL olduğunu iddia ettiği hak edişinden düşülmesi gerektiğini savunmuştur. Taraflar arasında 22.03.2022 tarihli taşeron sözleşmesi ve buna bağlı olarak imzalanan 16.10.2022 tarihli protokol hususunda çekişme bulunmamaktadır. Çekişme konularının, davacının talep ettiği tapu iptali ve tescil koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuyorsa davacının diğer terditli talepleri bağlamında bir alacağı bulunup bulunmadığı, varsa tutarı ile davalı yanın geç ve ayıplı ifa nedeniyle bu tutardan tenzili gereken bir alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedilen 22.03.2022 tarihli taşeron sözleşmesinin 2.maddesinde sözleşmenin konusu; işveren tarafından İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, 22 Parselde bulunan arazide yapımı süren inşaatın tüm İç-Dış kara sıva, Mantolama, Alçı Sıva, Saten Boya, Seramik ve Alçıpan işlerinin proje ve teknik şartname doğrultusunda talimatlara uygun olarak taşeron tarafından malzemeli işçilik olarak yapılması şeklinde tanımlanmıştır. 16.10.2022 Tarihli Protokolün konusunun ise borçlu tarafından alacaklıdan alınan işlerin karşılığında verilen emre muharrer 31.10.2023 vade tarihli senede ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Protokolde; "Borçlu ile alacaklı arasında 22.03.2023 tarihli Taşeron İnce İşçilik Sözleşmesi uyarınca; alacaklı, işbu sözleşme edimlerinin tamamını yerine getirmiş ve bu sözleşmede belirtilmeyen ek işleri de Borçlu ...'ın talebi ile yapmıştır. İşbu sözleşme karşılığında yapılan toplam değeri 7.000.000.-TL olup işbu bedel tarafların kabulündedir. Taraflar işbu protokol ile yapılan işlerin karşılığında 7.000.000.-TL bedelli ve 31.01.2023 tarihli senedi alacaklıya teslim etmiştir. Alacaklı 31.01.2023'e kadar borçlu tarafından 22.03.2022 tarihli sözleşme ile taahhüt edilen 3 adet 2+1 taşınmaz (B blok no:3, B blok no: 13, B blok no: 16) ve yine sözleşme dışı yapılan ek işler sebebiyle de 1 adet 3+1 (B blok no: 9) olmak üzere toplam 4 adet taşınmazın kendisine teslim ve tapu tescili yapılmak zorundadır. Bunun borçlu tarafından gerçekleştirilmemesi halinde; alacaklının borçlu ve kefilden ihtiyati haciz ile tahsilat yapabileceğini ve/veya normal takip yolu ile icra takibi yapması hususunu borçlu ve müteselsil kefil peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder. İlgili taşınmazların borçlu tarafından alacaklıya tapu devri yapılması halinde imzalanan senet geçersizdir." hükümlerinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Hukuk Muhakemesi Kanunun 111. Maddesine göre davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik, ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. Davacının Asli Talebinin İncelenmesi: Davacının asli talebinin tapu iptali ve tescile ilişkin olması nedeniyle öncelikle incelenmiş, bu bağlamda dava konusu taşınmazların harca esas değerleri mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit ettirildikten sonra harç eksiği tamamlattırılarak yargılamaya devam edilmiştir. Taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi bulunmakta olup, davacı yüklenici, davalı ise işverendir. Değinilen protokole göre davacı ince işleri yapmayı yüklenmiş, ödemeler için protokole konu dört adet taşınmazın davacıya devredileceği kararlaştırılmıştır. Davacının bu hükme göre tescil talepli eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan bütün sözleşmelerin geçerliliği resmi şekilde yapılmasına bağlıdır (MK md. 706). Resmi şekilde yapılmayan gayrimenkul satış sözleşmeleri geçersiz olup taraflar arasında hiçbir bağlayıcılıkları yoktur. Protokol hükmünün taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi de ileride taşınmaz mülkiyetinin tapuda devrini yapmayı taahhüt eden bir ön sözleşmedir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri de resmi senet şeklinde düzenlenmesi ve noter huzurunda iki tarafça imzalanması suretiyle geçerlilik kazanır (BK md. 29, Noterlik K. md. 60/3, md.89). Sözleşmenin şekil şartı kamu düzeni ile ilgili olup noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Bu açıklamalara göre, eldeki davada dayanılan satış vaadi sözleşmesinin adi yazılı olduğu, resmi şekilde yapılmadığı, davacının tescil talebinin dinlenemeyeceği anlaşılmakla talebin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacının Fer'i Taleplerinin İncelenmesi: Davacı yan fer'i olarak protokole konu taşınmazların bedellerinin karar tarihine en yakın değerlerinin tespiti ile ödenmesine, bu da olmazsa yapılan işlerin bedellerinin tespiti ve olumlu zararların karşılığı olarak şimdilik 7.000.000,00 TL tazminatın HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak faiziyle birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep arttırım dilekçesi ile dava dilekçesinde 7.000.000 TL olan talebini 21.095.869-TL arttırılmak suretiyle dava değerini 28.095.869 TL'ye yükseltmiştir. Yukarıda ayrıntılı olarak yazılan 16.10.2022 tarihli ek protokolde, davacı yüklenicinin 22.03.2023 tarihli asıl sözleşmedeki edimlerinin tamamını yerine getirdiği, yine sözleşmede belirtilmeyen ek işlerin de davalı işverenin talebi doğrultusunda yerine getirdiği ve yapılan işlerin toplam değerinin 7.000.000.-TL olup, işbu bedelin tarafların kabulünde olduğu, bu işler karşılığında davacı yükleniciye 7.000.000.-TL bedelli ve 31.01.2023 tarihli senedin verildiği, 31.01.2023'e kadar borçlu tarafından taahhüt edilen tapu devirlerinin yapılmaması durumunda senedin muaccel olacağı, devrin gerçekleşmesi durumunda ise senedin geçersiz olacağının kararlaştırıldığına göre, işin tamamlandığının ve işin toplam bedelinin 7.000.000,00 TL olduğu hususunda taraflar arasında tam bir mutabakatın mevcut olduğu, ifa konusunda davalı işverene seçimlik bir hak tanındığı, davalının tapu devri veya işlerin karşılığı olarak belirlenen tutarı ödeme konusunda seçimlik bir hakkının olduğu, tapu devrini gerçekleştirmeyerek işlerin bedeli ödemeyi seçtiğinin kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalardan sonra davacı yüklenicinin mutabakata konu bedel dışında, protokolde yer alan taşınmazların bedellerini veya yapılan işlerin tespit edilecek bedellerini isteyemeyeceği, davalı yanın da taahhüt edilen işlerin zamanında ve sözleşme gereği ifa edilmediği iddiasına bağlı olarak geç teslimden, ayıplı ve eksik imalattan kaynaklanan zararının hesaplanması ve davacı şirket alacağından mahsup edilmesi yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında akdedilen 16.10.2022 tarihli ek protokolde, davacı yüklenicinin 22.03.2023 tarihli asıl sözleşmedeki edimlerinin tamamını yerine getirdiği, yine sözleşmede belirtilmeyen ek işlerin de davalı işverenin talebi doğrultusunda yerine getirdiği ve yapılan işlerin toplam değerinin 7.000.000.-TL olup, işbu bedelin tarafların kabulünde olduğu, bu işler karşılığında davacı yükleniciye 7.000.000.-TL bedelli ve 31.01.2023 tarihli senedin verildiği, 31.01.2023'e kadar borçlu tarafından taahhüt edilen tapu devirlerinin yapılmaması durumunda senedin muaccel olacağı, devrin gerçekleşmesi durumunda ise senedin geçersiz olacağının kararlaştırıldığına göre, işin tamamlandığının ve işin toplam bedelinin 7.000.000,00 TL olduğu hususunda taraflar arasında tam bir mutabakatın mevcut olduğu, davacı yüklenicinin mutabakata konu bedel dışında, protokolde yer alan taşınmazların bedellerini veya yapılan işlerin tespit edilecek bedellerini isteyemeyeceği, davalı yanın da taahhüt edilen işlerin zamanında ve sözleşme gereği ifa edilmediği iddiasına bağlı olarak geç teslimden, ayıplı ve eksik imalattan kaynaklanan zararının hesaplanması ve davalı şirket alacağından mahsup edilmesi yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği, protokolde davalı borçlunun 31.03.2023 tarihine kadar devir edimini yerine getirmesi, aksi halde 7.000.000,00 TL alacağın muaccel hale geleceği kararlaştırıldığına göre temerrüt faizinin bu tarihten itibaren başlaması gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, 7.000.000,00 TL'nin 31/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 7.000.000,00 TL'nin 31/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 478.170,00 -TL harçtan peşin alınan 119,542,50 -TL + ıslah harcı 360.274,70 -TL olmak üzere toplam 479.817,20 -TL'nin mahsubu ile bakiye 1.647,20-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacıdan tahsil edilen 478.170,00- TL peşin harç, 269,85-TL başvurma harcı, 38,40-TL vekalet harcı, 3.030,30 -TL keşif harcı olmak üzere toplam 481.508,55-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-)Davacı tarafından yapılan 233,25 -TL davetiye gideri 30.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 30.233,25-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 7.532,68-TL davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 614.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 818.958,69-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-)Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/04/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/768, K. 2025/299, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-768-e-2025-299-k-69f08c57ce85