İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/313 E. 2023/716 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/313
- Karar No
- 2023/716
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/313 Esas KARAR NO :2023/716 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:05/05/2023 KARAR TARİHİ:26/10/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalı borçlu tarafından tebellüğ edilen ödeme emrine borçlu vekilinin sunmuş olduğu itiraz dilekçesi ile takibe, borca, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm ferilere yönelik yapılan tüm itirazlar haksız olup adeta davacı müvekkil şirketin alacağının tahsilini geciktirme gayesi ile borca ve ferilerine itiraz teşkil eder nitelikte olduğunu, tüm bu süreçler akabinde davacı müvekkil şirket adına dava şartı olan arabuluculuk başvurusu da gerçekleştirildiğini ancak kötü niyetli olarak davalı borçlu ile anlaşma sağlanamadığını, davalı borçlunun müvekkil şirket ile olan sözleşmesel ilişkisine ve kurulan güveni suistimal etmeye yönelik davranışları sebebiyle huzurdaki davanın müvekkil şirket lehine sonuçlanması halinde dahi müvekkil şirketin alacağına kavuşamaması ihtimalinin mevcut olduğunu, bu nedenle davalı borçluya ait Bağcılar ... Köyü, Ada 2303, Parsel 48, Kat 1, Normal Blok Bağımsız Bölüm, Bağcılar ... Köyü, Ada 2303, Parsel 48, Kat 2, Normal Blok Bağımsız Bölüm No:55, ... Mah., Ada No., 3567 Parsel No. 4, ... ... Mah.., Pafta No. 021, Ada No, 129 Parsel No 44 olan taşınmazlara dava konusu uyuşmazlığı değerlendirildiğinde müvekkil şirketin güvenini kötüye kullanan davalı borçlu yüzünden uğradığı zararı tazmin edememe tehlikesi ile karşı karşıya olduğundan ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle kaydına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesini, üçüncü kişilere devir temlik edilmesinin engellenmesini, akabinde davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan borca itirazın iptaline, icra takibinin devamına, davalı borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan takip konusu tutarın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacı şirket, müvekkil ... aleyhine .... İcra Dairesi, ... E. Sayılı icra dosyası başlatılan icra takibine itirazın iptali için 14/10/2022 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Esas sayısı ile dava açtığını, işbu davada İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayısı ile ... aleyhine açılan itirazın iptali davası ile birleştirilmesini talep ettiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla dosyasının huzurdaki dosyayla birleştirilmesi ve yargılamanın bu mahkemede devam edilmesine karar verildiğini, işbu karar kanaatlerince yerinde olmayıp kaldırılması gerektiğini, davalı ... gerçek kişi olup, davacının iddiası haksız fiilden kaynaklandığını, tüzel kişi yönünden yapılacak araştırma ile gerçek kişi yönünden yapılacak araştırmaların farklı olacağı delillerin bu yönüyle değerlendirileceği göz önüne alındığında, birleştirmenin esasa ilişkin yapılacak tahkikatta ayrı ayrı değerlendirileceği muhakkak olduğunu, bu durumda uyuşmazlığın, davacı şirket ile davalı ... arasında iş sözleşmesinden kaynaklı hukuki ilişki olduğu, davalı ... yönünden Asliye Hukuk veya İş mahkemelerinin görevli olacağı bu yönüyle birleştirme kararının isabetli olmadığı kanaatlerinde olduklarını, huzurdaki davada müvekkil ... yönünden görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, ayrıca tarihlere dikkat edildiğinde icra takibi ve akabinde açılan işbu davanın yasada belirlenen zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılmış olduğunu, zamanaşımı def'ilerinin mevcut olduğunu, açıklanan nedenle huzurdaki davanın esasına girilmeden zamanaşımı sebebiyle reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin ise; müvekkil ..., 01.03.2007- 06.01.2020 tarihleri arasında ... ... A.Ş’de çeşitli idari ve yöneticilik pozisyonlarında görev aldığını ve görev aldığı süre boyunca sürdürdüğü başarılı işler dolayısıyla ... ... A.Ş’nin uluslararası anlamda gelişmesinde büyük katkıları olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülenlere külliyen itiraz ettiklerini, davacı şirketin yeni yönetimi tarafından müvekkil ve mevcut yöneticilerin yerine geçmek amacıyla üzerlerinde kurulan baskı sonucu müvekkil 06/01/2020 tarihinde tehditle görevinden zorla çıkartıldığını, haksız yere işinden olan müvekkil, bunun üzerine davacı şirket aleyhine işçilik alacaklarına ilişkin dava açtığını, işbu davayı açması sebebiyle sırf davada haksız çıkartılmak üzere ... ... A.Ş tarafından müvekkil hakkında mesnetsiz ve somut gerçekliğe aykırı iddialarda bulunulduğunu, müvekkilin içinde bulunduğu havacılık ve yer hizmetleri sektöründe müvekkil aleyhine olumsuz izlenim oluşturarak itibarının zedelenmesi, kazanç kaybı yaşaması amaçlandığını, nitekim müvekkil ... hakkında dava dilekçesinde ileri sürülen asılsız iddialar ile ilgili olarak ...Cumhuriyet Başsavcılığında ... soruşturma numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, gerekli tahkikatın yapılması akabinde suçun unsurlarının bulunmaması nedeniyle kesin olarak Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar verildiğini, davacı şirketin delil listesinde dayandığı deliller tek taraflı ikame edilebilecek sonradan düzenlenebilir evraklar olup, asılsız ve somut gerçeğe dayanmayan tüm delillere itiraz ettiklerini, davacı tarafın müvekkil hakkındaki iddiaları somut gerçekliğe uymamakta olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkil ile ilgili dava dilekçesi ve ekindeki evraklarla ileri sürülenler imza yetkisi bulunmayan müvekkil açısından maddi imkansızlık arz ettiğini, yukarıda izah edildiği üzere müvekkillerin davacıya, icra takibinde talep edilen şekilde ve tutarda herhangi bir borcu bulunmadığını, sayılan sebeplerle icra takibine itirazda haklı olan müvekkiller aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönündeki talep yerinde olmadığını, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, dava konusu ihtiyati tedbire esas bir hak olmayıp para alacağı olması nedeniyle tedbir konulmasının mümkün olmadığını, davacının iyiniyetli olmadığının açık olduğunu, İcra iflas kanununun 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasında alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davacı tarafça müvekkiller aleyhine haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibine geçildiğinin aşikar olduğunu, bu sebeple asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkiller lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasına, Ödeme emri-Takip Talebi, 20/03/2007 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi, ticari defterler, bilirkişi İncelemesi, tanık ve yemin delillerine dayanmışlardır. Davaya dayanak .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasında; ... tarafından borçlular ... ve ... aleyhine 545.668,30-USD alacağın tahsili için 22/03/2022 tarihinde ilamsız genel haciz yoluyla takibe girişildiği, borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçluların borca ve yetkiye itiraz edildiği anlaşılmaktadır. ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası celp edilmiş olup, soruşturma dosyasında ... nolu karar ile KYOK kararı verildiği, bunun üzerine şikayetçi vekilleri tarafından KYOK kararına itiraz edildiği, itirazın değerlendirilmek üzere Sulh Ceza Hakimliği'ne dosyanın gönderildiği, ...Sulh Ceza Hakimliği'nin ...D.İş sayılı numarası ile şikayetçi vekillerinin KYOK kararına yapılan itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Haksız fiilden kaynaklanan zararın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Eldeki dava, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davası olup, mahkemenin ... Karar sayılı ilamı ile mahkememizin aynı taraflara ilişkin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş olup, işbu dosyadan yapılan tefrik işlemi sonucunda yukarıdaki esas numarasına aldığı anlaşılmıştır. Davacı yan, davalının 20.03.2007 tarihinde yapılan "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" ile davacı şirkette şirkette çalışırken 06.01.2020 tarihinde istifa ettiğini, davalının iş akdine aykırı olarak kurduğu dava dışı ... A.Ş. vasıtasıyla fiktif işlemler yaparak davacı şirketin zararına sebebiyet verdiğini ileri sürerek icra takibi başlatmış, itiraz üzerine de eldeki davayı açmıştır. Davalı yan, 17.03.2022 tarihli icra takibinin açıklamasında her ne kadar haksız fiilin öğrenme tarihi olarak 17/03/2020 tarihi belirtilmişse de, davacının işçilik alacaklarına ilişkin .... İş Mahkemesinde ... Esas sayılı ile açılan davaya Davacı Şirket tarafından sunulan 13/08/2020 tarihli cevap dilekçesinde yapılan şikâyetler ve ihbarlar neticesinde, 03.01.2020 tarihinde ... Havalimanları Holding Yönetiminin aldığı karar ile gizli olarak başlatılan tahkikat kapsamında davalının kendisine tanınan yetkileri kötüye kullanarak kurmuş olduğu şirketlere muvazaalı şekilde para aktarımı gerçekleştirdiğinden bahisle savunma vermesi talep edildiğinden icra takibi ve akabinde açılan işbu davanın yasada belirlenen zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılmış olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. O halde haksız fiilden kaynaklanan somut olayda zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı öncelikli çekişme konusudur. Türk Borçlar Kanununun 72.maddesi; "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmünü içermektedir. Davacı yan cevaba cevap dilekçesinde; yargıtay içtihatları ve doktrinde kabul görmüş olan görüşe göre, haksız fiillerde zamanaşımının zararın niteliği ve diğer esaslı unsurlar hakkında yeterli bilgiye sahip olunduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, davalı tarafın iddia ettiği şekilde zamanaşımı süresinin 03.01.2010 tarihinde başlamasının mümkün olmadığın, zararı tam olarak dava açmadan evvel tanzim edilen uzman görüşü raporu ile öğrendiklerini belirtmiştir. Mahkememizce getirtilerek incelenen .... İş Mahkemesinde ... Esas sayılı dosyası kapsamında davacı ... ile davalı ...Ş. arasında görülen iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak davadasında tanık sıfatı ile dinlenen ... İşletmeleri tağını ... anlatımında özetle; "2020 yılı Ocak ayının ilk haftasında ben disiplin kurulunda raportör olarak çalıştığım için davacıdan sözlü savunma istendiğini ancak savunma yapmaktan imtina ettiği için yazılı savunma istenmesi ve savunma isteme yazısının hazırlanması görevi bana verildi. Davacı da yurt dışında danışmanlık hizmeti veren bir şirket kurması ve bu şirkete davalı şirketten para aktarılması ile ilgili yazılı olarak savunması istendi. Ben savunma isteme yazısını davacıya götürdüm. Odasına gittiğimde savunma isteme yazısını okumadı. Cevap vermeyeceğini söyledi. Kendisi istifa dilekçesi vererek iş yerinden ayrıldı. Bizde arkadaşlarımızla davacının savunma vermekten imtina ettiğini, istifa dilekçesi vererek ayrıldığına ilişkin tutanak tutarak yönetime bildirdik. Daha sonra konu hukuk birimi tarafından savcılığa intikal ettirildi. Suç duyurusunda bulunuldu. Belgeleri ile birlikte savcılığa iletildi diye biliyorum. Davacı ile ilgili şikayet dilekçeleri de dosyaya eklenmişti" şeklinde beyanda bulunduğu, bu anlatıma göre davacı şirketin çalışanı olup davalı şirketin sahibi olan dava dışı ...'ın yurt dışında danışmanlık şirketi kurarak şirketi zarara uğrattığını 2020 Ocak ayı itibariyle bildiği anlaşılmaktadır. Yine davacı yanın İstanbul C.Savcılığının ... Sor.Sayılı dosyası kapsamında bulunan 17.03.2020 tarihli şikayet dilekçesini göre; şikayete konu olayda şüphelilerin şikayetçi şirket ile imzaladıkları belirsiz iş sözleşmesinin 9. ve 10. maddesini açıkça ihlal ederek, müvekkil şirketteki iş akitleri ve imza yetkileri devam ederken, Türkiye'de ... İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş, Gürcistan'da ise ... Ltd ticari ünvanlı şirketleri kurmuş, işbu şirketlere, müvekkil şirketin kendilerine tanıdığı yetkilerle, muvazaalı şekilde para aktarımı gerçekleştirmiş oldukların belirttikleri anlaşılmaktadır. Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarında, zarar görenin salt zararın varlığını öğrenmesi yeterli kabul edilmekte; ayrıca zararın kapsam ve miktarının da öğrenilmiş olması, zamanaşımı süresinin başlaması yönünden bir koşul olarak aranmamaktadır: Bu kararlara göre, zararı öğrenme, zararın kapsamını öğrenme ile eş anlamda olmayıp, yalnızca, genel olarak ona neden olan işlem veya eylemin zararlı sonuçlarını öğrenme demektir. Herhangi bir eylemden doğan zararın tümü bir birlik teşkil eder, birbiriyle ilgisi olmayan bağımsız zararların bir toplamı olarak görünmez; dolayısıyla, zararın kapsam ve tutarının belli olmaması, zamanaşımının başlamasına engel oluşturmaz. başka bir ifadeyle, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamında olduğu vurgulanmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2002/13-1011 K. 2002/1047 T. 11.12.2002 kararı). Tüm yargılama dosyası kapsamı ile .... İş Mahkemesinde ... Esas sayılı dosyası ve ... C.Savcılığının ... Sor.Sayılı dosyası kapsamına göre; davacı yanın çalışanı olan dava dışı ...'ın davalı ... kurarak davacının zararına işlemler yaptığı hususunun, yani zararın ve tazminat yükümlüsü şirketin adı da zikredilmek suretiyle Ocak 2020 tarihi itibariyle davacı yanca bilindiği, icra takibinin başlatıldığı 17.03.2020 tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla; HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın zaman aşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85-TL harcın peşin alınan 97.037,69 -TL harçtan mahsubu ile bakiye 96.767,84 -TL harcın davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/10/2023 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır