İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/7 E. 2026/380 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/7
Karar No
2026/380
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/7 KARAR NO : 2026/380

DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/03/2024 KARAR TARİHİ : 15/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ...'in yukarı ---- adresinde faaliyet gösteren -----% 34 payına sahip kurucu ortağı olduğunu, şirketin % 38 payına sahip davalı ..., şirkette pay sahibi olduğu 1997 tarihinden itibaren müvekkili ile birlikte şirketin yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini münferit imza yetkisine sahip olarak 2018 tarihine kadar sürdürdüğünü, Eylül 2018 tarihinden itibaren davalılardan ...'in yönetim kurulu başkanı, ...'in ise yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığını, şirketin 2022 yılı faaliyet dönemine ait olağan genel kurul toplantısının 30/09/2023 tarihinde yapıldığını, ilgili toplantının 6 nolu gündem maddesine göre müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen davalılardan ... yönetim kurulu başkanlığına, diğer davalı ... ise yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süre ile seçildiklerini, müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen faaliyet raporu, bilanço ile kar ve zarar hesapları da oy çokluğu ile kabul edildiğini, yine müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen davalıların oy çokluğu ile ibra edildiklerini, ---- Şirketi, 21.01.1993 tarihinde ----- kurulduğunu, şirketin tek mal varlığının --- İlçesinde yer alan 36+2 adet villa olduğunu, şirketin tek faaliyeti ise söz konusu villalarda “-----” adı altında turizm amaçlı hizmet verdiğini, davalı ... ve ..., şirketin tek mal varlığı ve gelir kaynağı olan --- bulunan “ -----” isimli tesisinin işletmesini, genel kurulun izni, yönetim kurulunun da bir kararı olmadan şirketin muhasebecisinin yanında çalışan ve şirketi ele geçirmek için birlikte hareket ettiği ---- ve onun çocukları --- ve ----. Noterliğinde 27.19.2017 tarih ve ---- yevmiye numarasına kayıtlı “Düzenleme Şeklinde Vekaletname” düzenleyerek devretmiştir. Bütün bunlara ilave olarak bu kişilerle herhangi bir kira sözleşmesi de imzalamamış, yani şirkete ödenecek bir ücret de belirlememiştir. bütün bu işlemlerin neticesi olarak davalıların şirket yönetici oldukları tarihten itibaren şirket hiç bir gelir elde etmediğini, şirket bilançolarında ve finansal tablolarında, işletmeden gelen herhangi bir gelir bulunmadığını, davalı ...’in yönetim kurulu başkanı, ...’in de yönetim kurulu üyesi olduğu 2018 yılından sonraki tüm yıllara ait finansal tablolar ve kurumlar vergisi beyannameleri incelendiğinde, şirketin herhangi bir gelir elde etmediğini, davalılar tarafından yapılan devir sonrası dava konusu taşınmazı işleten kişiler, şirkete herhangi bir ödeme yapmadıklarını, elde ettikleri gelirin tamamını kendi zimmetlerinde tuttuklarını, özellikle pandemi döneminde 36+2 adet villadan herbiri ayrı ayrı kiraya verildiğini, internette yer alan rayiç tutarlara göre villaların her birinin aylık kira tutarı 80.000 TL ile 100.000 TL arasında değiştiğini, şirketin davalıların bu hukuka aykırı eylemi nedeniyle 2018 yılından bugüne kadar milyonlarca lira zarara uğratıldığını belirterek 03/01/2023 tarihinden sonra şirketin işletmesinin üçüncü kişiler tarafından işletilmesi neticesinde şirketin uğradığı zararın hesaplanması ve zararın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının birebir aynı vakıalara dayanarak ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyasından dava ikame ettiğini, davanın halen derdest olduğunu, aynı konuda aynı taraflar arasında aynı vakıalara dayalı iki ayrı davanın görülemeyeceğini, bunun usul ekonomisine ve hukuk güvenliğine aykırı olduğunu, şayet davacının öncekinden farklı yeni bir dava temeli, gelişen yeni bir olay ve farklı talep sonucu olduğunu iddia ediyor ise dava şartı olarak tekrar arabulucuya gitmesinin gerektiğini, davacının arabulucuya gitmediğini, dava konusu zarara sebep olduğu iddia edilen işlemlerin talimatını müvekkiline 20.05.2017 tarihli e-mail ile davacının kendisinin yönetim kurulu başkanı iken verdiğini, davacının yönetimde olduğu süre boyunca ortaklara aslı taşınmazın imar mevzuatına aykırılığı ile ilgili bilgilendirmede bulunmadığını, herhangi bir imar affı niteliğinde bir kanundan yararlanmayı gündeme getirmediğini, " burası kâr etmiyoruz,satalım "dan başka bir şey demediğini belirterek davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK KARAR Mahkememizce 11.09.2024 tarih ve ---- esas, ---- sayılı kararı ile arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF KALDIRMA KARARI ---- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesinin 21/02/2020 tarih ve ---- esas , ---- sayılı kararı ile ; Somut olayda, eldeki zorunlu arabuluculuğa tabi davanın 29/03/2024 tarihinde açıldığı, dava dilekçesine eldeki uyuşmazlıkla ilgili olmayan ancak taraflar arasında yapılan benzer uyuşmazlığa ilişkin 2022 tarihli bir adet arabuluculuk son tutanağının eklendiği, davalı tarafça bu hususun itiraz konusu yapılması üzerine mahkemece 10/07/2024 tarihli duruşmada davacı vekiline bu konuda beyanda bulunmak ve uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilince 17/07/2024 tarihli beyan dilekçesi ile 14/03/2024 tarihinde ---- Arabuluculuk bürosunun ----- başvuru numarası ile arabuluculuğa başvurduklarını, ancak davalı tarafça aynı konuda ikinci kez arabuluculuğa başvurulamayacağı gerekçesiyle itiraz edildiğini, arabulucu tarafından da dosyanın mükerrer başvuru gerekçesiyle büroya iade edildiğini, sulh hukuk hakimi denetiminden geçen dosyanın kapatıldığını, belirterek başvuru evrakı ile arabulucu tarafından düzenlenen adalet bakanlığı arabuluculuk daire başkanlığına yazılan yazı örneği sunulmuştur. Bu durumda davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuk için başvurunun yapıldığı ancak arabulucu tarafından mükerrer başvuru gerekçesiyle dosya kapatılarak anlaşamamaya ilişkin son tutanağın düzenlenmediği ve mahkemeye sunulamadığı anlaşılmaktadır.Davacı taraf somut uyuşmazlıkta arabuluculuk faaliyetine başvurmuştur. ----- numaralı başvuru formunun başvuru bilgileri kısmında herhangi bir ayrıntı ve somutlaştırma yapılmamdan "şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan (nisbi)" açıklaması bulunmaktadır. Arabulucunun adalet bankalığına yazdığı yazıya göre "tarafların yazılı beyanı doğrultusunda daha önce aynı taraf ve taleplerle arabuluculuk başvurusu yapıldığı", davacı beyanına göre ise davalının arubuluculuk faaliyeti aşamasındaki mükerrer arabulucluk itirazı üzerine arabulucluk dosyasının kapatıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça arabuluculuk faaliyeti üzerine verilen kapatma kararının sulh hukuk hakimi tarafından denetlendiği belirtilmiş ise de bu yönde verilmiş bir karar ibraz edilmemiştir. Dosyaya dava açılırken sunulan ve arabulcunun mükerrer başvuru olarak nitelediği---- başvuru numaralı arabuluculuk son tutanağının "arabuluculuk konusu uyuşmazlık" kısmında ---- ile ilgili şirket yöneticilerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebidir.' şeklinde belirlendiği görülmektedir. Davacı taraf arabulucunun mükerrerliğe dayanak yaptığı 2022/13028 numaralı başvurunun davalıların 2021 faaliyet yılında şirketi uğrattıkları zarara ilişkin olduğunu, eldeki uyuşmazlığın ise yöneticilerin 2022 faaliyet döneminde şirketi uğrattıkları zarar nedeniyle açıldığını, mükerrer talep bulunmadığını iddia etmektedir.Şirket yöneticilerin sorumluluğunu doğuran eylemler davacı tarafça bu şekilde beyan edilmiş olması karşısında mükerrer /derdest talep bulunup bulunmadığı hususları mahkemenin yapacağı bir değerlendirme ile belirlenecek hususlardır. Bu hususta arabulucunun mükerrer talep bulunduğu gerekçesiyle dosyayı kapatmış olması, dava tarihi öncesi arabuluculuk son tutanağının düzenlenmemiş olması gerekçesiyle dava şartının yerine getirilmediğini kabul etmek ilgili yasa metinlerinin amaçtan ziyade lafzi yoruma tabi tutarak davacının yargıya erişim hakkına engeller mahiyette olduğu ve hak aramasını aşırı derecede zorlaştıracağı ve hakkın özüne zarar verecek nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Nitekim Yargıtay --- Hukuk Dairesinin -----sayılı, arabulucunun taraflara ulaşma ve toplantıya davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmeden faaliyeti sonlandırması halinde arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş sayılacağına dair içtihadı ve Anayasa Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli ---- Esas, ----- Karar sayılı kararında "arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun, kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetinin özüne dokunduğunun söylenemeyeceği' yönündeki görüşleri de bu sonucu destekler niteliktedir. Bu durumda dava şartı arabuluculuğun yerine getirildiğinin kabulü ile davanın esasına yönelik inceleme yapmak gerekir iken dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir" denilmek suretiyle mahkememiz dosyasına iade etmiştir. Celp edilen --- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---esas sayılı dosyasının incelenmesinde; mahkememizin ----- esas sayılı dosyası ile tarafların ve dava konusunun aynı olduğu, ---- esas sayılı dosyasında dava tarihinin 03/01/2023 , mahkememizdeki dava dosyasının dava tarihinin 29/03/2024 olduğu, iş bu dava dosyası ile ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu anlaşılmıştır.HMK 166.maddesi uyarınca; aynı yargı çevresi içinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davalar arasında bağlantı var sayılır.Tüm dosya kapsamına göre, Mahkememizin ---- esas sayılı dava dosyası ile --- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- esas sayılı dava dosyası arasında HMK'nun 166. maddesinde ön görülen hukuki bağlantının bulunduğu, birleştirme koşullarının gerçekleştiği belirlendiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda belirtildiği gibi, Mahkememiz iş bu dava dosyasının ---. Asliye Ticaret Mahkemesinin -----esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, Kararın yazılıp ilgili mahkemeye dosyanın gönderilmesine, Dair davacı vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin yüzüne karşı esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/7, K. 2026/380, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-7-e-2026-380-k-22634963a149