İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/62 E. 2026/830 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/62
- Karar No
- 2026/830
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/62 Esas KARAR NO : 2026/830
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/01/2026 KARAR TARİHİ : 13/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davalının borcu bulunmadığı iddiasıyla takibe haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz ettiğini, müvekkil şirketin otomotiv sektöründe faaliyet göstererek davalı şirketin sigortalı müşterilerinin araçlarının hasar onarım ve yedek parça değişim işlemlerini gerçekleştirdiğini, tamir sürecinin davalının yönlendirmesi ve onayıyla yürütüldüğünü, exper raporları doğrultusunda işlemlerin tamamlanarak araçların teslim edildiğini, ödeme talimatlarına rağmen kesilen faturaların bedellerinin ödenmediğini, ticari defter kayıtları ve faturaların alacaklı olunduğunu kanıtladığını, davalının itirazının süreci sürüncemede bırakma amacı taşıdığını, bu nedenle .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı icra dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, davalının asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. sayılı dosyası kapsamında başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, müvekkil sigorta şirketinin davacıya olan borcunun tamamını ifa ettiğini, bu sebeple davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.02.2013 tarihli ve 2012 / 19-780 Karar: 2013 / 258 sayılı kararı uyarınca borcun tamamının ödenmesi halinde davanın reddinin gerekeceğini, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 09.04.2025 tarihli ve 1038 sayılı kararı ile müvekkil şirketin yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırıldığını, ödemelerin kamu otoritesi denetimine bağlandığını, bu nedenle müvekkil şirketin ödemeler konusunda karar alma yetkisinin bulunmadığını, davaya sebebiyet vermediklerini, müvekkil şirketin herhangi bir temerrüdü bulunmadığından faiz sorumluluğunun olmadığını, aksi kanaatte olunması durumunda dahi ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, Yargıtay 11. HD. 30.03.2000 tarihli ve 1631-2504 sayılı kararı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/17969 E. ve 2019/7170 K. sayılı 10/06/2019 tarihli kararı uyarınca temerrüt tarihinin açıkça saptanması gerektiğini, gerçek zararın tespiti için uzman bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddini, davacı aleyhine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı tarafın davalının sigortalısı olan araçlara vermiş olduğu onarım hizmetinden kaynaklı davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; Davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine 336.811,26 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış olan .... İcra müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın 165.735,04 TL asıl alacak üzerinden iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Yargılama esnasında tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden tarafların ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile 1 mali müşavir bilirkişisinden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle; Davacı şirkete ait 2025 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile elektronik ortamda tutulduğu, defter yüklemelerinin zamanında yapıldığı, dönem beratlarının alındığı, envanter defteri noter açılış tasdikinin süresinde yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenlerle davacı şirkete ait 2025 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davalı şirkete ait 2025 Yılında ticari defterlerin TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile elektronik ortamda tutulduğu, defter yüklemelerinin zamanında yapıldığı, dönem beratlarının alındığı, envanter defteri noter açılış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenlerle davalı şirkete ait 2025 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacının cari hesap alacağına ilişkin faturaların; davalı şirket adına ya da davalı şirketin sigortalılarına düzenlenen 2025 yılına ait 7 adet KDV dahil, 344.753,86.-TL, tutarında faturadan ibaret olduğu, faturaların e-arşiv ve e-ticari fatura olduğu ve gerek sigorta şirketine gerek sigorta şirketinin sigortalılarının e-mail adreslerine tebliğ ve teslim edildiği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre: ödeme emri tarihinden itibaren davacı şirketin, davalı şirketin sigortalılarına vermiş olduğu hizmetten dolayı davalı şirketten 344.753,86-TL alacaklı olduğu, takibin ise 336.811,26.-TL üzerinden başlatıldığı, Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre: davalı sigorta şirketinin davacı şirkete ait hesaplarını 328 Ana Hesap Kodu ile DİĞER ESAS FAALİYETLERDEN BORÇLAR ana hesap adı altında 328.01.1.121.01.55418234 hesap koduyla takip ettiği ve mizan verilerine göre davalı sigorta şirketinin davacı şirkete ödeme emri tarihinden itibaren davalı şirketin, davacı şirkete 364.527,42.-TL borçlu olduğu, davalı şirket aleyhine başlatılan takibin ise 336.811,26.-TL üzerinden başlatıldığı, Davalı şirket vekili tarafından, .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın, 25.04.2025 takip tarihi itibariyle 336.811,26.-TL asıl alacak üzerinden iptal edilmesi, takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacağı uygulanacak reeskont avans faizi ile birlikte tahsil talebi ve icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olduğu, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Mahkememizin 13/10/2026 tarihli duruşmasında davacı vekilinin "İşbu davada harca esas değer 165.735,04 TL'dir. Dava dilekçemizi tekrar ederiz, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davamızın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan tüm faturaların davalı tarafından defterlerine işlendiği ve iade faturalarının düzenlenmemiş olduğu anlaşılmakla defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş olup bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış, davalının aksini ispatlayamadığı, nitekim davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan 19/05/2026 tarihli beyan dilekçesindeki "Delil dilekçesi ekinde sunulan faturalar incelenmiş olup; ... nolu dosya için ödeme günü verilmiş olup henüz ödeme yapılmamıştır. ... nolu dosya için ödeme günü verilmiş olup henüz ödeme yapılmamıştır. ... nolu dosya için ödeme günü verilmiş olup henüz ödeme yapılmamıştır. " şeklindeki beyanları da göz önünde bulundurulduğunda davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmakla davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle davaya konu edilmiş olan ve mahkememizce kabulüne karar verilen icra dosyasında asıl alacak tutarı olan asıl alacak tutarı olan 165.735,04 TL 'nin %20'si oranında olan 33.147,01 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin 165.735,04 TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 165.735,04 TL 'nin %20'si oranında olan 33.147,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 11.321,36-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 1.146,29-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 10.175,07-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken başlangıçta peşin olarak yatırılmış olan 1.146,29-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 836,00-TL ( başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 690,00 TL, bilirkişi ücreti: 9.000,00-TL olmak üzere toplam: 10.526,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/10/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır