İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/527 E. 2026/452 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/527
Karar No
2026/452
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/527 Esas KARAR NO : 2026/452

DAVA : Ticari Ünvanın Korunması DAVA TARİHİ : 16/06/2026 KARAR TARİHİ : 17/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan dosya üzeri incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 16/06/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; davanın kabulüne, müvekkili şirkete ait ticaret unvanı ve marka hakkına tecavüz edildiğinin tespitine, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının icaret unvanında yer alan “...” ibaresinin kullanımının men’ine, davalı ticaret unvanının iltibası ortadan kaldıracak şekilde değiştirilmesine ve bu değişikliğin ticaret siciline tescil ve ilanına, davalının “...” ibaresini internet sitesi, tabela, fatura, teklif, antetli evrak, reklam ve diğer tüm ticari materyallerde kullanmasının durdurulmasına, “...” ibaresini içeren ve davalının zilyetliğinde bulunan reklam, tanıtım ve ticari materyallerin üzerindeki ibarenin kaldırılmasına; HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir talebimizin kabulü ile dava sonuna kadar davalının “...” ibaresini ticaret unvanında ve ticari faaliyetlerinde kullanmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticari unvanın korunması davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 29/1(a) maddesine göre, “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak”, 29/1(b) maddesine göre “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek”, 29/1(c) maddesine göre “Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak” marka hakkına tecavüz sayılan fillerdendir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 7/2(a) maddesine göre, “Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması”, 7/2(b) maddesine göre “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması”, 7/2(c) maddesine göre “Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması” fiilleri marka sahibinin talebi üzerine önlenebilir. Aynı maddenin beşinci fıkrası kapsamında ise belli şartlar altında başkasına ait markanın kullanılabileceğini yönünde istisnai bir hüküm bulunmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 7/5 maddesi aynen “Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi, b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması, c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması” hükmünü amirdir. Buna göre, 3. kişilerin dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde markayı 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanununun 7/5 maddesine göre mal ve hizmetlere ilişkin açıklamalar kapsamında kullanması marka hakkına tecavüz teşkil etmemektedir. Emsal Yargıtay 11.HD'sinin ... Esas,... Karar ve 23.02.2009 tarihli ilamında; "...1-Davacı vekili, yukarıda yapılan özetten de açıkça anlaşılacağı üzere dava dilekçesinde, davalının müvekkili şirket adına tescilli markayı ve ticari unvanı kullanmasının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalının tescil ettirdiği unvanın terkini,haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını ve önlenmesini talep ve dava etmiştir. Diğer bir anlatımla, davacı, talebini genel korumaya ilişkin TTK hükümlerine göre oluşturmuş ise de,aynı zamanda marka hakkına ilişkin hükümlere dayalı maddi vakıalara da dayanmış olup, özel korumaya ilişkin 556 sayılı KHK hükümlerinin de tartışılması gereklidir. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. maddesi marka tescilinden doğan hakların kapsamını, 61.maddesi ise marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri düzenlemiştir. Davacının iddiasını bu kapsamda da ele alan mahkeme,davanın marka hakkına dayalı olarak da açılmış bir dava olmasına dikkat ederek ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin de tartışılmasını gerekli görerek sonuca gitmiş olup, 556 sayılı KHK'nin göreve ilişkin 71 nci maddesi uyarınca, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğunu gözden kaçırarak, esasa girip, yazılı şekilde hükme varmıştır. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerekmektedir. Kararı temyiz edilen Ticaret Mahkemesi ile özel mahkeme olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir.Bu nedenle, mahkemece dosyanın o yerdeki Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olarak davalara bakmakla görevlendirilen mahkemede görülebilmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilip karar verilmesi doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. Somut davada da emsal ilamda belirtildiği gibi, davacı talebini genel hukuki korumaya ilişkin TTK hükümlerine dayandırmış ise de aynı zamanda marka hakkına ilişkin hükümlere dayalı olarak da talepte bulunmuştur. Bu talebini, dava dilekçesinin netice ve talep bölümünde açıkça ifade etmiştir. Açıklanan nedenlerle ve özellikle emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla (İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 20/10/2022 Tarih, ...Esas ve... Karar, İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin 22/09/2022 Tarih, ...Esas ve ... Karar, İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin 03/06/2021 Tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı kararları) davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-Harç, vekâlet ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine, 4-Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/06/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/527, K. 2026/452, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-527-e-2026-452-k-f0fe4f56f9c9