İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/38 E. 2026/296 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/38
- Karar No
- 2026/296
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/395 KARAR NO : 2026/224
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/06/2024 KARAR TARİHİ : 10/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Av. ---- vekil olduğu başka bir icra dosyasında dava dışı ---- karşı takip başlatıldığını, akabinde alacaklı tarafça müvekkili ------ ortağı ve sahibi olduğu müvekkil şirketin adresine 16.11.2023 tarihinde hacze gelindiğini, haciz mahaline gelindiğinde müvekkilinin borcunun ve hacze muvafakatinin olmadığını bildirdiğini, bunun üzerine borçlu ----- müvekkilinin iş yerindeki malların kendisine ait olduğunu ve bu iş yerini müvekkiline devrettiğini ancak aralarında bir sözleşme olmadığını belirttiğini, davalı ---- bu iş yerinin daha önce ---- ait olduğunu ve 26.01.2023'te haczedilen malların tespitinin yapılması ile ek haciz talebinde bulunduğunu, müvekkilinin iş yerini kendi şirketi adına mal sahibinden boş olarak kiralayıp iş yeri açma ruhsatı ile tekel bayi olarak işletmeye başladığını ve borçluyla hiçbir ilgisi olmadığını belirttiğini, kira kontratı ve vergi levhasını haciz memuruna ibraz ettiği halde hukuka aykırı şekilde müvekkilinin iş yerinde 26.01.2023'te haczedildiği ileri sürülen mallar ile birlikte 16.11.2023'te müvekkili tarafından fatura ile alındığı bilinen malların da haciz işlemi yapılarak müvekkiline yediemin olarak bırakıldığını, müvekkilinin istihkak iddiası üzerine İcra Hukuk Mahkemesi tarafından mahcuz malların üçüncü kişinin yedinde olsa bile borçluya ait olduğu karinesi ile istihkak talebinin dosya üzerinden reddedildiğini, kararın tebliğ edilmediğini, mahkeme kaleminde dosya incelendiğinde istihkak talebinin reddedildiğinin ve takibin devamına karar verildiğinin öğrenildiğini, daha sonra tekrar 05.02.2024 tarihinde iş yerine hacze gelinerek müvekkilleri üzerinde cebri icra baskısı kurulduğunu, müvekkilinin iş yerini mal sahibinden 15.07.2023'te boş olarak kiralayarak 19.07.2023'te iş yeri ruhsatı için ------ Belediyesi'ne başvurduğunu, 10.10.2023'te iş yeri ruhsatını aldığını, müvekkillerinin borçlu------ile bu iş yerini devir almak yönünde hiçbir anlaşması olmadığını ve kendisini tanımadıklarını, borçlu ile müvekkil şirket arasında hukuki veya organik hiçbir bağlantı bulunmadığını, dava dışı asıl borçlu----- tahliye kararı ile icra marifeti ile tahliye edildiğini, borçlunun müvekkilinin iş yerinin daha önceki kiracısı olması nedeniyle tahliye edilmesi üzerine müvekkilinin burayı 15.07.2023'te mal sahibi ----- kiraladığını, iş yerinin vergi açılışının 19.07.2023'te yapılmış olduğunu, şirketin adresinde 16.11.2023'te ek haciz ile haczedilen ve daha önceki borçlunun kiracı olarak bulunduğu 23.01.2023'te haczedilip haciz tutanağıyla tutanak altına alınan malların müvekkili tarafından fatura ile alınmış mallar olduğunu, borçlu ----- daha öncesinde şirketin faaliyet gösterdiği adreste aynı işi yapıyor olması nedeniyle haczedilen malların haciz tutanağında tespitine ilişkin haciz ve ek haczi kabul etmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin fatura tarihlerine göre maliki olduğu malların haciz mahalline haciz esnasında gelen borçlunun beyanı ile haczedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, haciz işlemini yapan icra memurunun borçlunun beyanı ile müvekkil şirketin mallarını haczetmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacaklı tarafın da kötü niyetli ve haksız olarak işlem yaptığını, tüm bu nedenlerle müvekkillerinin üzerinde cebri icra tehdidi kurulduğunu, takip dayanağı bononun müvekkillerinden haciz ve muhafaza baskısı altında irade sakatlığı ile alındığını ve bu bonoyla davayı açma sebebi olan takibin başlatıldığını, takip konusu bononun teminat senedi mahiyetinde olduğunu ve bunun ekte sunulan protokolden anlaşıldığını, teminat senetlerinin doğrudan icra takibine konu edilemeyeceğinden takibin iptali gerekti takip dayanağı senedin lehtarının diğer dosyada alacaklı vekili olan ---- olduğunu, ---- senedi ---- ciro ettiğini, müvekkillerinin aleyhinde başlatılan icra takibinde alacaklı vekilinin yine ------- olduğunu, her iki davalının da baro levhasındaki adreslerinin aynı olduğunu ve birlikte çalıştıklarının aşikar olduğunu, müvekkiller ile bononun lehtarı ------ arasında herhangi bir ticari veya alacak borç ilişkisi bulunmadığını belirterek; müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, toplam 251.053,08 TL alacak ve tüm ferileri yönünden icra marifeti ile tahsil edilen 152.401,72 TL yönünden istirdat davası açma hakkı saklı kalmak kaydı ile davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı yanın açıkça kötü niyetli olarak alacağının devamına ilişkin beyanı gözetilerek davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların dava dilekçesinde; müvekkilinin kötü niyetli olduğunu, hile ve ikrah ile senet alındığını ve dava dışı borçlu ile ortak hareket ettiğini ima ettiği birtakım soyut açıklamalarda bulunduğunu, müvekkilinin davaya konu icra takibinde alacaklı sıfatı ve herhangi bir taraf sıfatı dahi bulunmadığını, bu nedenle müvekkiline yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi gereği anılan iddiaların yalnızca yazılı delille ispatlanabilir olduğunu, beyanlar ve sunulan evraklar incelendiğinde ispata yarar herhangi bir delilin var olmadığını, senedin haciz mahalinde davaya konu icra dosyası borçluları olan davacıların vekili nezaretinde ve onayı ile tahsil edilmek üzere düzenlendiğini ve teslim edildiğini, kira sözleşmesinin her zaman düzenlenebilecek bir belge olup istihkak iddiasını ispata yeterli bir delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava dışı borçlu ile davacıların aynı sektörde iş yapmalarının, 16.11.2023'te borçlunun haciz mahallinde hazır bulunmasının istihkak iddialarının mesnetsiz olduğunu gösterdiğini, ---- İcra Hukuk Mahkemesi ------. sayılı gerekçeli karar incelendiğinde kesin olarak takibin devamına karar verildiğini, borçlunun haciz mahallinde hazır bulunduğunu, 26.01.2023'te haczedilen malların büyük bir kısmının da haciz mahallinde bulunduğunu, dava dışı borçlunun adresten tahliye edildiği kabul edilecek olsa dahi istihkak iddiasında bulunulan haciz işleminde 26.01.2023'te haczedilen mallara ve aynı zamanda borçlunun bizzat kendisine rastlanmasının bile istihkak iddiasının yerinde olmadığını gösterdiğini, verilen senedi ödemede güçlük çeken ve kazanç sağlamak arzusunda olan davacı tarafın işbu haksız ve mesnetsiz davayı açtığını, haczin akabinde verilen takibin devamı kararının hukuka ve usule uygun olduğunu belirterek; davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaate ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ------ vekili 16.07.2024 havale tarihli dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bonoyu ciro yolu ile iktisap eden iyi niyetli yetkili hamil olduğunu, dolayısıyla dava dilekçesinde belirtilen hususların iyi niyetli üçüncü şahıs konumundaki müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, dava dilekçesinin ekindeki evraklardan olan senet teslim makbuzundan da anlaşılacağı üzere kambiyo senedinin birtakım dosyaların tahsiline istinaden davacılar vekili nezaretinde hiçbir cebir, baskı, tehdit, hile ve ikrah olmadan düzenlenip lehtara teslim edildiğini ve anılan takiplerdeki borçlara mahsup edileceğini, davacı tarafın beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi gereği anılan iddiaların yalnızca yazılı delille ispatlanabileceğini belirterek; davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, icra tehdidi altında senet verildiği iddiası ile borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; "Davacı şirket ile dava dışı şirket ---- arasında ------adresindeki dükkân için 15.07.2023 tarihinde başlamak üzere kira sözleşmesi akdedildiği, davacı şirketin 19.07.2023 tarihinde faaliyetine başladığı, dava dışı ---- dava dışı mülk sahibi------tarafından açılan ---- İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasında verilen ----- sayılı ilam ile 30.03.2023 tarihinde tahliye edildiği, dava dışı ----- dava dışı ----- mülkünü boş olarak teslim ettiğine ilişkin bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, davacı şirketi ile ------- arasında akdedilen kira sözleşmesinde, kiralananın eşyalı ya da içindeki mallarla birlikte davacı şirkete kiralandığına ilişkin bir düzenlenmeye rastlanmadığı, davacı ve dava dışı ----- incelemeye iştirak etmediği ve delil de sunmadığından incelemenin yapılamadığı, davalılara borçlu olup olmadığının incelenemediği, dava dışı ------- ile arasında bir ticari ilişki olup olmadığının belirlenemediği," şeklinde rapor sunulmuştur. Taraflar tanık deliline dayandığından gösterilen tanıklar dinlenmiştir. Tanık ---- 23.12.2025 tarihli duruşmada beyanında; "Davacı ------ benim eşim olur, dükkanı ilk haciz günü olan tarihte sabah erken saatlerde eşim ile birlikte açtık iki erkek bir bayan icra için geldiklerini söylediler, bizde kendilerine icralık bir olay olmadığını söyleyip, kira sözleşmesini ve ilk malları alış tarihimizi gösterdik, bunun üzerine gittiler, bir buçuk iki ay sonra geri geldiler biz yine kedilerine borç ile ilgimiz olmadığını söyledik, dükkan sahibimizi arayıp hoporlöre alıp konuştuk, konuşmaları haciz için gelenler de dinledi, ev sahibi kendilerine önceki kiracıyı kirasını ödememesi sebebi ile mahkeme kararı ile tahliye ettirdiğini söyledi ve tahliye kararını eşimin telefonuna attık, bizde memurlara bunu gösterdik, daha önce hacze gelen memur işyerimize daha önceden hacze geldiğini o zaman çok az mal olduğunu söyledi, ancak yanındaki erkek kendisine kızdı, biz hacze gelenlere almış olduğumuz malların faturasını evraklarını göstermek istedik ancak incelemediler, haciz esnasında cezaevinden yeni çıkmış olan İsa da geldi, hacze gelen kişiler eşime protokol imzalamasını bir problem olmayacağını söylediler bizim avukatımız da haciz sırasında hazırdı eşim protokol ve senedi imzaladı, avukatımızın bir şey söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum, ------- ile de ben haciz esnasında konuştuğumuzda kendisine beni tanıyıp tanımadığını söyledim, o da tanımadığını söyledi beni tanımıyor isen işyerini bize nasıl devir ettin dedim, o da bu daha volum 1 daha devamı gelecek şeklinde beyanda bulundu dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. 27.05.2025 tarihli duruşmada tanık ---- beyanında; " Ben davacı ------ dava konusu olayın gerçekleştiği dönemdeki avukatı idim, kendisi iş yerine haciz için gelindiğini beyan ederek beni çağırdı, ben de iş yerine gittim, iş yerinde muhafaza yapılmak isteniyordu, karşı tarafın asıl avukatı, haciz mahallinde bulunmuyordu, yetki belgesi ile bir avukat gelmişti, biz bu esnada daha önce yapılan haciz ile ilgili istihkak iddiamızın kabul edilmemesi sebebi ile istihkak davamızı açmaya hazırlanıyorduk, süreç bu şekilde devam ederken ikinci kez muhafazalı haciz yapılmak istendi, müvekkil ana borcun tarafı değildi, istihkak iddiasında bulunan taraf idi, iş yerinde muhafazalı haciz yapılmak üzere idi, ben bu esnada karşı tarafın esas avukatı ile telefonla görüştüm, kendisi nakit para ödenmez ise veya senet verilmez ise muhafaza yapılacağını söyledi, müvekkilim zor durumda kaldı, haciz baskısı ile senet verdi, ben de bir protokol yapılmasını istedim, senet verilirken birde protokol düzenlendi, protokolde detaylar yer aldı, müvekkilim sorumlu olmadığı bir borç için protokole dahil edildi, protokolde benimde imzam vardır, protokol ve senet verildikten sonra muhafaza işlemi durdu, muhafaza işlemi durması için senet verildi istihkak iddiası ile dosyada vekilliğim duruyor ancak ------ bey bu olay ile ilgili diğer vekiller ile daha aktif çalışıyor ben daha kenarda kaldım dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Açıklamalar ışığında borçlu olmadığını tespit hususunda iş bu dosyada ispat yükü davacı taraf üzerindedir. İİK.'nun 72/1.maddesi hükmüne göre borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için tespit davası açabilir. İİK'nun 72. maddesine göre açılacak menfi tespit davalarının takip alacaklısına karşı yöneltilmesi gerekir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası, takip borçlusu tarafından takip alacaklısına karşı açılır-----dava konusu çekin takibe konu edildiği ---- İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı dosyasında takip alacaklısının davalı -----, borçluların ise davacılar olduğu, davalı ---- takipte sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından davalı ----- yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.TTK'nın 792. Maddesine göre, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. Dava konusu çekteki ciro silsilesi görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder niteliktedir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir. Somut olayda davacı -----. İcra Müdürlüğünün ----Sayılı dosyasında takip alacaklısının davalı ------, borçluların ise davacılar olduğu, davacı vekilinin ise davalı ----- olduğu, her iki davalının adresinin aynı olduğu iddialarına dayandığı, davacının bu iddialarının davalı ------- senedi kötüniyetli olarak ele geçirdiği ispata elverişli olmadığı anlaşılmıştır.Kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür.İspat yükü üzerinde olan davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşıldığından davacı tarafa yemin de hatırlatılmış ise de davacı yemin metni sunmamıştır. Davacılar tarafından davalı ---- kötüniyetli olduğu ispat edilemediği kanaati ile davanın davalı ----- yönünden de reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ---- yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Davalı ------- yönünden davanın REDDİNE, 3-Karar harcı 732,00-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.397,80-TL harcın mahsubu ile artan 2.665,80-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı ------ kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı ------ kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.