İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/22 E. 2026/23 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/22
Karar No
2026/23
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/22 Esas KARAR NO : 2026/23

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/01/2026 KARAR TARİHİ : 15/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili 09/01/2026 tarihli dava dilekçesi ile; davalı tarafından, müvekkili şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takip dayanağı belgenin ...OF/TRABZON Şubesine ait ... seri no'lu 750.000,00 TL'lık 16.07.2025 keşide tarihli çek olup yapılan tebligat neticesinde müvekkili aleyhine takip başlatıldığının öğrenildiğini, müvekkili şirket tarafından başlatılan takibe karşı İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasıyla imzaya itiraz davası açıldığını, dosyanın derdest olduğunu, ayrıca İstanbul ... İcra Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasıyla da müvekkili şirket hakkında şikayette bulunulduğunu, bu sebeple dava konusu çekte müvekkilinin keşideci durumunda olup keşideci imzasının kendisine ait olmadığını iddia etmek suretiyle davalı elindeki bu çekten dolayı borçlu olmadığının tesbitini istediğini, müvekkili şirket yetkililerinin, çek üzerinde bulunan imzanın şirket yetkililerine ait olmadığını tespit ettiklerini, müvekkilinin muhasebe, banka ve defter kayıtlarında bu çekin keşide edildiğine, devredildiğine veya tedavüle çıkarıldığına dair hiçbir kayıt bulunmadığını, çekin davacı şirketin bilgisi ve iradesi dışında düzenlendiğini, müvekkili şirketin keşide tarihinde ... tarafından temsil edildiğini, çekin üzerinde keşideci olarak görünen müvekkili şirket ile lehtar arasında herhangi bir ticari, hukuki veya borç ilişkisi bulunmadığını, aralarında hiçbir mal veya hizmet alım-satımı, cari hesap ilişkisi, sözleşme ya da borç doğuran işlem mevcut olmadığını, dolayısıyla çekin herhangi bir temel borç ilişkisine dayanmadan, tamamen muvazaalı ve haksız biçimde düzenlenmiş bir belge olduğunu, bu hususlarla ilgili ...Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, konuya ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... E. Numarasıyla soruşturma yürütüldüğünü, yetkili hamil olduğu iddiasındaki... Şirketinin alacağını fatura ile tevsik etmediğini, kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı davranan Faktoring şirketinin alacak iddiasında bulunamayacağını, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketler Kanunu'nun 9. Maddesinde faktoring şirketlerinin yapamayacağı işlemlerin hükme bağlandığını, anılan Kanun'un 9/2. Maddesine göre; "Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz." düzenlemesi yer aldığını, 04/02/2015 tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/1. maddesinde ise; "Faturalı alacağa istinaden kambiyo senedi veya diğer senetlerin alınması halinde, alınan kambiyo senedi veya diğer senetteki ciro silsilesinde kuruluşa kambiyo senedi veya diğer senedi ciro edip veren kişinin, devralınan faturada alacaklı olarak gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın veya keşidecinin de faturadaki borçlu ile aynı kişi olması gerekir. Fatura ile kambiyo senedi veya diğer senetteki tutarın uyumlu olmasına dikkat edilir. Kuruluş tarafından kullanılan faktoring programları bu uyumu gözetecek ve uyumsuzluk söz konusu olduğunda işlem yapılmasına olanak vermeyecek şekilde yapılandırılır." şeklinde düzenleme getirilmiş olup buna göre faktoring şirketlerinin 6361 sayılı Yasanın 9/2. Maddesine ve yukarıda sözü edilen yönetmeliğin 8/1. maddesi hükümlerine uygun olarak temlik almadıkları kambiyo senetlerinde yetkili hamil olamayacaklarının anlaşıldığını, çekin arka yüzü incelendiğinde, ciro zincirinde açık bir kopukluk olduğunun görüldüğünü, ciro silsilesinin kesintisiz olmadığını, devrin doğal ve hukuken geçerli bir şekilde gerçekleşmediğinin anlaşıldığını, kambiyo senetlerinin geçerliliği için TTK m.776 ve devamı maddelerinde belirtilen şartların birlikte bulunması gerektiğini, somut olayda; çekteki imza sahte, ciro silsilesi kopuk, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki mevcut olmadığını, bu üç unsurun yokluğunun çekin kambiyo senedi vasfını tamamen ortadan kaldırdığını belirterek müvekkili şirketin, davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine, takip konusu çekin sahte imzalı, muvazaalı ciro zincirli ve ilişkisiz taraflar arasında düzenlendiğinin tespitine, bu suretle söz konusu çekin kambiyo senedi vasfını kaybettiğinin belirlenmesine, davalının takip nedeniyle uğradığı zararları karşılamak için takip konusu alacağın yüzde yirmiden az olmamak üzere haksız takip (kötüniyet) tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davaya konu edilen ... Of/Trabzon Şubesine ait ... seri no'lu, 16/07/2025 keşide tarihli, 750.000,00 TL bedelli çekteki keşideci imzasının davacı şirket yetkililerine ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığının 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı ile; "26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir. Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davaları olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7)20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına), Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine" karar verilmiş ve verilen karar 30/11/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İstanbul Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2023/301 Esas 2023/1320 Karar Sayılı Kararında ".... Davalı şirket faktoring şirketi olup dava konusu çek de faktoring işlemine konu edilmiş olup, HMK'nın 266.maddesinde, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hallerde hakimin bilirkişi oy görüşünün alınmasına karar verceği hüküm altına alınmıştır bu durumda TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine nazanmasına karar verceği hüküm altına alınmıştır bu durumda TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine nazaran faktoring işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken gerek 6361 sayılı finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri kanunu ile buna ilişkin yönetmelik ile BDDK genelgeleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılıp faktoring şirketlerinin sorumluluğunda bulunduğu gözetilerek, bir tacir olarak basiretli davranması gereken davalının dava konusu çeki iktisabında ağır kusurlu olup olmadığı, çek bedelinin istirdadı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda tarafların ticari defter kayıtları da incelenerek alanında uzman bilirkişi veya bilirkişiler aracığıyla biirkişi inccelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde kara verilmesi doğru olmamıştır...." yönünde karar vermiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2023/301 Esas, 2023/130 Karar sayılı ilamı) Eldeki davada; davalı şirketin bir faktoring şirketi olması, davacı vekilinin dava dilekçesinde 6361 sayılı yasadan kaynaklı iddialarda bulunduğu hususları göz önünde bulundurularak uyuşmazlığın çözümünde 6361 sayılı yasa hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği, yukarıda ifade edilen içtihat ile HSK 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı Kararı gereğince davaya bakmala görevli olan İstanbul 6., 7., 8. veya 9. Asliye Ticaret mahkemelerine dosyanın gönderilmesi gerektiğinden HMK'nın 138. Maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde açıklanan nedenlerle mahkememize tevzi olan işbu davanın esasının kapatılmasına, dosyanın davaya bakmakla görevli İstanbul 6., 7., 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davaya bakmakla görevli mahkemelerin İstanbul 6, 7, 8, 9 nolu Ticaret Mahkemelerine ait olduğu görülmekle dosyanın İstanbul 6., 7., 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE, 2-Esasın bu şekilde KAPATILMASINA, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın mahiyeti gereği KESİN olmak üzere karar verildi. 15/01/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/22, K. 2026/23, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-16-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-22-e-2026-23-k-c659cca05418