İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1487 E. 2026/938 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1487
- Karar No
- 2026/938
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/1487 Esas KARAR NO : 2026/938
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 25/08/2025 KARAR TARİHİ : 21/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/09/2023 tarihinde ... ve ilçelerinde meydana gelen kuvvetli yağış ve sel neticesinde davacı şirket tarafından ... hasar dosya ve ... no.lu kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... ŞTİ'e ait ... plakalı aracın hasar tazmini 01/11/2023 tarihinde sovtaj bedelinin mahsundan sonra 1.888.000,00-TL nin sigortalı şirkete ödendiğini, meydana gelen zararın sadece doğan afetten kaynaklanmayıp birden çok faktörün bir araya gelmesi ile oluşması halinde davalı idarelerin yürüttüğü hizmetten bağımsız düşünülemeyecek olup illiyet bağının tamamen kesildiğinin kabulü mümkün olmayacağını belirterek 1.888.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 01/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari(avans) faizi ile birlikte davalı kurumlardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin kaşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle kanun ve diğer mevzuat hükümlerine açıkça aykırı olarak açılan davanın kabul edilmemekle birlikte; öncelikle davanın görev, süre ve taraf yönleriyle incelenmesini ve davanın adli yargının görev alanında olmadığını, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davanın esasına girilmeden önce davanın usule ilişkin dava şartları yönünden incelenerek usulden reddine karar verilmesini ve neticeten usülden ve esastan reddini talep etmiştir. Davalı Başakşehir Belediye Başkanlığı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle kanun ve diğer mevzuat hükümlerine açıkça aykırı olarak açılan davanın kabul edilmemekle birlikte; davanın adli yargının görev alanında olmadığını, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini talep etmiştir. İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (İYUK) çizilerek, Kanun’un 2. maddesinde; “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tam yargı davası açabileceği hükme bağlanmıştır. İdare hukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biri idarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu, diğeri ise idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusunda yapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin her türlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluk türüdür. İdarenin kişilere verdiği zararları tazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuz sorumluluğuna” dayanmaktadır. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde birtakım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır (Sarıca, R: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Hizmet Kusuru ve Karakterleri, Y. 1949, C. 15, S. 4, s. 858; Atay, E.E.: İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; Yıldırım, T.: İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253). Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir. Bunlar; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir. İdari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir. İYUK’un 2. maddesine göre, idari eylem ve işlemlerden dolayı zarar gören kişiler tarafından açılacak "tam yargı" davaları idari yargı yerinde görülür ve çözümlenir. Kamu tüzel kişilerinin, kamu hizmetlerine ilişkin olmakla beraber özel hukuk kuralları altında, özel hukuk tüzel kişisi gibi yaptığı eylem ve işlemler ise özel hukuk alanına ilişkin olduğundan, bunlar idari eylem ve işlem olarak nitelendirilemezler. Kamu idare ve kurumlarının, kamu otoritesinin (egemenlik hakkının) bir temsilcisi olarak yaptığı faaliyetlerinde veya ondan doğan eylemlerinde hizmet unsuru söz konusu olduğu hâlde, özel hukuk tüzel kişisi olarak yürütülen faaliyetler sırasında meydana gelen zararlardan ötürü ilgili kamu tüzel kişisinin sorumluluğunun özel hukuk hükümleri ve ilkeleri uyarınca belirlenmesi gerekir. Uyuşmazlık Mahkemesinin 06.12.1999 tarihli ve ... E. ...K. sayılı kararında; “İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu” vurgulandıktan sonra; “Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; dolayısıyla, olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde ‘idari dava türleri’ arasında sayılan ‘idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası’ kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağına” işaret edilmiş ve idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararın giderilmesine yönelik olarak açılan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Zira bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp, o plan ve projeler gereğince işi görmesi de kararın neticesi olan birer idari eylemdir. Ayrıca 11.02.1959 tarihli ve ... E.,... K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı gibi, kamu kuruluşlarının verdikleri kararlar sonunda plan ve projesine uygun olmak üzere tesisler yaptırmış olmaları, bu tesisleri kullanmaları veya bu tesislere bakmaları sebebiyle fertlerin uğramış oldukları zararların tazminine yönelik davalar tam yargı davası olarak idari yargı mercilerince çözümlenecektir. Bu kapsamda hizmet kusuruna dayalı olarak açılan iş bu davada mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, hmk'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen yargı yolu dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada davalı idarelerin kamu hizmetinin yürütülmesinde hizmet kusuruna dayalı sorumluluğundan kaynaklandığı, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen yargı yolu dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 9. maddesinin "çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." hükmü gereğince itiraz edenin GÖREVLİ VE YETKİLİ İDARİ YARGI BİRİMİNDE DAVA AÇABİLECEĞİNİN İHTARINA, 3-Davaya yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 4-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar Davalı İski, Davalı İBB ve Davalı Başakşehir Belediyesi vekilininin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır